Herkes yazarken özgürdür tamam da (2) / Türkçe / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '08

 
Kategori
Blog
 

Herkes yazarken özgürdür tamam da (2) / Türkçe

Herkes yazarken özgürdür tamam da (2) / Türkçe
 

Merhaba... :)))

Dün yazdığım yazıyla ilgili bir sürü yorum gelmiş. Teşekkür ederim, farklı sesler duymak gerçekten iyi geldi :) Üstelik çok özlemişim... Okurken aman neler yazmak istedi canım, anlatmaman... Parmaklarım, beynimde dönüp duran şeylere yetişebildiği kadar paylaşmak istiyorum izin verirseniz :)

1. (Sayın Ümit Culduz Bey için :) )

Bu bayram tatilinde, kısa ama elbettte çok hoş süren mavi tur maceramızın ardından, dönüş için iki gruba ayrıldık. Bir grup devam kararı aldı, diğer grup ise dönme kararı... Bizim arabada, yani dönen grupta şoför :)) hariç hepimiz hatun oluverdik, kader bu ya... :))

Mola verdiğimiz ve yemek yediğimiz bir ara, şoförümüz :)),

'Allah allah bu çorbanın da tadı bir enteresan yahu' diye kendi kendine söylenircesine sakin ve sıradan bir ses tonu ile başlayarak, bir gözü yere bir gözü göğe bakar, ikisini ne hikmetse bir hizada tutmayı beceremez bir şekilde,

'Siz kadınları anlamayı hiç bir zaman başaramayacağım. Beynimin sınırları içine sığmıyorsunuz. Sığamıyorsunuz... Gözlerim yolu seçemez oldu... BU NASIL BİTMEZ TÜKENMEZ BİR KONUŞABİLME DURUMUDUR? YOLA ÇIKTIĞIMIZDAN BERİ, HALEN DAHA HİÇ DURMADAN KONUŞTUĞUNUZUN FARKINDA MISINIZ SİZ?' deyiverdi.. :))

Kısa bir sessizlikten sonra bir kahkaha tufanı koptu tabi :)) Efendim, meğer bir araba erkek ve bir adet hatun sürücü olsaymışız şayet, erkekler birşeyler konuşur, (kesinlikle kısa cümlerle ama) sonra susar, sonra biri bir şey görür ya da düşünür, bir laf atar ortaya, sonra bir başkası ona cevap verir ve sonra herkes yine susar, sonra bir başkası başka bir şey görür ya da düşünür, bu sefer onu söyler, sonra bir başkası yorum yapar ve sonra tekrar susarlarmış...

:)))) Şimdi bunları yazarken düşünüyorum da; bizlerin beyinleri sanki biraz, susarsak birbirimizden rahatsız oluyoruz izlenimi verme ya da biri keyifsiz, ortamda gergin bir şey var falan filan feşmekan düşüncelerine girme şeklinde çalışıyor...

Hey allahım :))

2. (Sayın cdenizkent Bey için :) )

'-ne güzel bir resim bu böyle, çok tatlısınız..
-teşekkürler hocam, sizi çok seviyorus'
-ben de sizi seviyorum tavşanlar'
-ne mal olduk biss böölleee..
-aaa, mal demeyin, siz çok tatlısınız ama seçtiğiniz kelimelere de dikkat edin derim, size yakışanı seçin. ay çok öğretmen oldum yine gece gece..
- cokk sorry hocammm cokk seviorummm sızııı bn o kelımeyııı beatıfull :) anlamında kullandım benn yanlıss anlamayalım :D
- ya sorma, ben zaten hep yanlis anlarım.. zımba de mesela.. ördek anlarım. portakal suyu de, imamın abdest suyu anlarım :))). mal de, bakınız
http://www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA anlarım canım benim. ben de seni/sizi seviyorum ama o ayrı :)
- hojam ama osledik, bızı ne zaman gormeye gelceksınısss
- linke hala tıklamadıysan hiçbir zaman
...

3. ( Sayın mavidüşlerim Hanım, Alptekin Yılmaz Bey, Gül Tuna Hanım, Alyoşa Hanım, Gökhan Bey, Mehmet Sağlam Bey ve Mustafa Mumcu Bey için :) )

Johan VANDEWALLE adında bir bey vardır, bilmem bilir misiniz? Kendisi 1960 Belçika doğumlu olup, bazı kaynaklara göre 22, bazı kaynaklara göre 34 ya da 36 dil ve lehçe bilen, dünyanın en büyük ve elbette ödüllü dilbilimcilerinden biri. Aynı zamanda inşaat mühendisi...

Türkçe ile ilk kez 1973'te yaptığı bir İstanbul gezisi sırasında tanışıyor, o zamanlar 13 yaşında.

