Herşey sahte (Her yanımızı sahtecilik sarmış ) / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

11 Şubat '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Herşey sahte (Her yanımızı sahtecilik sarmış )

Herşey sahte (Her yanımızı sahtecilik sarmış )
 

Malum bugün okullar yeniden başladı, Adana da hava yağmurlu, oğlanı okula bıraktım geldim, uykum da yok dedim ki televizyon seyredeyim.

Bir haber kanalını açtım, ülkemizde olup bitenlerden özellikle hafta sonlarında olanlardan bahsediyor,

Memleket meselesi elbette hemen dikkatimi çekiyor. Ancak haberler hemen her gün izlediğimin hatta yüzlerce kanalarda aynı anda aynı şekilde aynı ses tonuyla verilen haberler. Ne o yahu, bu ülke robotlaşmış da bizim mi haberimiz yok? Biri hazırlıyor yüzlerce kanala gönderiyor sadece bunları haber diye sunacaksınız diyor. Yuh!

Bir kanalda kullandığımız ve birçok ilçe veya ille neredeyse özleşmiş “Bal” ile ilgili bir açıklama dikkatimi çekti. Balın kilosu beş bin Euro yani 12 Bin TL. Bir başkası ise 30 TL. Hadi buyurun bakalım.

Arkasından açıklamalar var yetkililerin ağzından;

Piyasada çok sayıda balın “sahtesi var” aman dikkat edin, uyarısı var. Hoppala…

Sahte arı çiçek mi var ki bal olsun demeyin var işte, ben demiyorum yetkililer diyor. Olursa yiyorum olmazsa aklıma bile gelmiyor...

Kardeşin nereye bakarsanız bakın sahte bir şey mutlaka var, balın sahtesi yoğurdun sahtesi hatta Adana Kebabının sahtesi var inanmayacaksınız. Sahte televizyonlar, sahte kasetçalarlar videolar cep telefonları almış başını gidiyor, teknoloji diyeceksiniz ama besinlerin hatta bahçelerde yetişen ve hemen her gün sofralarımızda kullandığımız sebze ve meyvelerin de sahteleri var…

Geçenlerde gerçekten çok sevdiğim bir firmanın ve şehrin maden suyu var, ondan altılı bir paket aldım, akşam yemekten sonra midem ekşidi bir tane içeyim dedim. Şişenin kapağını açtım bardağa koyacağım, o ne normal sudan farkı yok, oysa maden suyu bardağa dökülürken kabarcıklar çıkarır bardağın çeperine damlacıklar doluşur değil mi, su bu, bildiğimiz su tadına baktım acımsı bir şey…

Kaptım götürdüm markete bozuk bu dedim, itiraz falan derken market müdürü geldi şöyle bir baktı dedi ki bu bozuk değil, sahte bunu buraya kim koymuş?

Eyvah dedim ister misiniz sahte maden suyunu siz koydunuz bizi kötülüyorsunuz desinler, olur mu olur neyse ki demediler ve bana yeni bir paket verdiler…

Arkadaşlar son zamanlarda salatalık aldınız mı? Kalem gibiler, tezgâhlarda parlıyor, al beni diyorlar ama alıp eve götürdünüz mü aklınız karışıyor, yanlışlıkla kabak mı aldım diyorsunuz, salatalık kabak gibi kokuyor ve tadı tuzu yok. Sahte “salatalık” olacak iş mi?

Domatesler taş gibi, kafanıza kazara düşse emin olun kafanız yarılır, üstelin rengi bildiğimiz kırmızı bile değil. Hastalanmış “kırmızı.” Bildiğimiz severek yediğimiz Anamur Muzu sahte yahu olacak iş mi?

Malum eski bir Bankacı olunca aklıma geldi, bankalara diretilen ve amacı kesinlikle belli olan yeni bir uygulama var “Altın hesabı” Eski memurlarımdan bir şube müdürümüzün yanına oturdum sordum, altın işi nasıl gidiyor, dedim fena değil ama en fazla “sahte altınlardan” çekiyoruz dedi. Nasıl diye sormadım çünkü hiç şaşırmadım ki?

Bu arada bankaların sahte POS cihazının olduğunu öğrendim haberiniz olsun. Amaç Kredi Kartı ve Kimlik Bilgilerinizi almak… İster misiniz sahte bankamatikler olsun sahte paralar versin, olur mu olur burası Türkiye…

Hoş insanlarımız sahte olmaya başladı gülüşler sahte ağlamalar sahte, şarkılar sahte sanatçılar sahte sanatçı diziler sahte, film sahneleri sahte, siyasetin dil uzattığı tarihimiz sahte, meclisimiz sahte partilerimizin oluş nedeni sahte velhasıl nereye bakarsanız bakın “sahte.” Ya dostluklar(?)

Bu kadar çok sahtenin olduğu yerde delilerin bile hayali ve sahte olduğu yerde insanların doğal olmasını nasıl bekleyeceksiniz siz de haklısınız…

Dün öğrendim sahte ben de varmış, birileri benim telefonumdan benim adıma birilerini arıyor, hemen telefonu kapatıyor tekrar arayan yandı sahte “ben” yüzünden başı belaya giriyor. Birileri sahte “ben” ile paylaşılan siteleri beğeniyor, paylaşıyor hatta benim adıma site kurabiliyor. Ne acı değil mi artık “kendimden” şüphe duymaya başladım yoksa bende mi” sahteyim” diye…

Herşeyi tespit eden bilen gören bulan devlet ne hikmetse bunları bulamıyor engel olamıyor karışmıyor bilmiyor duymuyor, inşallah “Devlet” sahte değildir.(?)

Geçenlerde bir kanalda sahte İmam sahte Sünnetçi sahte Doktor sahte Komutan'dan sahte Öğretmen'den bahsederken yere düştüm, ne oluyoruz yahu dedim bu ülkede ya insanlar son derece saf ya da bunları yapanlar korkmadan çekinmeden rahatlıkla kullanabilenler “aç.”

Bu güzel günde ortalıkta insanlardan başlayarak sayabileceğimiz yüzlerce hatta binlerce “sahte için gününüzü berbat etmek istemiyorum ama gerçekler acıdır yazmasanız da olmuyor…

Size asla sahte olmayan yürekten sevgiler sunuyorum, esen kalınız efendim…

 

Erdoğan ÖZGENÇ

  

 
Toplam blog
: 846
: 425
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..