​ Hint - Avrupalı kavimlerin Anadolu'ya gelişleri / Arkeoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '07

 
Kategori
Arkeoloji
 

Hint - Avrupalı kavimlerin Anadolu'ya gelişleri

Hint - Avrupalı kavimlerin Anadolu'ya gelişleri
 

Anadolu’da varlık gösterdiklerini bildiğimiz en eski Hint-Avrupalı boyların Anadolu’ya nereden geldikleri konusu Hititoloji biliminin doğuşundan beri tartışılmaktadır.

II. bin yılda Anadolu’da konuşulan Hititçe, Luvice ve Palaca’nın Hint-Avrupa dil grubuna dahil oldukları bilinmektedir. Tartışmalı olan konu bu kavimlerin anavatanları konusudur.Bazı bilim adamları (Önder Bilgi, Ekrem Memiş, Ahmet Ünal ) Hititlerin Anadolu’ya dışarıdan göç etmediğini ve Anadolu’nun yerli halklarından olduğunu iddia etselerde, bu görüş çok fazla benimsenmemektedir. Genel olarak bu Hint-Avrupalı toplulukların Anadolu'ya başka bir yerden geldikleri önerilir, ancak geliş yolları ve ne zaman göç ettikleri hakkında ancak hipotezler ileri sürülebilir. Bir toplumun göç yolunu saptayabilmek için o topluma özgü maddi kültür belgelerini yani onlardan kalan arkeolojik materyalleri izlemek gerekir . Ancak linguistik verilerle ortaya konan Luviler ve Palaların geliş yolları olduğu önerilen yerlerde bu kavimlere ait olabilecek karakteristik buluntulara rastlanmamıştır. O yüzden göç teorileri ancak varsayım olarak kalmakta ve ispatı mümkün olmamaktadır.

II. binyıl da Anadolu’da varlık gösteren Hint-Avrupalı topluluklar içinde en önemlisi olan Hititlerin olası göç yolları ile ilgili çeşitli teoriler şunlardır: Alman Hititolog Albrecht Goetze Hititlerin Boğazlar yolu ile Balkanlar üzerinden Anadolu’ya geldiklerini önerir. Bu öneriyi yaparken de daha sonraki tarihlerde bu güzergah üzerinde gerçekleşmiş olan Frig ve Galat göçlerini örnek verir.

Ferdinand Somer ise, Kafkasya’daki kazılarda Hitit seramiğinin öncülü olabilecek seramikler bulduğunu belirtip buna dayanarak Hititlerin anavatanının Kafkasya olduğunu belirtir.

İngiliz arkeolog Leonard Wooley Hititlerin Bereketli Hilal bölgesinden Anadolu’ya yayıldıklarını söyler. Fakat bu görüş destekten yoksun bir görüştür ve kabul görmez.

Hititolog Prof. Dr. Ali M. Dinçol ise Hititlerin Balkanlardan deniz yolu ile Orta Karadeniz bölgesine geldiklerini ve buradan da Orta Anadolu’ya indiklerini öne sürer. Dinçol bu görüşü öne sürerken Hattuşa’da ele geçen ve edebi bir metin olan “Kaneş Kraliçesi” metnini referans alır. Dinçol bu efsanenin bir köken mitosu olabileceğini belirtir. Söz konusu efsaneye göre Kaniş kraliçesi bir seferde 30 tane erkek çocuk doğurur. Bu erkek çocukları bir sala koyup salı nehre bırakır. Bu sal Bafra İkiztepe ile özdeştirilen Zalpa’da karaya çıkar ve çocuklar burada tanrılar Tarafından büyütülürler. Sonrada Kaniş’e geri dönüp annelerini bulurlar.

Önder Bilgi ise kazısını yaptığı İkiztepe’de bulunan iskeletlerin dolikosefal (Akdeniz ırkının kafatası yapısı) olmalarını gerekçe göstererek Hitilerin Anadolunun yerli halkı olduğunu iddia eder.

Ahmet Ünal ve Ekrem Memiş’te Hititlerin Anadolu’nun yerlisi olduğunu kabul ederler.

