- Kategori
- Spor
Hiçbir şey olamadık bari İronman olalım. :)

1900m yüzme, 90km. bisiklet ve 21km yarı maraton koşulan yarı ironman yarışının yüzme etabının ilk turu. öndeki şahıs bendeniz
Geçmişten Günümüze…
Çok küçüktüm hatırlıyorum, “Büyüyünce ne olacaksın? diye sordular, bilemedim o anda ne diyeceğimi, sinirlendim! “Hiçbir şey olucam!” diye bağırdım… Herkes çok güldü o zaman… Sonra sonra hoşuma gitti bu fikir… Sonra bir gün büyüdüm ve bir baktım ki “Hiçbir şey olmuşum…” Şimdi ben kendi kendime çok gülüyorum… “Dervişin zikri neyse, fikri de oymuş!” öyle söylersen böyle olur işte.!” :)
Aslında Nihilizim (hiçlik) her zaman ilginç bir felsefe düşüncesi olarak gelmişti bana ve biraz da bu yüzden böyle bir söylemi devam ettirmiştim uzun süreler… Ama artık yeter, sıkıldım…
Filmin İkinci Yarısı Daha Heyecanlı…
Gel zaman git zaman aradan kırk sene kadar geçti (kırk saniye gibi geldi bana aslında!) ve ben sıkıldım bu durumdan. Dedim ki kendi kendime; “ Tamam artık hiçbir şey oldun… Ya da hiçbir şey olamadın… Amaaan her neyse işte bari Ironman olayım.” (Tuhaf bir paradoks oldu ya neyse… ) Ve geçtiğimiz yıl zihnimdeki bu acayip hiçlik paradigmasını kırmaya karar vermemle başladı her şey… Filmin ikinci yarısı daha heyecanlı olacaktı… :)
Tam da herkesin, senaryonun giriş ve gelişme doğrultusunda yeknesak bir biçimde devam edeceğini düşündüğü anda aslında filimin en heyecanlı yerine geldiklerini düşünmelerini istiyordum…
Ve dedim ki kedi kendime; “En azından ironman olalım ki, filmi izleyenlere (başta kendime) ikinci yarıda heyecanlı bir şeyler izletelim. Hiç olmazsa izleyenlerin ödedikleri bilet parasına (Doğduğum günden bu yana şahsım için yapılan tüm masraflar) değecek bir film olsun ve ilk yarısında kös kös seyrettikleri filmin ikinci yarısında oturdukları yerden hop oturup hop kalksınlar. Eskiden Türk filimleri oynatılan sinema salonlarında, esas oğlanın kahramanlık gösterdiği sahnelerde izleyicilerin aniden ayağa kalkıp alkışladığı gibi alkışlasınlar beni…
Nitekim birkaç yıl önce; “Hayat sabah 9 akşam 5 ‘den ibaret olamamalı.” demiştim kendime. Eğer bu şekilde yaşamaya devam edersem “Yaşarken bir ölü olabilirim. Yaşarken ölü olmaktan daha kötü bir şey olamaz!” diyerek atmıştım kendimi yollara… İyi ki de atmışım, şimdilerde çok da mutluyum.
