- Kategori
- Ruh Sağlığı
Hüzün' dü adı

Hayriye Hanım Teyze’nin sesini duyuyorum sanki;
“ Hüzüüüüün !!!! Hadi kızım yemeğe...”
“ Hüzün... Baban geldi yavrum, hadi eve...”
“ Ayşe kızım, Hüzün’ü gördün mü?”
“ Hüzün’ ün dersleri nasıl hocaanım?”
Hüzün’ ün her zaman hüzünlü bir bakışı vardı... Mimikleri de jestleri de hep ağırdı... Pek kırılgan bir durur, hatta dünyanın tüm yükünü taşır gibi omuzları hep düşük yürürdü.... Gülümserken dudağının bir kenarı hafifçe aşağıya doğru kayardı... Kahkaha attığını hiç duymamıştım...
Yakan top oynarken eğer topu ona nişan aldıysak eğer, söz birliği etmişçesine çok hızlı fırlatmazdık... Zaten oyunda ilk vurulan da hep o olurdu...
Miyavlayan küçük bir kedi görse hızla evine koşar, bir kaba koyduğu sütü getirir ve dakikalarca kıpırdamadan kedinin sütü içmesini beklerdi. Uçamayan bir kuş görse gözlerinden yaşlar akmaya başlardı.
Sonra büyüdük...
Orta okul ve lisede, teneffüslere bile çıkmaz, ders çalışırdı. Biz güle oynaya, bağıra çağıra okulun maçlarına gittiğimizde o hiç gelmezdi. Öğretmenlerimiz gözdesi, örnek ögrenciydi. Ailesi bu durumdan haklı bir gurur duyardı. Hüzün, hep doğru şeyleri yapan örnek bir çocuk ve sonrasında da genç kız olmuştu...
Dans etmez, yüksek sesle müzik dinlemezdi. Doğum günü kutlamalarına en geç o gelir, hediyesini verir; en erken de o ayrılırdı... Sahi, o hiç doğum gününü kutlamamıştı...
Üniversite sınavlarında Hukuk’ u kazanmıştı. Ama babası onun okumasını değil, bir an önce evlenip yuvasını kurmasını istiyordu... Öyle de oldu... Onu kendi işi, evi olan hali vakti yerinde bir mühendisle evlendirdiler. Bizim sınıftan üniversiteye gitmeyen tek öğrenci Hüzün’ dü. Oysa ne çok istemiş ve ne çok çalışmıştı... Evlilik, onun gözlerindeki hüzünlü bakışı daha da derinleştirmişti. Zaten hayattan keyif almayı çocukken bile beceremeyen Hüzün, gittikçe daha fazla içine kapanır olmuş, ailesi dışında kimseyle görüşmemeye başlamıştı... Tüm dünyası çocuklarıydı... Zaten bir süre sonra da kocasının onu aldattığını duyan babası, Hüzün’ü çekmiş almıştı koca evinden... Sancılı bir boşanma sürecinden sonra iki çocuk ve 500 YTL aylık nafaka ile baba evinde yaşamaya geri dönmüştü...
Onu en son, küçük kızının pusetini yokuş yukarı itmeye çalışırken görmüştüm. Kuru bir dala dönmüş bedenini taşımakta bile zorluk çeker gibiydi...
Adı Hüzün olan biri hayattan keyif alabilir mi?
Hüzün’ le beraber, hüzün de evin içine girer miydi acaba? Yoksa hep o evde midir hüzün ?
Hüzün masaya oturduğunda, o yemek neşe içinde mi yenirdi; yoksa, hüzünle karışık ağır bir hava mı çökerdi masaya ?
Eşinin ya da sevgilisinin adı Hüzün olan bir adam, bu ilişkiyi mutluluk ve coşkuyla devam ettirebilir mi?
En iyi arkadaşımın adının Hüzün olması ve her gün onlarca kez onun adını tekrarlamam acaba benim bilinçaltımda da hüzünlü kayıtlara öncelik vermiş midir?
Hüzünlü hayat dersleri olanlara danışmanlık yapmamda acaba Hüzün’ ün etkisi var mı?
İşte bunları düşündüm, Hüzün’ ün isim tashihi için mahkeme kararı aldırdığını duyunca ...
Hüzün... Çocuklarına böyle bir ismi neden koyar ki bir anne baba?
Kadim metinlerde ne deniyor?
“ Sözlerinize dikkat ediniz, gerçeğiniz olabilirler.”
Aman dikkat, çocuklarınıza isim koyarken dikkat!!! Milyonlarca kere söylenecek bir isim, kişinin gerçeği olabilir.
Ha aklıma gelmişken, Türkçe isimler sözlüğünden isminizin anlamına bakmaya ne dersiniz :)
Hüzün’ ün yeni isminin Sevinç olduğunu da söylemeliyim bu arada.
Sevgiyle,
Ayşegül Tekfidan