- Kategori
- Psikoloji
İçinizdeki sevgiyi yaşayabilmeniz için korkularınızı bırakın

Her zaman içimizde, çevremizde, hayatımızda sevgiyi doya doya yaşamak isteriz.
İstesek de bunu yapamayız.
Peki nedir bunun gerekçesi?
Bunun tek bir gerekçesi var. Kısa ve öz, sevgiyi yaşabilmeniz için, içinizdeki korkuları bırakmanız gerekiyor. Ama bunu herkes kolay yapamaz.
Peki içimizdeki korkuyu uyandıran nedir?
O da genelde, bir şeye veya bir kişiye bağımlı olma, onsuz yapamama, onsuz olamama düşüncesidir.
Tüm sorunların başlangıcı da, içimizde var olan sevgiyi alıp, götüren, hatta nefrete dönüştüren de bence bu korkudur.
Bir kişiye, bir eşyaya bağımlılık zihinsel bir durumdur. Birisiyle veya bir şeyle kendi zihnimizdeki ilişkidir.
Birine, ya da birilerine bağımlı hale geldiğimiz zaman, onların imajı ile zihnimizi doldururuz.
Düşüncelerimiz, davranışlarımız sürekli olarak onların imajları veya anıları ile renklenip şekillenir.
Bunlar normal şeyledir. “Başkaları hakkında asla düşünmemeliyiz” diyemeyiz.
Yapmamız gereken, başkaları hakkında sadece gerektiği zaman düşünmemiz gerektiğidir. Bizi düşüneni, bize değer vereni, sevgimize karşılık vereni düşünmeliyiz. Bunu yaparken de kendimizi onların imajının içinde kaybetmememiz gerekiyor.
Göreceksiniz ki, sonunda bu durum bizi yoksunluk ve bağımlılıktan kurtaracaktır.
Korkularımız ne zaman ortaya çıkar?
Karşımızdakinden bir beklentimiz olunca ya da o kişiye karşı kişisel bir arzu duyduğumuz zaman ortaya çıkar. Bunları da çoğu zaman gizlemeye çalışırız. Ama bunlar yoksunluğun, bağımlılığın ve kendimizi keybetmenin ilk belirtileridir.
İhtiyaç duyduğumuz ve aradığımız şeylerin aslında kaynağının kendimiz olduğumuzu çoğu zaman unuturuz.
Sevgi asla arzu etmez ve beklentisi yoktur. İhtiyaç ta duymaz.
Çocukları severiz. Onların merdiven çıkmalarına yardımcı oluruz. Onlara pahalı oyuncakları alırız. Onları sevindiriririz. Onların mutlu olması, bizi de mutlu eder. Ama çocukları yardım etmekle, onlara pahalı hediyeler almakla, onlardan bir beklentimiz olmaz. Onları koşulsuz severiz. Beklenti içine de girmeyiz.
Başkalarından herhangi bir şey arzu ettiğinizde ya da beklentiniz olduğunda ve mutluluğunuz bitmiştir demektir.
Çünkü mutluluğunuz bu arzunun veya beklentinin karşılanmasına bağımlı hale gelmiştir. İşte bu şekilde kendi kendinizde korku ve öfkeyi oluşturmuş olursunuz.
Bu olumsuz duygular, stres olarak bilinir. Sizi incitir. Oysa gerçek sevgi asla incitmez.