Ironman Olmaya Çalışmak…
İşte tüm aksiyon birkaç yıl önce verdiğim kararla başladı… Evet, bu egzotik kelime(Ironman) kulağa çok hoş geliyor ama Ironman olmak o kadar da kolay değil maalesef. Yapmanız gereken bir sürü ödev var… :)
İşte ödevleriniz: Düzenli antrenman yap, uykuna dikkat et, iyi beslen ama kilo alma hatta sağlıklı biçimde kilo ver. Sakatlanma, sakın hasta olma. Nabızını kontrol et. Antrenman programına bağlı kal. Antrenmanlarını ve süreleri kaydet. Pace’e bak. Tempo yap, kadans say. Aşırı zorlanmadan dolayı sakatlan. Tedavi ol ama tamamen antrenmanı bırakma. Mutlaka esnetme yap. Kalistenik hareketleri ihmal etme. Core antrenmanı yap. Olimpik ve sprint yarışlara katıl. Bilimsel yazıları oku. Masaj yap, yaptır. Malzemenin yenile. Hata yap. Bir bilene sor. Doğruyu bul. Tek antrenman yap. Grup antrenmanı yap. Ruhsal veya zihinsel boşluğa düş. Dinlen. Konsantre ol. Motive ol. Ve en önemlisi aile ve işine gereken zamanı ayır ve özeni göster. Tekrar düzenli antrenman yap, uykuna dikkat et, iyi beslen vs. vs.vs.…
Eğer tüm bunları yıl boyunca hemen hemen her gün yapabilecek zaman, enerji ve azminiz varsa, işte o zaman bir yarışı bitirebilir ve Ironman olabilirsiniz. Zaman enerji ve azim denilen üçlü sacayağından biri eksikse bu iş olmaz… Evet, hepsine sahipsiniz ve tam da tüm bu zorlukları aştınız yıl boyunca tüm ödevlerinizi yerine getirdiniz. O zaman geriye son ve küçük bir ayrıntı kalıyor. O küçük ve son ayrıntı mı ne? Yarışı bitirmek… İşin en önemsiz ve son kısımdır. :)
Ironman Olmak…
İşte son kısmında yapmanız gereken basit birkaç şey daha, işte sırasıyla o işler: Yarışa iki hafta kala hata yapma! Hasta olma! Yeteri kadar beslen ama kilo alma. Aşırı antrenman yapma ama kaslarının uyumasına da izin verme! Malzemelerini hazırla. Sakin ol, motive ol. Tuhaf şeyler yeme, bağırsaklarını bozma. Stres yapma! İyi dinlen. Yarıştan önce vakitli yat, vakitli kalk. Yarış sabahı kahvaltı et ama ağır gıdalar yeme. Start alanına vaktinde ve tüm malzemelerinle git. Fiziksel ve zihinsel olarak hazırlan. Konsantre ol. Isın. Start uyarısı ile yarışa başla. Suya gir, dalgalarla boğuş. Yüzerken çiş yap. Su yutma (çünkü az önce denize çiş yaptın) Dubayı gör. Göremiyorsan gurubu takip et. İyi yüz ama kendini bitirme. Sudan çık, değişim alanına koşarken wetsuit’ten kurtulmaya çalış. Yüzünü gözünü sil ki bisikletinin yerini görebilesin. Wetsuit’ ten tamamen kurtul. Bisiklete bin. Yokuşlarla mücadele et. Su iç, jel iç, muz ye. Draft yapma. Turları say. Yine yokuşlarla mücadele et. Yine su iç, jel iç, muz ye. Kuruyup tuzdan sertleşen ve oranı buranı kesen pedsiz tri mayosu ile 90km boyunca bisikletin selesine tahammül et. Boşalan glikojen deponu doldurmak için çaba gösterirken sindirim sisteminizi üzme! Yarışa konsantre ol. Kontrolden çıkan beynine hakim ol. Kaslarına hakim ol. Gözlerinize yakan ter ve tuzu yerine koymak için yine su iç ve elektrolit al. Bisikletten in koşu ayakkabını giy. Koşmaya başla. Yine su iç, jel iç. Sakın yürüme, koş. Turları say. Beynine ve kasların hakim ol. Koşu turlarını doğru say. Koşuda karşılaştığın arkadaşlarını selamla, onları motive et. Spor ayakkabısının içinde hamur gibi olup, kan oturan su toplayan ve acıyan ayak parmaklarına çözüm bulmak için düşün. Çözüm bulama. Acıya tahammül et. Geçti diye düşün. Yarışa konsantre ol. Beynine hakim ol. Turları say. Biraz daha su iç ve jel ye. Koş. Koşu ekonomisi yap. Koşmaya devam et. Turları say. Son tur sakın kendini bırakma. Biraz tempo yap. Finişe diri girmeye çalış. Finişe az kala yürüyen arkadaşını cesaretlendir. Beraber koş. Finişe doğru tempoyu arttır. Finişi geçerken zafer narası at…
Yok canım gözünüzde çok fazla büyütmeye gerek yok… O kadar da değil… :)
Yazının devamı ve fotoğraflar için cyclingtr.com' u tıklayın...