​ İçinizden gelen sesi dinleyin! (TBY)- 3 / Sınavlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '07

 
Kategori
Sınavlar
 

İçinizden gelen sesi dinleyin! (TBY)- 3

İçinizden gelen sesi dinleyin! (TBY)- 3
 

Sınav geride kaldı. Bir taraftan sonucun nasıl geleceğinin merakını yaşıyor, diğer taraftan sonuç beklediğiniz gibi gelirse nasıl tercih yapacağınızın endişesini taşıyorsunuz. içinizin en derin yerlerinden ses, gizemli bir şekilde sesleniyor. "Hey! Neşeli Genç" diyor, "Hazır mısın?" Şaşırıyor "Neye?" diyorsunuz. "Zamanı geldi. Artık sizinle tanışmayı arzuluyor, izniniz olursa karşınıza çıkmayı istiyorum" diyor içinizdeki ses. Hem ürperiyor, hem sevinç üstüne sevinç yaşıyorsunuz. Birden ilham almış gibi sarsılıyorsunuz. Kalbinizin üzerinde bir ışık parıldıyor. Dünyanız rengârenk oluyor. Şaşkınlık, irkilme, farklı bir heyecan, tatlı bir korku. Merakınız kamçılanıyor. Ağzınız açık kalıyor. "Adım Vicdan Doğrusöyler" diyor içinizden gelen ses, "Yıllardır sizinle birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ben sizin vicdanınızım. Her zaman olduğu gibi doğruları söylemek, sizi içinde bulunduğunuz düşünce kuyusundan fikir ipiyle çıkarmak için karşınızdayım." Memnun oluyorsunuz. "Demek o sendin" diyorsunuz, "Ne zaman yanlışa yönelsem beni ikaz eden o ses, demek ki vicdanımın sesiydi." İçinizden gelen ses yükseliyor. "Tercih hayatımızda büyük bir öneme sahiptir. Bunu sadece, üniversite tercihiyle ilgili söylemiyorum" diyor Vicdanınız ve başlıyor konuşmaya:
"Başarı, doğru tercihlerin arkasında gizlidir. Doğru tercih, güçlü bir irade ve idare ister; irade ve idare ise akıl ve ruh ister. Onlar benim arkadaşlarımdır. Eğer arkadaşlarla aramızda uyum olmazsa alınan kararlar kısa süreli, yapılan tercihler yanlış, verilen mücadele zayıf, devamlılık hayal olur. Başarı ya da başarısızlık, bizim içimizdedir. Başarı, öyle pat diye ortaya çıkmaz. Başarının; zamana, eğitime, tecrübeye, uyuma, devamlılığa, plana, uygulamaya ve disipline ihtiyacı vardır.
Hayatta; ne yaparsanız yapın, nerede olursanız olun uyum çok önemlidir. Yani yaptığınız şeyler, ‘kişisel, fiziksel, ailevi, çevresel özellikleriniz ve mesleki özellikler’ ile uyumlu olmalıdır. Eğer yaptığınız şey; ‘yetenek, zekâ, kişilik yapısı, ilgi, sevgi, çalışma alışkanlığı, değer ve amaç’ gibi kişisel özellikler, ‘yaş, cinsiyet, boy, kilo, sağlık, dış görünüş, bedeni güç ve duyularımız’ gibi fiziksel özellikler, ‘beklenti, ekonomik düzey, kültürel seviye ve değer yargısı’ gibi ailevi özellikler, ‘genel ekonomik durum, ilerleyen teknoloji, yakınımızdakilerin meslekleri, arkadaş etkisi’ gibi çevresel özellikler ve yaptığımız şeyin bize katacağı ‘statü, rol, kazanç, itibar, talep’ gibi mesleki özelliklerle uyumlu değilse başarısız, mutsuz, kendimizden uzak ve hayata yabancı oluruz.

