- Kategori
- Güncel
İç savaşın ayak sesleri...

İÇ SAVAŞIN ÖNSEZİSİ (Salvador DALİ)
Tüm Türkiye AKP hükümetine karşı ayaklanmış durumda. Halk sokaklarda, alanlarda “HÜKÜMET İSTİFA” diye haykırıyor. CHP ise gelişmelerden ödü patlamış, sus pus ne yapacağını şaşırmış bir durumda. Üniversiteler ve sendikalar da...
Aklı başında bir hükümetin bu durumda istifa ederek toplumsal tansiyonu düşürmesi ve erken seçime giden kapıyı aralaması gerekir. Ama halka hesap vermekten korkanların, tüm diktatörlerin yaptığı gibi, geri adım atmayacaklarını, halka asla boyun eğmeyip dik durmaya (!) çalışacaklarını, her ne pahasına olursa olsun sonuna kadar direneceklerini tarih bilgimizden biliyoruz.
Hatta tüm bu direnişin faturası muhalefet partilerine veya Esad’a veya İran’a çıkarırlarsa hiç şaşırmayın. Hangi diktatör halkın iradesini kabullenmiştir? Hitler mi? Mussolini mi? Çavuşesku mu? İşte 2 ve 3 Haziran 2013 günü başbakanın yaptığı açıklamalarından özetle bazı satır başları:
"AKM inşallah yıkılacak. Muhteşem bir opera olarak kültür merkezi olarak onu da yapacağız. Evet cami de yapacağız. Ben bunun iznini gidip de CHP genel başkanından alacak değilim, birkaç çapulcudan alacak değilim.
Birileri çıkıyor “sayın başbakan bunlar çok tahrik edici oluyor” diyor. Benim tahrik etmek gibi bir derdim yok. İki kere iki dört eder, yazın da dört, kışın da dört. Bunun adı hakikattir gerçektir. Hakikatleri gerçekleri ters yüz etmeye kimsenin gücü yetmez. Bu neyi gerektiriyorsa onu yapacağız
Tencere tava hep aynı hava. Biz bunları çok gördük.
Aşırı uçların organize ettiği bir eyleme katılanlar var. Olay Gezi Parkı olayı değildir. Böyle bir adımın atılması organize, içeriden dışarıdan atılan adımlardır. CHP Milletvekilleri de bu işin içindedir. CHP’nin aşırı uçlarla işbirliği vardır.
Ankara’nın, İzmir’in Gezi Parkı’yla ne alakası var? Sandıkta AK Parti’yi mağlup edemeyenler, demokratik yollarla geride bırakamayanlar bu yolla bırakabilir miyim gayreti içindeler.
Sakin olun, rahat olun. Bütün bunların hepsi aşılır, geçilir. Geçmişte bunu deneyenler oldu, bunlardan netice alamadılar. Cumhuriyet mitinglerini gördük. Başaramayacaklar. Biz milletimizi seviyoruz, bu işi kararlılıkla sürdüreceğiz.
İstihbarat birimlerimiz olayların dış bağlantılarını araştırıyor. Bize itidal tavsiye edenler, önce kendileri itidal çizgisine geldiler.
Yumuşatıcı ifadeler ne olabilir? Bunu bana söyleyin. Bütün illerde bunlar olabilir, ideolojik uzantıları var. Onları ayağa kaldırmış olabilirler. Ne yapılmıyor da bu adımı attılar?
CHP yok, kim var orada peki? Tespiti yapabildiniz mi? Bizim evlerinde zorla tuttuğumuz yüzde 50 var. Sabırlı olun diyoruz."
Tüm bu tehdit edici sözlerden hükümetin asla geri adım atmayacağını ve zamanı geldiğinde “evlerinde zorla tuttuğu yüzde 50” yi sokağa salarak milleti birbirine kırdırmaktan çekinmeyeceği anlamını çıkarmak mümkündür. Bu da iç savaş için yeşil ışık yakmak değilse nedir peki? Bu ne biçim bir millet sevgisidir? Bu sözleri değerlendirmeyi hukukçulara ve savcılara bırakıyorum.