​ Hücremdeki özgürlük savaşçısı / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Hücremdeki özgürlük savaşçısı

Hücremdeki özgürlük savaşçısı
 

Alışkanlıklarımızın dışına çıkmak "yuvarlanıp gidiyoruz " tarzı yaşayanlar için zor hatta imkansızdır. Zordur çünkü aklın yönetim kararı ve bedenin sorumluluğunu almak dış dünyanın dayatmalarını karşılayacak güçlü bir irade gerektirir ve akıntıda yüzmek gibidir.

İlköğretim biyoloji dersinde hepimize öğretilen hücre yapısını düşünün... Koruyucu dış zar , stoplazma ve çekirdek. Dünyanın yapısı ile ne kadar da benzer değil mi? Koruyucu zar hücreyi dış etkilerden koruma görevini DNA'sında saklı derin yönetimiyle yapar. Evet gözle görülemeyen en basit yapı taşı bunu başarır.

En gelişmiş canlı insan... Çevreyi algıladığının farkında olan onu değiştirme yeteneğine sahip düşünen yüce varlık.
Şimdi soruyorum! İnsan nasıl oluyor da dış dünyanın dayatmasına karşı koyamıyor? Kendi yaşam programını uygulama özgürlüğünü kullanamıyor. Hücresi kadar olamıyor. Milyonlarca akıllı hücreye sahip bir varlık nasıl oluyor da içinde yaşadığımız alanlar yok olmaya yüz tutmuşken aynı ölçüde sağlımızı tehdit ederken DNA'mızda bulunan doğal savaşçıyı özgür bırakamıyor?

Nedir bu dış dünya dayatmaları? Hepimiz yakından tanıyoruz. Teknolojiyi kullanarak bilgi ve para akışkanlığı sayesinde bize ait ne varsa içine çeken ve bizi programlayan dış dünya. En özgür olduğumuz rahat koltuğumuza oturduğumuzda elimizdeki kumanda ile bize ulaşıyor ve televizyondaki reklamlarla kodları beynimize yerleştiriyor.

Bu daha bir başlangıç. (Burada bahsi edilen, insan sağlını hiçe sayan önce hastalık üreten ürünleri satan sonra hastalıkları iyileştiren ürünleri piyasaya sunan düşmanlardır). Daha çocuk yaşlarda alıştırıldığımız sağlıksız yiyeceklerle obezlik ve onun getirdiği hastalıklar , hayat kalitesi diye önümüze sunulan insanı hareketsizleştirerek iskelet sistemi hastalıklarına yol açan araba, asansör , bilgisayar üçgeni. Ne yapıp ne yapmayacağımıza karar veren devleşmiş markalar , öncedan hafızamıza işlenmiş kodların kendi seçimimiz olduğunu düşündüren bu düzen bize sahte bir özgürlük sunuyor. Bu dış dünyanın bitmek bilmeyen isteklerine sadece hücrelerimizin yaptığı gibi dur diyelim. Nasıl mı? Kısaca anlatayım.

Bunun yolu hayatın ilk yıllarında " seçme yönetimi " disiplin ve alışkanlığını geliştirmektir. Seçmek yada seçmemek işte bütün mesele bu! Hayatımız boyunca yaptığımız milyonlarca seçim bizim yaşam biçimimizi oluşturur.Yaşam biçimimizi belirleyarek gerçekten özgür olabilmek için dış etkilere karşı koyma anı derin irade için tarihi bir andır. Çok basit gelecek ama sadece iki kat için asansörü kullanmama kararı , aldığınız ürünlerin janjanlı kabına değilde içindeki maddelere bakma kararını aldığınız an gibi. Son zamanlarda bu konuya yönelik bir iki çalışma var. İlkokullara tv programlarını çözümleme dersleri geliyor. Pilot çalışmalar başladı. Duyarlı basın kuruluşlarının deşifre ettiği konular. Bu yeterli değil tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleride bu konuda çalışmalı. Unutmayalımki şu anda koca bir dev bu sistemden besleniyor. Bir damla su buharı gökyüzünde kaybolur ama koca bir bulut seller yaratır.

 
Toplam blog
: 7
: 287
Kayıt tarihi
: 11.05.07
 
 

Hayatın özünün sevgi olduğuna inanan bir hümanistim. Hayat emek ister, emeğin değerlidir, değerin se..