Şimdi birlikte hayal edelim: Sumo güreşçisi deyince zihninizde nasıl bir görüntü canlanıyor? Basketbolcu desem aklınıza ilk ne geliyor? Bülbül sesli birisinden bahsedildiğinde düşüncemizde hangi meslek çağrışım yapıyor? Mutlu evlilikler gördüğümüzde ne diyoruz? Soruları çoğaltmak mümkün.
Sumo güreşçisi deyince çubuk kraker gibi zayıf biri mi canlandı zihnimizde? Hayır, şişman biri. Her şişman sumo güreşçisi midir? Değildir ama sumocu olmak isteyen şişman olmalıdır.

Ya da basketbolcu deyince bir cüce mi geldi aklımıza? Ne münasebet, dev gibi bir adam geldi. Her dev adam basketbolcu mu olmalıdır? Hayır, ancak boy ile beraber yetenekli olmalı, ilgi duymalıdır.

Mutlu evlilikler gördüğümüzde ne çirkin tablo mu deriz? Olur, mu canım, ne uyumlu bir çift deriz.
Bundan anlıyoruz ki tercihimiz, kişisel ve fiziksel özelliklerimizle uyumlu olmalı.
Şimdi tekrar düşünelim: Ailemin maddi durumu, öğretim masraflarını karşılayamayacak kadar kötüyse ve burslu okuma ihtimalim de yoksa özel üniversitede bir bölümü tercih etmem ne kadar doğru olur? Doğru olmaz elbette.
İsterseniz daha farklı tablolar çizelim.
Mesela benim beden ölçüm 42 ise, 56 beden bir takım giysem ne kadar şık durur? Ne kadar doğru olur? Ya da 36 beden bir elbise alsam nasıl giyebilirim? İçine nasıl sığabilirim? Ve yine ayakkabı numaram 42 ise, 56 numara bir ayakkabı giysem nasıl görünürüm? Nasıl yürür, koşar ilerlerim? Ya da 36 numara ayakkabıda ne kadar rahat ederim?

Mesela; musakkayı hiç sevmiyorum. Ancak, cebimdeki para musakkaya yetiyor diye tercih etsem, ne kadar isabetli bir iş yapmış olurum? Ya da zeytinyağlı dolmayı çok seviyorum. Ancak mönüde yok, zeytinyağlı dolma yoksa yemek yemeyeceğim demek ne kadar yerinde bir davranış olur?

Mesela; lacivert rengi çok seviyorum, sadece lacivert giyerim diye diretmek diğer renklere ve ahenge hakaret olmaz mı? Sevmediğiniz bir insanla evlendiğinizi, hayatınızı birleştirdiğinizi düşünün. Ne kadar mutlu olabilirsiniz? Anlaşmazlık, huzursuzluk, kavga ve boşanma kaçınılmaz bir son olmaz mı?

Meslek; hayat paylaştığımız insanlar, üzerimize giydiğimiz elbise, soframızdaki yemek, sevdiğimiz renk... Vs. gibi hayatın her deminde bizimle olacaktır. Meslek hayatı, ev ve evlilik hayatına benzer; neredeyse insan hayatı ile özdeşleşmiştir. Destanlar; uyumsuz aşkların hüsranını, filmler; dengesiz evliliklerin mutsuz sonlarını, haberler; nasıl son bulduğunu anlatmaktan sıkıldılar.

Netice; uyum olmadığı zaman iç ve dış huzur sağlanamaz. Uygun bir görüntü yakalanamaz. Yapılan faaliyetler sevilerek yapılmaz. Yani, hayat çekilmez olur. Yani yaptığımız şeyler devamlı olmaz. Okulu sevmeyen bir öğrencinin, devamsızlık yapıp okuldan kaçması ya da silah zoruyla gidiyormuşçasına isteksiz gitmesi gibi...
Kendinizi alternatifsiz bırakmayın.

