Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
661
 

Hiç bir şey değişmez

Hiç bir şey değişmez
 

biraz ışık


Eski bir yazı ama hala güncel sanırım:

TRT'yi izliyorum dünya kupası ayağına zorunlu olarak. TRT bildiğim TRT değil artık, adeta samanyolu ya da kanal7 tarzı bir kanal olmuş neredeyse. Ve hatta hükümetin tarafını tutma konusunda onlardan bile daha taraftar olmuş. Haberleri bile inanılmaz taraflı olmuş. Programlar desen zaten uçmuş halde. Tamam devlet televizyonu her zaman hükümetlerin etkisinde olur, ama bu kadar etkisinde olduğunu ben ilk kez gözlemliyorum. Pek çok insanın hükümetle ilgili söylediği kadrolaşma ve medyayı da kendileri gibi yapma ataklarının ne kadar doğru olduğunu anlamak için TRT'ye bakmak yeterli adeta.

Ko gitsin deyip başka bir kanala geçsem, onların da al birini vur ötekine. Maçları seyret, sonra kapat televizyonu. "Televizyon, öldüren eğlence" adlı harika kitabın sayfalarına, özellikle altını çizdiğin bölümlere yeniden göz gezdir de kendine gelesin.

İstanbul'u daha büyük sel riski bekliyormuş Zaten Nuh Tufanı tarzı bir sel ya da deprem gelmeden istanbul adam olmaz. Çivisi çıkmış kültür başkentim benim. Dünyanın diğer insanlarının da bizden yeterince haberleri yok demek ki, bana kalsa İstanbul'u kültürsüzlük ve tarih katliamının başkenti ilan ederdim. Bunu anlamak için komşunuza ya da sokağınıza bakmanız yeterli... hatta belki de kendinize, kendi yediğiniz herzelere.

Yaz geldi sayılır, börtü böcek, kene, kırım kongo filan... Motosikletlilerin zamanı başladı, ama benim motosikletim yok. İşte bundan agresifim, sinirliyim, çok güzel dans ederim, fena halde klark çekerim.... Bu yazı, motosikletsiz geçirmek çekilmez olacak, ama sabredip derviş misali murada ermeyi deneyeceğim. Ama bir daha motosiklet aldığımda onu hiçbir sebep benden koparamayacak, şu yaz bir geçse...

Bu ülkede herşeyin zengine, parası olana hizmet ediyor oluşu gerçeğinin farkında olmak da artık fena halde sinir ediyor beni. Oysa milyonlarca ademoğlu halinden memnun, birileri onları fakir bırakarak zenginliğine zenginlik katarken, birileri onların din, milliyet ve daha pek çok kutsalını sömürüp onlara gaz verip oylarını alıp kendisi malı götürürken, birileri güçlü Türkiye, yükselen Türkiye ekonomisi yalanlarını sürüdürüp herşeyi gül gülistan ilan ederken... Birileri yüzsüzce size yalan söylerken ve aramızdan yarıya yakını da o yalanlara gönüllü olarak tav olurken, bu işler nasıl olacak?

Derebeylik misali onbinlerce dönüm toprak sahibi ağalar varken, baba beni okula gönder kampanyaları işe yarar mı?

Feodaliteyi yaşarken ülkenin büyükçe bir kısmı, Haziran'ın sıcağında İstanbul'un göbeğinde sadece gözleri açıkta kalacak şekilde siyah çarşafla güneşe karşı gelmeye çalışıyorsa genç kadınlar, üniversitede okuduğu halde, üniversiteden mezun olduğu halde, kendisinden daha beter batıl inançları olan hocaları sayesinde saçma sapan safsatalarla doluysa beyni okumuşların, bu işler nasıl olacak?