Fakat asıl kabul gören görüş, Hititler’in Erken Tunç Çağı’nın nin sonlarına doğru Kafkasya üzerinden Anadoluya geldikleri yönündedir. Ancak bu konu hala açıklığa kavuşmamıştır ve Hititler'in göç yolu konusu günümüzde halen bilim adamları arasında tartışma yaratmaya devam etmektedir.


Hititlerin izlerine ilk önce Neşa’da yani bugünkü Kaneş’te rastlamaktayız . Kayseri Kültepe'deki Kaneş Karum’da tüccarlık yapan Assurlulara ait Eski Assur dilinde yazılmış tabletlerde geçen Anadolulu kişilerin adları içinde Hititli olduğu tespit edilen adların varlığı bilinmektedir. Bu da bize en geç M.Ö 19. yy da Hititlerin Orta Anadolu’da yaşamakta olduklarını kanıtlamaktadır. Ne yazık ki Anadolu’da Assur ticaret kolonileri çağından önce yazı kullanılmadığı için daha eskiye giden linguistik verilere ulaşma imkanı bulunmamaktadır.

I. binyıla gelindiğinde ise Anadolu’da konuşulan ve Hint-Avrupa dil ailesine dahil olan dilleri şöyle sıralayabiliriz: Frigce, Lidce, Karca, Likçe ve Sidece.Bu kavimlerden biri olan ve Frig dilini konuşan Phryg’lerin Trak kökenli bir kavim oldukları ve de M.Ö. 1200 yıllarından sonra Trakya üzerinden Anadolu’ya geldikleri bilinmektedir. Frigler bu dönemde Anadoluda merkezi bir otorite bulunmadığı için hiçbir engelle karşılaşmadan rahatlıkla bölgeye nüfuz etmiş olmalılar.Frigler Anadolu’ya ilk geldiklerinde Marmara denizi civarına yerleşmişlerdir. Prof. Dr. Tomris Bakır’ın kazısını yaptığı ve Balıkesir’in Bandırma ilçesi yakınlarında bulunan Daskyleon’da ele geçen Frig seramikleri bu halkın önceleri Marmara bölgesinde yaşadığının kanıtını oluşturmaktadır. Ayrıca Troia VII b2 katında karşımıza çıkan ve benzerlerine Macaristan, Bulgaristan ve Romanyadaki kazılarda rastlanan buckel keramik yada diğer adıyla Knobbed ware şeklinde adlandırılan mal grubuda Frig göçünün arkeolojik kanıtı olarak görülmektedir. El yapımı, koyu yüzlü, ve kaba görünümlü olan bu kapların üzerinde çizgi ve kabartma bezeme, boynuz çıkıntıları, halka motifleri, ip baskıları ve spiraller ve kabartma motifleri bulunmaktadır.
Frigler daha sonraki tarihlerde Anadolu’da ilk yerleştikleri Marmara bölgesinden Sakarya nehri civarına doğru yayılırlar ve M.Ö. 8 yy da Eskişehir yakınlarında yer alan Gordion (Yassıhöyük) merkez olmak üzere büyük bir krallık kurarlar.

I. binyılda Batı Anadolu'da yaşayan kavimlerden biri olan Lidyalıların dili II. binyılda bölgede hakim olan Luvi dili ile bazı benzerlikler göstermektedir. Bundan dolayı Lidcenin Hitit İmparatorluğunun yıkılmasıyla batıdan Anadolu'ya gelen etnik grupların dillerinin Hitit ve Luvi dilleriyle kaynaşması sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir.Yine I.binyılda Anadoluda konuşulan Likçe, Karca, Sidece’ninde eski Anadolu dillerinden Luvice ile olan benzerlikleri onlar içinde aynı tahminlerin yapılmasına neden olmuştur.

Blog Resim : Hattuşa yukarı kentte yer alan Kral kapısı.

 
Toplam blog
: 130
: 5076
Kayıt tarihi
: 08.08.06
 
 

Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi bölümü mezunuyum. Şu anda Marmara Üniversitesi ..