Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '13

 
Kategori
Deneme
 

Her şairin kalbi biraz kelebektir

Her şairin kalbi biraz kelebektir
 

Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, 1940'lı yıllarda, insanların yokluktan, savaştan, baskıdan, hastalıktan muzdarip olduğu belki de dünyanın şiire en çok ihtiyaç duyduğu zamanlarda mısralara gönül vermiş iki genç şairdir, ikisi de eskilerin ince hastalık dedikleri verem hastası. Tarihin tozlu yaprakları arasında, bu zamana kadar adlarını çoğumuzun duymadığı, kısacık ömürlerinde geriye hüzünlü şiirler bırakmış iki şiir sevdalısı.

Diyecekler ki arkamdan
Ben öldükten sonra
O, yalnız şiir yazardı
Ve yağmurlu gecelerde
Elleri cebinde gezerdi
Yazık diyecek
Hatıra defterimi okuyan
Ne talihsiz adammış
İmanı gevremiş parasızlıktan... (Muzaffer Tayyip Uslu)

Muzaffer Tayyip Uslu'nun hatıra defterini okuyamadık ama Yılmaz Erdoğan'ın başarılı sinema filmi "Kelebeğin Rüyası"  sayesinde hayatını, şiirlerini ve hislerini geç de olsa tanıdık.

Zamanın tüm imkansızlıklarına rağmen, öğretmenleri Behçet Necatigil'in verdiği öğüde sadık kalarak ve bilerek ölümün yakınlığını, ruhlarındaki coşkuyu, yaşama sevincini kaybetmeden, küçük çırpınışların renklerinde sürekli yazdılar, ne buldularsa yazdılar, kimi zaman duvara kimin zaman bulabildikleri boş kağıtlara...

Tam da şiir bitti, tam da ruhundaki incelikleri unuttu insanlar derken, "Kelebeğin Rüyası" gibi dizelerle örülü, duygusal bir filmle karşılaşmak şiire ve şaire olan ilgiyi artırabilir düşüncesiyle az da olsa umutlandırdı beni.

Benim de aşklarım oldu
Ve alabildiğine günahlarım.
Halbuki bir günah olmak istedim
Bütün ömrümce (Rüştü Onur)

Ve film başladığı andan itibaren bağımı kopardığım gerçekler başka hüzünlü gerçeklerin ortasına atıverdi beni. Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, kısacık hayatlarında, aslında her hayat sonsuzluk karşısında yokluk olsa da bir yandan veremle mücadele ederken diğer yandan hayallere ve dostluklarına ve aşka ve şiire sarılarak yıllarca yaşanan hayatlardan daha etkileyici ve daha yoğun duygularla gökyüzünde öyle bir parlamışlar ki şiirden bir iz bırakmışlar geriye...

Ben insanları düşünüyorum

Ve dünyayı

O insanlar ki

Böyle her akşamüstü

Şarkı söyler ve şiir yazarlar

Ölüme dair  

(Rüştü Onur)

Genç yaşta verem olan bir şair için, şiirden başka sığınacak ne vardır ölüm karşısında. Dizeler acıdan ve yokluktan bir yorgan gibi... Yazma aşkının, ölüme meydan okuyan dizelerinde tarifsiz bir kederi soluklanırken, aşkın hayata verdiği gücü bir kez daha derinden yaralanarak hissediyor insan.

Bütün dünya savaşırken bu kadar güzel olmak doğru mu diye soruyor şair, şiirin bahanesi olan aşka...

Coşkuyla, dostlukla, mısralarla, aşkla devam ederken buruk bir tad bırakarak, tamamlanmamış bir duygu, yarım kalmış bir şiir tadıyla bitiyor film.

Hepimiz farklı dizelerde kelebeğin rüyasını yaşıyoruz aslında ve aynı zaman içinde kimimiz az ihtiyar kimimiz de çok... Uyanıncaya dek güzel düşler görmek, güzel izler bırakmaktır aslolan...

FATMA KOŞUBAŞI

 
Toplam blog
: 70
: 863
Kayıt tarihi
: 18.01.08
 
 

Eğitimci, yazar... Denizin Üvey Kızı ve Hayalbaz şiir kitaplarının şairi... Bilgisayar öğretm..