- Kategori
- Gündelik Yaşam
Hiç, "Garıla Bazarı'nı" işittiniz mi?

Elif (Ortada ve altlarda) Pazar güzeli seçtik. Ailesi razı olmadı resme. Elif: "Boş ver, onlar anlamazlar" diye özel poz da verdi
Satıcılarının hepsi kadından. Bartın’ın önemli simgelerinden burası. Salı ve Cuma günleri kurulan ve adına da sırf kadınlardan oluştuğu için “Kadınlar Pazarı” ismi verilen pazaryerinin yaygıcıları ve satıcıları arasında, sizler için dolaştık.
Gübresiz, katıksız, sağlık ve sıhhat dolu sebze ve meyveler, güleç yüzlü tümü al yazma başlı kadınlar eliyle satışta. Hem de yıllar yılı.
Satın aldıklarınız fazla ise, sırt küfesi ile kendileri taşıyor evinize. Bartınlı “Bazar’cılar” bir alem ki alem. Bunca yıl, hiç değişmemişler. Bu kısmını (azzzzzz, sonra anlatırım)
Alış veriş ediyorsunuz. Uzatıyorsunuz kağıt parayı. Eline alıp, eviriyor çeviriyor satıcı kadın. Sahte mi, değil mi kabilinden değil. Parayı tanıyamıyor, parayı. Değerini de sizden soruyor ayrıca. Ne şeker insanlar bunlar.
Durun hele, dahası var. Paranın üstünü verecek değil mi kadın?! Onu da size soruyor: “Ben ne kadar verecektim geriye?” diyerekten.
Daha bitmedi. Sonracığıma aynı satıcı kadın, çarpım tablosunu bilmediği için, üstünü verdiği paradan endişeli olarak, bir daha, değişik olarak soruyor: “Hakkımız, birbirine geçmedi değil mi? “ diye.
Ört ki, ölem!
Son defa da şu oluyor. Aldığınız bir bakraç yoğurt. Kabınız yok boşaltmak için. O zaman, satıcı, bakracı elinde, peşinize düşüyor evinize kadar. Boş kabı ile dönüyor geriye.. Ya, işte böyle böyle.
Gelelim işin “azzzz, sonra1” sına…
Bartın’da öğrenciyim. Yaş 12- 13 civarı. Pazara, tek başına heves edip alışverişe gidiyorum. Para? Ooo, o kadar çok ki… Ve o kadar da kolay. Babamın biriktirdiği, “çıkmamış piyango biletleri” sağ olsun. Her biri allı, morlu fıstıki renklere bürülü, ihtişamlı desenler. Biletlerin uçlarında karşılıklı olarak rakamlarla değerleri yazılı. Çektim aradan bir morluk banknot. Vardım Pazar yerine
Kafama göre ondan, bundan, şundan aldım. Çok olunca da aldıklarımı taşıyacak küfeyi de satın aldım. Uzattım para! yı. Bozamadılar. Kadınlardan biri bozdurmağa gitti.
Bekleşirken, çok korktum. Yavaşça sıvıştım oralardan. Taaaki, iki hafta geçmedim o semtten. Korkmam şundandı. Kadınlar, beni ciddiye almışlardı. Yaşı ufak ama, çok mal aldı diyorlardı içlerinden tabi. Parayı bozuverselerdi, ben de oracıkta ”şaka şaka” deyiverecektim aklımca.
Aradan yarım asır geçti. “Kadınlar Pazarı” yine, aynı yerde kurulu. Sadece pazarın üstü örtülmüş. Kadınlar aynı kadınlar. İsim yine “Garıla Bazarı” olarak devam ediyor. Ve bu orijinal isimle tanınıyor. Kitaplara bu isimle geçmiş. Ürettikleri aynı. Sattıkları aynı. Başlarında yine o al yazmalar. Sırtların küfeler. Önlerinde bakraç bakraç o güzelim yoğurtlar. Ne kadar muhteşem değil mi?
Hani ya, adettendir dedik. Biliyorsunuz, karada, havada, denizde güzel arıyoruz, Güzellik kraliçeleri seçiyor. Bir tane bulduk “BAZAR GÜZELİ” seçtik.. Çok sevindi. İsmi Elif Topçu. Sattığı sebzeler gibi, doğal, temiz, sıhhatli. (Manşette, ortadaki)
Bartın halkı, doğuştan doğal zaten.




