- Kategori
- Siyaset
Hürriyet'imize sahip çıkalım!

Hürriyet'im
Alman adaleti tecelli etti. Vicdani duyguları sömüren din istismarcısı üç pipetçinin suçları tescillendi. Ancak asıl suçluların yani hortumcuların Türkiye’de olduğunu, ortak hareket edilmesi durumunda hortumculardan da hesap sorulabileceği vurgulandı.
Vay! Bunu yazan sen misin? Sayın başbakan toplantılarında “ Bunlar var ya bunlar! Bunlar yandaş medya. Bu gazeteleri evinize sokmayın!” Sayın başbakana sormak istiyorum. Ergenekon tutuklamalarını çarşaf-çarşaf yazan basın için özgür medya, Deniz Feneri haberlerini veren basın için yandaş medya diyeceksiniz. Bu çifte standart değil midir?
Cumhuriyet tarihinde eşi görülmemiş bir kampanya. Sayın başbakan Deniz Feneriyle ilgili haberlerden son derece rahatsız. Oysaki bu kampanya geri tepmiş, Sayın başbakanın deyimiyle yandaş medyanın tirajı artmıştır. Kendi adıma Hürriyet’ime sahip çıktığım gibi bir de Milliyet alarak kampanyaya tepkimi koyuyorum. Hem hürriyetime, ( özgürlük adına) hem de Hürriyet’ime (gazetem adına) sahip çıkıyorum.
Alışkanlığımdır. Her sabah 06.30 gibidir kalkarım. Saat 07.00 haberlerini izliyorum. Televizyonlar da, flaş haber. “ Tuncay ÖZKAN tutuklandı.” Hiç şaşırmadım. Bu güzel ülkemin nasıl heba edildiğini acı-acı gülümseyerek düşünmeye başladım. Gerçek gündemin saptırılması için ses getirecek şahsiyetlerin tutuklanmaları beni şaşırtmıyor artık. Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Aydın DOĞAN’ın da benzer gerekçelerle tutuklanmasına da inanın şaşırmayacağım. Siyaset adabının şereflilik, şerefsizlik gibi (mahalle kabadayılarının dahi telaffuz etmekten çekindikleri) söylemlerine şaşırmadığım gibi.