- Kategori
- Siyaset
Hiçbir şeyi beceremiyorsunuz!

Nasıl da havalı gelmiştiniz; Dünya sizden bahsediyordu… “Bize devleti tanımak için bir yıl yeter” demiştiniz… Ekonomi de, Tanrı’nın size verdiği kutsallıktan! dolayı düzlüğe çıkacaktı… “Medeniyetler arası ittifak” diyerek, Dünyayı kendi sahanıza çekmeye çalıştınız… “Muhafazakâr Demokrasi tüm Dünya’da yakında kabul ve saygı görecek” diye umdunuz ve zavallı insanları da buna inandırdınız, Dünya’nın hiçbir zaman tersine gitmeyeceği gerçeğini dahi görmeden… Menderes’i, Özal’ı aldınız yanınıza, Demokrasi savaşı verdiğinizi göstermek için… Suudi Kralı’nın iki yanında oturdunuz, geçmişinize duyduğunuz özlemi biraz da olsa gidermek için…
Tüm bunları yapmayı istediniz de; Dünya’da hiçbir nehrin tersine akamayacağı gerçeğini kabul etmeyi istemediğinizden, hem kendinize hem de bu topluma onlarca yıldır fren yaptırıyorsunuz… Bunu yaparken de, yaşadığınızı sandığınız ama aslında yaşamadığınız İslamiyet’i kullandınız… Çünkü sizinki İslamiyet değil, sadece ve sadece Dünya’nın Arap Yarımadası üzerinde yaşanan Müslüman Kültürünün basit bir taklidi idi…
İslamiyet’i ayaklar altına aldırma çabalarına destek dahi verdiniz, Batılı Hıristiyan Muhafazakârların... Bunu nasıl yaptığınıza gelince de; onların, Dünya’ya yaymaya çalıştığı Müslüman görüntüsüne uygun davranan insanları “demokrasi var” diye koruma çabası içerisine düşerek yaptınız…
Demokrasi demişken, içten içe topluma yerleştirmeye çalıştığınız yasakları da göremeyeceğimizi, algılayamayacağımızı sandınız ama yanıldınız… Manevi değerlerini özüne uygun olarak yaşayamayan insanların saflıklarından yararlanarak aldığınız oylara güvendiniz ama her şeyin oy demek olmadığını, düşünen, gören ve sorgulayan insanları ikna edemedikten sonra lokomotifin kazanına atacak kömür bulamayacağınızı da öğreniyorsunuz…
Tanrının akıl bahşettiği insanların Dünya’daki yaşamlarına müdahale etmediğini görmeden, İslamiyet’in özünde en modernist, en devrimci din olduğunu unutarak, O’nu sadece bir türban’a bağlama saflığını dahi gösterdiniz…
“Devleti tanımamız 1 yıl sürer” dediniz, ancak gerçek Devleti tanımanın öyle 1 yılda olmayacağını, özellikle de sizin metotlarınızla öyle kolay bir iş olmadığını daha yeni yeni anlıyorsunuz. Bunu, 864 rakımlı tepeye çıktığınız halde dahi beceremiyorsunuz… Çünkü oradan görülen Devletle sizin hayallerinizde yaşattığınız Devlet arasında dağlar kadar fark var…
Ekonomi’ye gelince; sattınız ilk birkaç yılınızda satılacak ne varsa elimizde-avucumuzda, sıcak para ekonomisinin önünü bir türlü kesemediniz ve insanlar yavaş yavaş acı gerçeklerle karşılaşmaya başladı…
“Muhafazakâr Demokrasi” dediniz ama muhafazakârlıkla gerçek anlamda demokrasinin yan yana olamayacağını anlayamadınız… Muhafazakâr sosyal yapılarda, kişilerin daha bebekliklerinden itibaren ruhları hapsedilmiş ve akılları ellerinden alınmış olarak günlük hayat sürdükleri ve bunun sonucunda ortaya çıkacak olanın Demokrasi olamayacağını bir türlü kavrayamadınız. Burada, üretim, burada gerçek anlamda özgürlük olamayacağını göremediniz… Burada yaşatılmaya çalışılan İslamiyet’in dahi İslamiyet’in kendi özüne ters olduğunu, Tanrı’nın insanoğluna verdiği bireysel özgürlüklerin dahi yaşanmasının engellendiğini anlayamadınız.
Bir de, ABD’nin uşağı olan Suudi topraklarının Kralı olan şahsın iki yanına oturup, bir de o’na nişan taktınız ya, işte o anda tüm her şeyi kırdınız, döktünüz…
Kendinize, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir deha dururken, Turgut Özal’ı örnek aldınız ya işte o anda gittiniz siz…
Belki de kaderiniz böyleydi, şimdi yaşadığınız hayatınız için… Belki de bu kadar yanlışın yaşanması ve yapılması gerekiyordu, Türk İnsanının uyanması ve bu Dünya’ya indirilen enerjilerin en temizlerini kendisine çekebilme mücadelesi vermesi ve aydınlıkları yeniden görebilmesi için…
Daha aydınlık yarınlarımızın biran önce gelmesi umuduyla