- Kategori
- Gelenekler
İçki ömrü kısaltıyor mu? (OECD raporu)

Gelin sizinle siyaseti bir kenara bırakıp, açılımlara falan boş vererek, insanlara faydalı olabilecek bilgileri paylaşalım.
Dünyayı hala yakıp kavuran krize rağmen, sosyal içerikli projeler, ekonomik amaçlı kurulan örgütler tarafından yapılarak kamuoyuna duyuruluyor.
İşte öyle bir araştırmayı OECD yayınladı.
OECD’nin verilerine bakınca, sevinelim mi üzülelim mi bilemiyoruz.
Bir yanda ülkemizdeki içki tüketiminin azlığı nedeniyle genel ömür sayısına 1.5 yaş ilave edilirken, öbür taraftan, bu yaşı aşırı sigara kullanımı ve kötü beslenme alıp götürüyor.
İşte OECD'nin alkol kullanma raporu: (Rapor 15 yaş üzeri kişi başına düşen alkol tüketimini gösteriyor)
ÜLKE : TÜKETİM MİKTARI(LT):
Türkiye: 1.2
Meksika: 4.6
Norveç: 6.5
İsveç: 6.8
İzlanda: 7.2
Japonya: 7.9
Kanada: 8.0
İtalya: 8.1
Kore: 8.1
Polonya: 8.1
ABD: 8.4
Slovakya: 8.6
Yunanistan: 9.0
Yeni Zelanda: 9.4
OECD: 9.5
Hollanda: 9.7
Avustralya: 9.8
Finlandiya: 10.1
Almanya: 10.1
İsviçre: 10.2
Belçika: 10.7
İngiltere: 10.9
Avusturya: 11.1
Danimarka: 11.3
Portekiz: 11.4
İspanya: 11.7
Çek Cumhuriyeti: 11.9
Fransa: 12.7
Macaristan 13.2
İrlanda: 13.4
Lüksemburg: 15.5
Bu verilere bakıldığında; içkinin yaşam kalitesi ve ömürle bir ilgisi varsa, Lüksemburg’da yaş ortalamasının 40 lı yaşlar olması gerekiyor. Oysa AB ülkelerinin yaş ortalaması genelde erkeklerde 78 kadınlarda 86 civarında. Güneyden kuzeye doğru gidildikçe, yaş ortalaması daha da uzuyor.
Bu görüşümüzü bir örnekle açıklamaya çalışalım. İtalya’da tüketilen içki miktarı kişi başına 8.1, İrlanda’da 13.4. İtalyanların yaş ortalamasının daha yüksek olması gerekmiyor mu? Oysa tam aksine, İrlandalıların yaş ortalaması İtalyanlara göre 5 ile 7 yıl daha fazla.
İçki içmenin kültürel bir olgu olduğu kanısındayım. Örneğin Lüksemburg kişi başına düşen milli geliri ile dünyanın bir numarası (Kişi başına milli Gelir 125.000$) oysa onlara yakın içki tüketen Macaristan’ın milli geliri kişi başına 10.000$ civarında. Yani bize uzak değil! (Bizimkide bir zamanlar 10.000$ olarak açıklanıp, gökyüzüne lazer ışığı ile yazdırılmıştı)
Gelelim bir diğer konuya. İslam ülkeleri içinde serbest içki tüketilebilinin tek ülke Türkiye. Diğer İslam ülkelerinde yasak. Onlar sadece bize ve Avrupa’ya gittiklerinde içebiliyorlar! Bu görüşe inanacak olursak, İslam ülkelerinde yaş ortalamasının çok daha yüksek olması gerekmiyor mu? Oysa İslam ülkeleri arasında yaş ortalaması en yüksek olanlardan birisi Türkiye! (Ülkemizin yaş ortalaması, kadınlarda 75- erkeklerde 71)
Rakamlara baktığımızda; bize en yakın içki tüketen ülkenin Meksika olduğunu görüyoruz. Ancak Meksika’nın yaş ortalaması bizden de düşük.( Kadınlarda 67-Erkeklerde 64)
Gelelim işin üzüntü verecek yanına. Gerçi siyaset yazmayacağız diye söz verdik ama… Bu kadarı kadı kızında da bulunur deyip, az tüketilen içkiden alınan verginin de az olacağı savıyla, bütçemizin biraz daha fazla açık vereceğini düşünüyorum. Ne de olsa biz “Vergiyi Tabana” yayan bir politika izliyoruz! Ne kadar fazla içki satarsak, o kadar fazla kazanç elde ederiz. (Benim içtiğim içki ile Rahmi Koç’un içtiği içki aynı olmasa da verdiği vergi aynı olunca)
Burada görev Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a düşüyor! Ne kadar Arap ve İranlı turist çekebilirsek, o kadar fazla içki satarız. Çünkü onlar ülkemize gelince, kendilerinden geçinceye kadar içiyorlar! Buralardan gelecek turistlerin konakladığı otellere teşvik verip, otel bedava(!) içki ücretli tabelası asarak, gereğini yapmalıyız! Başka türlü bu vergi kaybını telafi etmek zor!
Sevgili dostlar, içki içmese de, tütünü sarıp içen, sapsarı dişlerle, pideyi somun ekmeğe azık yapan, sonra üzerine kırmızı biber ve tuz atarak, bulursa kırdığı bir baş soğanla karnını doyuran insanımızın daha uzun yaşamasını nasıl bekleyebiliriz ki?