- Kategori
- Edebiyat
Her ikisi de, bir şairin 'asil yüreği'ne sahiptiler -3-

mehmet emin ve atatürk
Mustafa Kemal Atatürk’ü yitirmemizden bu yana tam 73 sene geçmesine rağmen, onu tanıyan gören ve onunla yaşayanların yüreklerindeki yeri halen dün gibi yerini koruyorken, onu hiç tanımayan Türk veya dünya vatandaşları da onun yüce ve asil şahsiyetine hayranlıklarını sürdürdükleri gibi çoğu ülke liderinin de onun çağın ötesine ulaşmış devrimleriyle, ışıklı yolunda yürümüşler ve onun asker ve devlet adamı kişiliğini örnek göstermişlerdir. Yediden yetmişe her insan onu tanımadan, görmeden sevmiştir.
Peki bu aşırı halkın ve tüm ulusun sevgisini kazanmış, üzerinden 73 sene geçmesine rağmen halen gönüllerdeki sevgisini koruyan, dünyanın başka hangi ülkesinde böylesi bir lideri görmek mümkündür?
Tabi ki bu soruya yanıt vermek için onun yüce şahsiyetini, ülkesi için yaptığı fedakarlıklarının dışında kendisini nasıl canını ve her şeyini Türk Halkı için feda ettiğini, onun önderliğinde Türkiye Devrimini gerçekleştiren Türk Halkını nasıl, hangi şartlarda ardına kattığını öğrenmemiz gerekir.
Elimdeki kaynak kitap “Atatürk’ün Bütün Eserleri” adı altında 15 cildin birinci cildine ait olup, Kaynak Yayınlarından basılmıştır. Bu kitabın hazırlanması elbetteki kolay olmamıştır. Binlerce kitap, gazete, broşür ve belge titizlikle incelenmiş, taranmış, tercüme edilmiş, eski ve yeni yayınlanmış metinlerle karşılaştırılmış ve günümüz Türkçesiyle okura sunulmuştur.
1903 ve 1904 yıllarında kendi eliyle yazmış olduğu notlar ve mektuplarla “Atatürk’ün 2 Numaralı Not Defterinden” başlıklı sayfaya geldiğimde tüm dikkatimle satırları büyük bir ilgiyle okumaya başladım. Zira anı defterlerinde öyle hakikatler gizlidir ki, bizler okul sıralarında tarihlerle oyalanırken asıl olan “duygular” anlatılmamıştır. Oysa Kurtuluş Savaşının ve Kanlı Sırtlarda hala adımlarının izleri durmakta olan ulusal liderin hangi ruh halinde olduğunu bilmemiz gerekir.
Bir notunda “Kumandanlık çare ve sabır……….ibarettir. Bunu da harp öğretir” sözleri onun nasıl bir lider olduğunu anlayabiliriz.
11 Mart 1904 tarihli notunda;
“…Selanik’ten geleli üç ay oldu. Gelişimin ilk günlerinde hayatın düzenine bir çığır buldum zannındaydım. Manen ve maddeten etkisinde olduğum ıstırabımı atlatılmış gibi görüyordum. Lakin heyhat!..Bugün bilmem kaç yüzüncü defa olmak üzere yine kalbimin bütün şikayet iniltilerini işitmekle ağlıyorum. Her vakit ki gibi bu dakika dahi…”
–
Atatürk’ün sözcük sözcük duygularına eşlik edince içim bir tuhaf oldu. Nedendir bilmem, ama onun bu içsel yalnızlığı beni çok tesiri altına almıştı. Çünkü onun en özel anlarına tanık olmuştum.
Bir asker ağlıyordu…
Bir genç gülmüyordu…
Bir ulusun lideri sessizce içine çekiliyordu…
Neden? Ben bu soruyu kendime sorduğumda onun yürek esintileri ile sarsıldım:
“…Değişmez fen mi vardır, müstakar eşya mı kalmıştır.
Delili sabit olmuş binde bir dava mı kalmıştır.
Deme insana malum olmadık mana mı kalmıştır.
Eğer meçhul ararsan her işin encamı kalmıştır.”
*
Meyi görmedim ömrümde bir inkar eden mezhep
Fenadır bir fena dünyada bir intac her matlab.
Firakı, hapsi, nefi kader ve namusumla gördüm hep
Cihanın bir silahından bana perva mı kalmıştır.
*
Musirrım sabitim ta can verince halka hizmet
Fedakarın kalır ezkar-ı daim kalb-i millette
Denir bir gün gelir de saye-i feyz-i hamiyette
Kemal’in seng-i kabri kalmadıysa namı kalmıştır…”M.Kemal-(Atatürk’ün Bütün Eserleri/sayfa 20)
Türk Ulusunun lideri yalnız ve zıt düşüncelerle belirsiz günler yaşarken bir anda bütün sıkıntısı adeta dağılıyor ve şen mutlu ruh halvetine giriyor. Öyle ya, hangimiz sevdiğimiz birinden bir muştu aldığımızda bu duygu haline bırakmayız kendimizi.
16.Mart 1904 senesinin Çarşamba sabahı kaleme aldığı notunda, bir dosttan “kardeşim” dediği insandan aldığı mektupla yüreği sevgiyle ışıldar:
“ Bir mektup…Evet, birkaç satırlık bir kağıt parçası…Fakat sevilen bir kalbin sevgi akışlarının yansıdığı bir ruhun hatırlandığı sahne olduğu için sonsuz önemi vardır. Bir muhitte yaşadığı, his ve fikirde tam uygunluğun varlığı sebebiyle haklarında kalpten muhabbetler beslediğim arkadaşlarımla mümkün olduğu kadar sevgi alışverişinde bulunmayıarzu ettiğim gibi, araya uzaklığın girmesiyle yüzlerini göremediğim ve sözlerini işitmek hazzından mahrum bulunduğum kardeşlerimle de her türlü engele göğüs gererek haberleşmeyi son emelim bilirim. Zira bence kardeşlik bağı kutsal bir altın bağdır.-M.Kemal-…”(-Sayfa: 21)
Ulusumuzun liderinin notlarında gezinirken yalnızlığına bir de eşlik eden maddi sıkıntısına da tanık olunca günümüz liderlerinin saltanat sürmelerine ister istemez yüreğim isyan ediyordu. 21 Mart 1904 pazartesi sabah 06:00 sularında kaleme aldığı notta;
“…Bugün bütçemin hesabına baktım. Masrafları gelirin pek ziyade üstünde buldum. Şimdiye kadar para çantama girip çıkan parayı hesap etmek hatırıma bile gelmemişti. Fakat hesapsızlığın vahim neticesi olmak üzere pek büyük ıstıraplar altında manen, maddeten ezildim. Şimdi sarf olunan paranın harcama süresini ve yerini gösteren defterime baktığım zaman hareketimdeki düzensizlik gözüme çarpıyor. Her zaman bu defterin gözden geçirilmesiyle hissedilen pişmanlıklar, ihtimal hareket tarzını düzeltmeye yardım eder. Fakat henüz bunun tesirini idrak etmiyorum. Sebebi, masrafların fazlalığından ziyade gelirin azlığıdır…M.Kemal.” (sayfa:21)
Derleyen ve Yazan:Emine PİŞİREN
Edebiyat Galerisi Net Sitesi
Genel Yayın Yönetmeni
28.03.2011/Antalya
KAYNAK: Atatürk’ün Bütün Eserleri Birinci Cild. Sayfa: 20 ve 21/Kaynak Yayınları