- Kategori
- Şiir
HOŞÇAKAL İNSAN KARDEŞİM
HOŞÇA KAL İNSAN KARDEŞİM
Geç kaldın.
Zaten boşuna beklemişim.
Elinde kirli zaferlerin kupası,
Boynundaki madalyada mahşerin dört atlısı
Sormaya gerek yok artık:
İçtiğinde dudaklarından sızan,
damarlarında azan,
çağların atıklarıyla ağırlaşmış ,
o kırmızı sıvı, şarap mı... yoksa kan mı?
Yaklaş sırrı söyleyecegim:
Geç kaldığın filan da yok aslında
Bizler icin akışkan olan ölçü,
Çağları saliselere bölebilen bilincin hayal gücü.
Rakamlara saplantılı o büyük matematik,
evrenin ortasındaki en büyük lahit
Yani zaman!
Gündüz ve gece,
Bir renk oyunu sadece.
Duyduğun uğultu...
Ne rüzgar ne fırtına.
Boşluğa çakılı bir kaç yaprak.
Durağanlığın titreşimi!
Ne kadar zor anlatmak,
Bu yüzden bekleyişi.
Sahne dönmeyecek artık…
inmeyecek perde.
Oynatmayacak tanrı hic bir piyonu..
Nedir duyduğu, gördüğü bilincin kulisinde ?
Rol yapmıyor muydu kimse…
Gerçek miydi ona ulaşan ahlar ve günahlar
Boş koltukları mı selamlıyor şimdi
Sonu gelen vezirler filler ve sahlar
Hosça kal BARBAR kardesim !
Avucunda hala bir kader çizgisi olabilirdi
Böyle kanlı olmasaydı ellerin…
Ve ne yazık ki…
Bu yağmur temizlemez seni.
Bu yağmur
Bulutlara uranyum yükler
Çünkü nükleer !
Bu yağmur sana değil ama bana,
çağların ve şu ölü evrenin
Bin bir hatırasını yükler.
Oysa aynı ışıktan yola çıkmıştık
Gölgem uzayıp gidiyor önüm sıra..
Ama doğuşu yakın yepyeni bir güneşin.
Bitti benim bekleyişim
Hoşça kal insan kardeşim!