Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '14

 
Kategori
Deneme
 

Her konuşanı alim, her susanı cahil sanma!

Her konuşanı alim, her susanı cahil sanma!
 

resim görsel netten alıntı


Her şeyin bir görünen dış yüzü bir de görünmeyen iç yüzü vardır. Salt dış görünüşe göre yargıya varmak insanı bazen yanılgıya düşürebilir. Lakin ilk izlenim de çok önemlidir. Zira görünen köy kılavuz istemez demiş atalarımız. Hal böyle iken nice alim görünümlü cahil kimselerin peşine takılıp gidenleri gördük.

        Cahili; bilgisiz yol yordam bilmeyen ilim irfandan yoksun kimse olarak tanımlamış halkımız. Şöyle de özelliklerini sıralamış; Onlar  erdemli, doğru, bilgili,insancıl, sorumluluk sahibi ve araştırıp öğrenmeyi  kendine ilke edinmiş kimselerden uzak durur. Çünkü, kendini olduğundan daha fazla büyük  görme hastalığına tutulmuş, tevazudan  yoksundur. Cahil, her şeyin dış yüzünü görür, derinine inmez. Her şeyi bildiğini sanır, boş iddialarda bulunur. Dediğim dedikçidir! Yanıldığını asla kabul etmez. Çünkü o, olayları ancak gördüğü gibi değerlendirir. Ben bilirim, benim dediğim doğrudur zihniyetindedir. Kendi düşüncesinde olmayanı ötekileştirir. Kitleleri birleştirmek yerine ayrıştırıcı politikalar üretir. Bir de etrafından destek görürse değme gitsin keyfine... Yüce dağları ben yarattım der  kendini Everest tepesinin üstüne bağdaş kurup oturtur.

 

Eğitim almak ya da almamak bu kimselerin cehaletini azaltmaz. Zira idrak, düşünme yetenekleri, algıları kapalıdır. Etrafımızda bu özellikleri taşıyan çok sayıdak kişi görmemiz mümkün. Kimi ile arkadaş, komşu, kimi ile iş ilişkisi içinde bulunduğumuz kimseler. Kimilerini tv de izler, gazetede okuruz. Bunlar  düşünmeden cahilce söylemlerde bulunan bir bakan, milletvekili, vali gibi görevleri üstlenmiş üst düzey yöneticileri  olarak karşımıza çıkabilir. Böyle kimseler hasbel kader getirildikleri bu makamlarda,davranışlarıyla öylesine cahilce bir tutum sergiler ki;  işgal ettiği makam yer ve konum birbiriyle tamamen zıttır. Bir söylemine bakarım, bir de işgal ettiği makama! Bu insan bu makama nasıl getirilmiş diye kendime sorarım.

Sordum da...Son dönemde öyle çok örneklerle karşılaştık ki... Malumunuz ülkemiz bir seçim atmosferinden çıkmış. Sonuç beklendiği gibi fiyasko! Bu teknoloji çağında seçim gecesi yaşanan elektirik kesintisinin sebebini trafoya kedi girdi, ya da rüzgarın şiddetine bağlayan bir bakan, diğer yandan bu seçimde insanları savaş psikolojisine sokup, sandık görevlilerini "uhud okçularına" benzeten bir başka bakan... örnekler öyle çok ki... Kelli felli bu kimseler için kendime ve onları oraya getirene sordum...

Rahmetli Yaşar Hocamın böyle durumlar için bir öğüdü vardı. "Makamın şereflendirdiği kimseler olmayın, makamı şereflendiren olun" demişti. İşte bu ve bunun gibiler makamın şereflendirdiği, makamlarından güç olan kimseler...


Ne dersiniz, sizce de öyle değil mi?


Muhabetle

Hanife Mert

 
Toplam blog
: 149
: 4363
Kayıt tarihi
: 08.06.12
 
 

Anadolu Üniversitesi İktisat  mezunuyum. Emekli muhasebeciyim. Felsefe, İlahiyat, Sosyoloji ve Ps..