- Kategori
- Deneme
Hepimiz farklıyız, hepimiz eşitiz

Dünya ne güzeldir, farklı farklı insanlarla, binlerce çeşit bitkisiyle ve hayvanlarıyla. Bütün insanların aynı olduğunu, aynı göründüğünü ve aynı fikirlere sahip olduğunu düşünün. Tıpkı gökkuşağının tek renk olması gibi ne kadar sıkıcı olurdu değil mi? Hayatı güzelleştiren farklılıklarımızdır, renklerin olmadığı bir dünya koyu bir karanlıktan başka nedir ki? Aslında ne büyük nimettir farklı olmak, çeşitlilik ve yaşamın renkleri…
Bir insan sadece insan olduğu için saygı duyulmayı ve önemsenmeyi tek başına hak etmelidir. Sarı, siyah ya da beyaz ırk olmak, kimseye üstünlük sağlamaz. Hangi milletten, kültürden, dinden, inançtan olursak olalım, insan olmak vasfı dışındaki tüm kimliklerden arındırılarak, bakılmalı insana. Herkesin aynı fikirde ve düşüncede olmasını istemek, insanlığı ilerlemeden ve gelişmeden alıkoymaktır. Fikir ayrılıkları, fikir çatışması, olaylara değişik açılardan bakmayı öğretir. Tek bir düşünceye ve zihniyete hapsolmak, onun dışında bir düşünce tanımamak, karşımızdakini anlamaya çalışmamak, çatışmaların ve ayrışmış toplum yapısının temel sorunudur.
Nedir bizi farklı olana düşman eden? Tanımadığımız için, ortak bir nokta bulmaya çalışmadığımız için bizden olmayana duyulan korku mu? Yaşam alanımızı ve çıkarlarımızı tehdit edecek bir durumdan mı korkuyoruz? Ya da kendi dünyamıza kapanıp, kendi içimizdeki dünyanın, düzenin bozulmasını mı istemiyoruz. Yüzleşmekten korkuyor muyuz farklı olanla? Ya da bencilliğimiz ve egomuz o kadar yüksek ki eğilerek farklı insanlarla, değişik fikirlerle aynı hizaya gelmek istemiyoruz. Oysa tevazü ve hoşgörüdür bizi diğer insanlarla aynı hizaya getiren.
Biz ki dünyaya hoşgörü ve sevgi öğreten Mevlana'nın, Yunus Emre'nin torunlarıyız. Bizi bir araya getirenin farklılıklarımız olduğunu bilerek yaşamış bir milletin, hoşgörüden ve insanı tanımaktan yoksun evlatlarıyız. Bölünerek yaşamak istedikten sonra o kadar çok ki farklılıklarımız. Gözün retinasından, parmak izimize varana kadar farklı yaratılmışken nereye kadar ayrıştıracaksın kendini?
Bunca farklılığın içinde bir ortak nokta bulmaya çalışarak, insanda birleşerek, birbirimizi tanımaya çalışarak barış içinde yaşayabiliriz. Bizden olmayanı tanıdıkça aslında ne kadar aynı olduğumuzu anlayacağız. Kimse kimseden üstün değildir. Soylu ve zengin bir ailede yaşayan çocukla, yoksulluk ve sefalet içinde yaşamaya çalışan bir çocuğa aynı değerle bakabilmeliyiz. En basitinden, sınıftaki öğrencilerimizi ayırıyor, bazılarını kayırıyorsak eğitimci özelliğimizi baştan kaybederiz. Ne zaman onlara eşit davranıp, kategorilere ayırmadan önem verirsek, çok daha adil ve barışçıl nesiller yetiştirmiş oluruz.
İyi kötü, zengin fakir, güzel çirkin, başarılı başarısız, engelli engelsiz, yaşlı genç, siyah beyaz vs. zıtlıklarıyla var olur ve anlam kazanır her kavram. Aynı gökyüzünün altında, aynı toprak üstünde, aynı havayı teneffüs ederken ve severken yaradılanı Yaradan’dan ötürü, birbirimize saygı dahi duyamıyorsak, insanlığımızdan şüphe duymalıyız. Katı bir fanatizm içinde kendimizden başkasını yok saymak cinayettir.
Dünya ne güzeldir, farklı farklı insanlarla, binlerce çeşit bitkisiyle ve hayvanlarıyla. Dünya ne güzeldir, birbirimizi anladığımızda, tanış olduğumuzda, hoşgörü ve sevgiyi anladığımızda. Aslında sevdiğimizde hayatı ve insanı, yaşamak ne güzeldir!
Fatma KOŞUBAŞI