- Kategori
- Öykü
İki Kadın Arasındaki Medcezir -7
Başımı kaldırdığımda bana ismimle hitap eden anneannem ve dedemin sesiyle kendime gelmiş onlara doğru nasıl bir kaç adım atmışsam ninemin kollarına çocuk bedenimle adeta yığılmıştım. Dedem ve ninem, eskiden beri teyzemle konuşmazlardı, babama sorduğumda ise doğru dürüst cevap vermez lafı da aynı teyzem yani karısı gibi değiştirirdi.
Dedem, düğüne geldiklerini söyleyince sırf onları gördüm diye gözlerimin içi gülmüş, ışıl ışıl olmuştu. Teyzem annesi ve babasını görünce, bana doğru gelmekten vazgeçmiş, aksi yöne doğru ilerlemişti. Dedem ve anneannem beni bir kenara çekip;
- Bak güzel torunum, evlenmekten vazgeç desem de şimdilik sen de biz de çaresiziz, son gün seni alıp götürmeye kalksak bu cani yapılı kayın baban ve o evli, cahil kocan bizi vurdurur ama evliliğin kötü gittiğinde biz hep kasabadayız sana her zaman kapımız açık bil. Bize bir haber uçur o bize yeter, seni devletin kollarına emanet etmeden de gözümüz açık gitmez Zeynep.
Merak etme, seni yeni evinde ziyarete geliriz, yalnız olmadığını o örümcek kafalı kocanın ailesine gösteririz, bizim kızımız olduğu halde ne teyzeni ne de o pısırık içki düşkünü babanı tanırız. Senin annen bir başkaydı, teyzende benim kızım ama sanki ayrı kutup yıldızları gibiydi, anan öleceğine keşke teyzen ölseydi. Neyse güzel torunum akşama düğünün var biz erken kalkarız, şimdiden söyleyeyim de sonra bizi gözlerin aramasın. Anneannem bana - Her bir ihtiyacını geceliğini iç çamaşırlarını çeyizlerini baba evinden al ki, o meymenetsiz kızım babanı kullandığı gibi senin hakkın olan, hiç bir şeyi kullanmasın.
Aklımda, fikrimde olmayanları bana hatırlatan nineme - Aman anneanne, parlak saten geceliklerin, iç çamaşırların renkli paçavraları gözüm nereden görsün, keşke hava kararıp da akşam olmasa, hatta düğünümüz hiç olmasa, ben çok korkuyorum ninem.
Davullu zurnalı düğün gecesi beynimin uğultusuyla gece yarısına değin devam etmiş küçük ayaklarımın altı şişmişti. Teyzemin yüzüne dahi bakmamış, sadece babamla vedalaşıp koca evine gelmiştim. Ev ve evdekiler yabancı, koca diyeceğim adam yabancı! Yangından mal kaçırır gibi babam yaşında olan zebani kılıklı kocam kendine körü körüne itaat eden nikahlı karısına - Hadi şu küçük gelini zifaf odasına götür hazırla da gözüm gönlüm açılsın. Gözlerim yuvasından fırlayacak gibiydi, saçımda ki sırma gelin tellerine adamın gözleri takılmış, sırıtarak üzerime geliyordu. Kayın-babam, kaynanam oğlunun cıvık konuşmasının karşısında - Koca gelin! Küçük kuman, gelin kıza yardımcı ol, kocanın ne dediğini duydun, sonrada odana çekiliver!
Herkes odalarına çekilmiş, kocamın ilk karısı bize ayrılan odada bana nasıl davranmam gerektiğini söyledikçe içimi saran ürperti her yanımı sarmıştı. Babamın yaşında bir adamla zoraki yatmak? Kafamın içinde kurduğum hayal bu değildi ki, gözümün önünde 18 yaşında birbirlerini seven iki yavuklu duruyordu. İçimin figanı, sessiz çığlığını ahiret alemine göçen annemden başka kim duyabilirdi, kim bilir, benim için ne kadar üzülmüştür! ''baba beni neden bu adamla evlendirdin'' diye ağlamaya başlamıştım ki, birden yüzüme aşk eden iki tokat ile adam beni yere yapıştırmıştı. Artık çocuk gelin olmuştum. Kabalığı ile o gecenin karanlık yüzünü bana, babam yaşında olan sözde kocam göstermişti.