Kendi ağzından (Türkçe) anlatımı: ' O gezide yaşadığım misafirperverlik beni çok etkiledi ve Türkçeyi öğrenmeye sevk etti. Türkçeyi biraz öğrenince, matematiksel yapısına hayran kaldım. (Türkçeyi öğrenmiş, daha sonra da Osmanlıca ve eski Uygur Türkçesini öğrenerek Orhun Abideleri'ni incelemiş) Ve bu dili, bütün yanlarıyla incelemeye karar verdim. Yıllar boyunca Türkçe'nin kurallar sisteminin işleyişini inceledikçe, satranç oyununa olan yakınlığının daha çok farkına varıyorum. Satrançta kurallar mantıklı, basit ve az sayıda. Çok kısa zaman içerisinde öğrenilebilinir. Yedi yaşındaki bir çocuk bile satranç oynamasını öğrenebilir. Temeldeki bu kolaylığa rağmen satranç oynayan kişi hayatı boyunca sıkılmaz. Oynama imkanları sınırsızdır. Dünya şampiyonluğunu kazanmak için olağanüstü yetenek ve beceri lazım. Bütün bu nedenlerle satranç oyununun ideal bir oyun olduğunu söyleyebiliriz. Aynı durumun Türkçe dilbilgisi sisteminde bulunması bence Türk dilinin en büyülü özelliğidir.

...

... Anadili Türkçe olan bir kişinin kısa cümlelerle düşündüğü, konuşma anında ise bu kısa cümleleri çeşitli yollarla birbirine bağlayarak karmaşık yapılar kurduğu görüşündeyim. Bu "cümle bağlama eğilimi" bazı konuşurlarda zayıf, bazılarında ise adeta bir hastalık derecesinde güçlü olabilir. Bu son durumda ortaya çıkan dilsel yapılar, insan zihninin üstün olanaklarını en güzel şekilde yansıtıyor. Farklı dil gruplarına ait birçok dili incelediğim halde şimdiye kadar hiçbir dilde beni Türkçe'deki karmaşık cümle yapıları kadar büyüleyen bir yapıya rastlamadığımı söyleyebilirim. Biraz duygusal olmama izin verirseniz, bazen kendime "keşke Chomsky de gençliğinde Türkçe öğrenmiş olsaydı... ", diyorum. Eminim o zaman çağdaş dilbilim İngilizce'ye göre değil, Türkçe'ye göre şekillenmiş olurdu..."


Vandewalle, bildiği dillerle ilgili;

Flemenkçe, Latince, İngilizce, Almanca ve Türkçenin yanı sıra Farsça, Çağdaş Arapça, Rusça, Osmanlıca, Klasik Arapça ve Eski Slavcayı öğrendiğini kaydetmiş. Türkçe'ye olan merakının ardından da Özbek, Kazak, Kırgız, Türkmen, Azeri, Uygur, Tatar, Başkurt, Tuva, Orhon, Eski Uygur, Kuman ve Çağatay Türkçeleri ile Tacikçeyi de kendi kendine öğrendiğini söylemiş. Arapça kursu sonucunda da Mısır ve Fas Arapçasını öğrendiğini anlatan Vandewalle, yalnızca seyahatlerde kullanmak amacıyla da İtalyanca, Arnavutça, Yunanca, Hintçe, Urduca ve Fince öğrendiğini, sadece dil merakından dolayı da Gaelic, Japonca, Svahili ve Sırpça kitaplar okuduğunu ve bunları anladığını eklemiş.

Vandewalle, Belçika'da bulunan ve başkanı olduğu ''Oryantal, Doğu Dilleri ve Kültürleri Öğretim Merkezi''nde farklı düzeylerde konuşulan Türkçe ve Arapça dersleri vermekte imiş, ayrıca değişik ülkelerde yaşayan ve Türkiye Türkçesini öğrenmek isteyenler için 'Türkçekent', Türk lehçelerine meraklı olanlar için de 'Türkçestan' adlı internet sitelerini hazırlamış veya hazırlamaktaymış.

Bu bey ile ilgili bilgileri ilk edindiğim zaman tüylerim diken diken olmuştu. Gerçi hala daha oluyor, o ayrı... Biz imla kurallarını, yazım kurallarını tartışıyoruz ama... 22 ila 36 dil bilen, bunun için ödül alan ve Türk olmayan bir beyefendi, bizim dilimize, tabir doğru ise methiyeler düzmüş.. Hem de doğru Türkçe ile... Biz Türkler de kendi aramızda 'dilimizi kurallasak da mı saklasak kurallamasak da mı saklasak, ooo piti piti karamela sepeti' yapıyoruz... :(

Bilen ile bilmeyen farksız olur mu hiç? Bilgi/terübe sahibi olmadan yorum yapanla, bilgi/tecrübe sahibi oalrak yorum yapan peki? 'Bilgi, tecrübe ve yorum'u açmak da gerekebilir elbet...

Benşimd i si ze yukardaki yazıyı dilbilgisile ve im laku rallarıolma dan ve 1 şey ler değiştirpmi yassaydım okumak kolay olurtu yoksa dilbilgisi ve imla kurallarına dikkat ederek yazınca mı daha kolay oldu?


Herkese huzurlu ve sağlıklı bir haftasonu diliyorum.

:)
Sevgiler
ASLI


Kaynaklar:

http://newsgroups.derkeiler.com/Archive/Soc/soc.culture.turkish/2007-03/msg00428.html
http://www.pegem.net/kitabevi/2771-Turkce-Temel-Dilbilgisi-kitabi.aspx
http://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Special:Search&ns0=1&redirs=0&search=Johan+VANDEWALLE&limit=20&offset=0
 
Toplam blog
: 61
: 937
Kayıt tarihi
: 20.09.08
 
 

Yazmak sorumluluk istiyor. Zor iş, başka bir alem. Yaşamın ta kendisi gibi. ..