Olmayacak dostum olmayacak... Tüm dünyada genç nesil pop kültürle aynılaşarak embesleşmişken... Üstüne üstlük alt yapı ve eğitim yoksunu bizimki gibi ülkelerde teknolojiyi sadece anlamsızca takıntıları ya da hava atma vasıtası olarak ve de seks işleri için kullanırken o genç nesil, hiç bir şey düzelecek gibi görünmüyor. Üniversitede profesör olan adam hala Türkçesinin aksanını düzeltemiyorsa, TV'de en sevilen mafya kahramanını R özürlü adamlar seslendiriyorsa, haberciyim diye geçinenlerin büyük kısmı dil bilgisi yoksunu ise, hiç bir şey değişmeyecek.

Kısıtlı bir kesim dünyanın genelinden bile daha yüksek eğitimi alabiliyorsa ve çok büyük bir kitle doğru düzgün ilköğrenim bile göremiyorsa, İsrail'e hava atanlar ancak 9 kişinin ölümünü seyrederler sadece. On yıllardır binlerce kişinin terör bokuna ölümünü seyredip sadece taziyede bulundukları gibi. Açık bir dış politika yenilgisi, hamaseti bırakıp gerçeklere bakarsanız tabii...

Olmayacak, hiç bir şey değişmeyecek... mesela bu yazıyı bile buradaki büyük çoğunluk okumayacak, çünkü gerçekler sıkıcı gelecek. Hayalle yaşamak ve kendini dünyanın merkezi sanmak pek çoğumuza daha güvenli ve hoş geliyor çünkü, çünkü sadece bakmak üzerine kuruluyor kültür ve de informasyon. Bu sebepten okunmayacak bu yazı da, iki tane uyduruk aşk şiiri yazarsam ya da daha boktan şeylerden bahsedersem çok okunurum biliyorum. Ama bu yazdıklarımdan daha boktan konu var mı ki, neye yaşanıyor o zaman bu hayatlar....

Tamam insanoğlu dünyada hayal ettiği ya da umut ettiiği müddetçe yaşar da, hangi hayalle, neyin hayaliyle. Belinden aşağısının sorununu çözemeyen adam veya kadınlarla hiç bir şeyi değiştiremezsiniz. Ama olsun kadınları kapatmaya, erkekleri yüceltmeye devam. Hamasete, din yaygaracılığına devam... Böylece sokaklarda "ana bir bacı iki, gerisine salla ..." diyen kahraman erkek çocuklarımız olmaya devam etsin... Kızlar da onlara güvenmeye ve kendini onlara beğendirmek için debelenmeye... Oysa büyük kısmı en yakın arkadaşının bile arkasından onun kalça ve memelerinin formunu değerlendiriyor Şansal'la Erman misali. Yani bacım, omzuna yattığınız kankanız erkekse ama o sizin sevgiliniz değilse, bilin ki arada sırada nefsi bu yaslanmalardan kabarıyor, uyanma vakti geldi. Fight Club mıyım neyim. Tüm küfürler üzerime olsun peki, ama gerçekler küfrü hakeder zaten genel tarafından...

(Ha bu arada ne kadınlar gördüm zaten pistiler, pek çok erkeği fena biçtiler... de demeden alamayacağım kendimi)

Hayal etmek güzel de, hayalin bile kalitelisini kaliteli beyinler üretir be kardeşim...

Hadi bana eyvallah.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Portakal çiçeği soğulun. Aslında eskiyim de bi ara kızıp tüm yazdıklarımı silip gitmiştim. Çünkü bazı yazdıklarımı sansür ettiler. sonra kılıfına uydurup diyeceğimi diyeceğim diyerek geri döndüm, avrupa kupasındaki milli futbol takımı hesabı. Bakalım bu kez ne kadar dayanacağım. Direnmeye devam...

Whitewrite 
 19.10.2010 22:59
 

hayalin kaliteli olanı... kaliteli beyin meselesi... İşi çözmüş hatta anlatacak kıvama gelmişsiniz. Aklınıza sağlık. Hoşgeldiniz.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 30.09.2010 17:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 583
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

Whitewrite, İstanbul'da yaşıyor. Yazarak kendisini terapi ediyor, okuyarak uçuyor. Edebiyat, tarih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster