- Kategori
- Psikoloji
İçimizdeki EGO şeytanının analizi

Bu konuları konuştuğumuz bir program
İnsanın zaafı neredeyse ego ve şeytanı oradadır.
İnsan yaptığı, söylediği, yazdığı ne varsa dikkat etmediği takdirde yapmış olduğu en iyi şeyler kibre vesile olabilir. Günümüz reklamlarında en çok vurgulanan ve kışkırtılan unsurun EGO olduğunu rahatlıkla görebilmekteyiz. "Kendinizi şımartın" sloganını reklamlarda çok duyarız. Özellikle sistem kapitalizm olunca şımarılan ve övünülen konuların başında mal ve para sahibi olmak gelmekte.
Bununla beraber benim gibi parası olmayan, Doğum haritasında merkür'ü kova burcunda 8. evde bulunan ve öğrenme çabası içinde olanların dikkat emesi gerekense Yüce Yaratıcı'nın imkan verip hediye ettiği araştımacı ruh ve dillerle grurlanmadır. Evet, nasıl ki benim egom beni en çok buradan vurmaya kalkıyorsa herkesin egosu onu en zayıf yerden vurmakta. Tıpkı ŞeytanI'n avukatı adlı filmde Alpachino şeytan rolüyle "Kibir, en sevdiğim günah" demesi ile film bitmişti aslında orada Şeytan en güçlü ve zeki darbeyi vurmakta, zaten kendi egosuda oradan ona darbe vurmuştu.
Şeytan'ı suçlamaktan ziyade kesinlikle kendimizi yani egomuzu suçlamamız lazım. Egomuz bizim içimizde bulunan ve vicdan dediğimiz ahlaklı adaleti harekete geçirirken egomuz en saçma sapan ipe sapa gelmez konuları bize adalet gibi yutturur. En zayıf olduğumuz yerden vurmakta bizi hep.
Egoyu ben renk değiştiren bukalemuna benzetmekteyim. Bulunduğu ortamın rengini alarak savunma geliştiren bir canlı kertenkele. Vicdan'ın kendisini farketmesini istemeyen Ego fikirlerin düşüncelerin içinde çok iyi saklanır. O fikir ve düşüncelerin safi ve temiz olmasına ahlaklı adalete sahip olup olmamasına bakmaz ego.
İnsanın kendisi nasılsa ve nasıl bir kapasite geliştirmişse ego ve şeytan o kapasiteyle insanı yanlışa sürükler.
Ego ve Şeytan'In mecburen adil olması gerektiği tek yer belkide burasıdır. Çünkü bir insanın kapasitesinin dışında bir yanlışa o insanı sürükleyemezler.
Örnek verecek olursak, bir muhassebecinin veya parayla ilgili bir yerde çalışan birinin zimmetine para geçirmesi, al takke ver külah yapabilmesinin yolu Muhassebe bilgisine sahip olmasıdır.
Yabancı dili kendi araştırmalarını geliştirmek yerine sadece daha fazla turisti kazıklamak için öğrenen turizm bölgesi hanutçusunun dil kapasitesini kullanaması, sorunlu bir bölgede görev yapan güvenlik görevlisinin ırkçı yaklaşımlarla bulunduğu görev aldığı yerlerde masum insanlara sırf ırkı yüzünden zulm etmesi. Sosyal yaşamda pısırıkkken ve sokakta iyi biriyken aslında o gülen yüzünün arkasında hayatın tüm stresini evde karısından yada kocasından çıkartan hep egodur.
Eleştirilmeye gelemeyen, hep sahip oldukları para, mal, güzellik, yakışıklılık, bilgi ile kibirlenme egonun bize tuzaklarıdır.
Ego'nun en büyük özelliği sahip olunanlarla övündürürken, o övündüklerimizin de değerini asla düşündürmez ve sahip olunamayanlara ise hayıflandırmasıdır.
Ego nankördür.
Ego ve şeytan madem bu kadar açık ama bir o kadar da gizli düşmanımızsa ne yapmamız lazım?
Bir fabrikada arabayı yapan mühendisler o arabanın yada üretilen her hangi bir parçanın teknik kapasitesini çok iyi bilir?
İnsanın kapasitesini en iyi bilen ise Yaratıcımızdır.
Yaratıcımız aslında yarattığı insanı kendisini ve tabiatı okuması (anlaması) için okuma anlamına gelen ve hayatı okumayı sağlayan Kuran'ı yollamıştır.
Secde, mutlak varlık karşısında egoya ve şeytana en büyük olanın kim olduğunu öğreten ve egoyu şeytanı zorlayan bir eylemdir.
İnsanın görmediği ama hissettiği bir Yaratıcıya secde etmesi kendi egosunu ve şeytanını susturduğu bir andır. Namaz bir insanda bunu sağlamıyorsa o namaz namaz değildir. Namaz, insanın ruhunun kibirden secde ile arınmasını sağlayan en önemli unsurdur.
Aslında bu yolculuk dilde kelimei tevhit, midede oruç, zihinde hac ile egonun ve şeytanın tuzaklarını boşa çıkartır. Zaten çıktığımız bu yolculuk uzun bir Sırat bulvarıdır. Bu bulvarın medeni trafik kuralları nasıl yürümemizi detayla anlatmakta. Zaten Ayet işraret demek değil mi?
Egonun farkındalığında olduğumuzda asla birine selam vermekte yüksünmeyiz. Asla büyüklenmeyiz. Sürekli egonun farkındalığında olmak yanlışımızı minimize ederken yanlışlarımızı hayat tarzı haline getirmeyiz.
Gün içinde zihnimizi en çok meşgul edenin ne olduğuna bi bakalım. En çok ne ile meşgulse zihnimiz aslında o bizim egonun yanaşacağı yeri göstermektedir.
Yapılan ibadetler şayet bu farkındalıkla olmaz olamazsa o zaman ibadetler ritüellşirken egonun bizzat yaklaşım yeri olabilir.
Mesela
"Şükur, oğlanı everdik, hacca gettik, namazı gılıyog, orucumuzu duduyog" derken kibre düşen ve bunu anlatmaktan zevk duyduğumuzda sıkıntı çok büyük olur. Zira kişi yaşadığını zannettiği İslam'ın en kötü ve rezilce bir örneğini teşkil etmektedir.
Bu yüzden Allah, insanın egosunun vereceği zararı minimize etmek için kişinin en çok sevdiği malı, parayı, zamanı, bilgiyi vs paylaşmasını ister ve bunu tevazu ile yaptırır.
Kuran'ı yazan Yaratıcı en çok kibirlenmesi gereken varlık olması gerekirken Kuran'ın hiç bir yerinde KİBİRLİ BİR İLAH göremeyiz. Bunun yerinde merhameti, sevgisi, affediciliği çok öne çıkan bir İlah vardır. Rahman diye sure vardır. Bu tesadüf mü?
Egonun ve Şeytanın düşmanı olan davranışlar;
1-Tevazu ve Samimiyet (Temiz Akıl)
2-Cömertlik
3-Ahlak
4-Adalet
5-Merhamet
6-Umudu, Güveni yürekte taşımak
7-Asla İnsani ve ameli sorumluluğu (Aktif İyi Olmayı), iman ettimde kurtuldum sanıp bırakmamak.
(Son madde sadece komşumuz, akrabamız değil dünyanın herhangi bir yerinde acı çeken, açlık çeken, sıkıntı yaşayan çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve özürlüler için yüreklerimizin en derinlerinde empatiyle acı duymanın getirdiği sorumluluğu hissetmek gerekmektedir. Tıpkı "Yeşil Yol" filminde iri cüsseli dev adam gibi)
Saygılar