Hayatın bu konuma gelmemesi için sevdiğiniz şeylerin (meslek, hobi, yemek, renk...) vs.) listesini yapın. En çok sevdiğinizi ilk sıraya alıp daha az sevdiklerinizi arkasına ekleyerek her birinden en az 5 tane yazın. İlk sıradaki olmazsa ikinciyi hiç tereddüt etmeden devreye sokun. Olmadı diğerini, diğerini, diğerini. Liste bitene kadar devam edin. Hepsinde uyumu yakalayacak, devamlılığı sağlayacak, yaptığınızda başarılı olacaksınız.

Bazen uyum yakalanmasına ve devamlılık olmasına rağmen yine bir şeyler yolunda gitmeyebilir. Nasıl olsa uyumu yakaladık, devamlılığı sağladık diye hayatı akışına bırakırsak zarar ederiz. Hayatı akışına bırakmaktan kurtulmak için planlama gerekir. Hayatınız ile ilgili planlarınız olmalı.

Planladım ama yine olmayabilir. Plan tutmaz. Niye? Uygulama yoktur.
Düşününün şimdi, elimde, Türkiye’nin ekonomik sıkıntılarına son verecek bir planım var. Öyle güzel hazırlanmış ki, ülkemizi istihdam çıkmazından çıkaracak, onun cari açığı kapatacak, dış borcun ödenmesini sağlayacak ve hatta öğrencileri sınav belasından kurtaracak bir plan yani. Ama sadece plan. Uygulanmadığı için kimseye bir faydası yok.

Uygulandığı halde fayda vermiyorsa?
Disiplin eksiktir, disiplin. Uygulamanızda lakayt olursanız elbette faydası olmaz. Her plan, uygulama aşamasında çeşitli esnemelere maruz kalır, esneklik ister. Eğer disiplin olmazsa esneme noktaları, kırılma ve dağılma noktaları olur. Uygulama, uygulamasız bir hal alır, çekilmez olur. Disiplin, başarı için vazgeçilmezdir.

Birden dang eder beynimizde bir şeyler. İçimizden gelen ses bizi uyurır, uyandırır.
"Şimdi anladım" deriz, "Disiplin olmadığı zaman uygulama, o olmadığı zaman plan, o olmadığı zaman devamlılık, o olmadığı zaman uyum, o olmadığı vakit tecrübe, eğitim ve zaman yeterli olmuyor. Sınavda başarı, tercihte isabet, hayatta mutluluk için bunların bir arada olması gerekiyor."

İşte bu kadar. Hepsi bu işte. Şimdi hiç nazlanmadan, sızlanmadan içinizden gelen sesi dinleyip rahatınıza bakın.

Ha! Unutmadan şunu belirtelim: "Vicdan, hep doğru mu söyler?" sorusu takılabilir akla.

Yaratan, vicdanı doğruluk için yaratmıştır. Onun görevi; doğruları söylemek, sahibini doğruya sevk etmektir. Hani insanların yalan konuştuğunu ortaya çıkaran bir makine var ya, yalan makinesi yani. Kişi yalan söylediği zaman neden öter biliyor musunuz?

Vicdan, sahinin söylediğinin yalan olduğunu bildiği için rahatsız olur, tepki verir, sızlar. O sızlayıp tepki verince yayılan dalgalar neticesinde yalan makinesi öter.
"Vicdan bu kadar şeyi nerden biliyor?" derseniz eğer şunu söylemek isterim:
"Yaratan öyle yaratmış, efendisini doğruya, güzele ve iyiye yönlendirsin diye bilgi ve doğrulukla donatmıştır."

Etrafınızdan gelen sesleri göz ardı etmeden içizden gelen sesi çok ama çok iyi dinleyin. Kendinize güvenin.
En doğru tercihi yapacağınızdan eminim...

 
Toplam blog
: 20
: 754
Kayıt tarihi
: 05.07.07
 
 

Bilinç Organizasyon Reklam Pazarlama Özel Eğitim Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti.'de Yönetim Ku..