- Kategori
- Haber
İkiyüzlülüğü bırakın...

Şırnak’ta verdiğimiz şehitlerin ardından “Öfkemizi” yenmeye çalışıyoruz. Aslında, öfkemiz başta “Siyasi otorite” olmak üzere, sorumluluk taşıyan herkese karşı ve giderek de büyüyor.
Ama sakin olmaya çalışıyoruz. Acımızı içimize gömüp, bu beladan nasıl kurtulacağının çarelerini düşünmeye çalışıyoruz. Çaresi de elbette vardır ve bunun artık böyle sürüp gitmesi de mümkün değildir.
Bu arada tabi ki DTP’nin bu konuda nasıl tavır alacağını da merak edip duruyorduk ki, bir basın açıklaması geldi ve DTP “Üzüntülerini” dile getirdi. Kendileri “Üzerlerine düşeni” yapmaya çalışacaklarını da ifade ederek yazılı açıklamada şunları söylemişler.
“24 yıldır denenen yöntemlerin dışında 'kansız, silahsız' bir yolla ülkemizi bu kaostan kurtaracak çözümü üretmelidir. Türkiye'nin giderek Ortadoğu bataklığına sürüklenmeye çalışıldığı bu günlerde ancak ortak akılla hareket ederek aydınlık bir gelecek yaratabiliriz.
Bu vesileyle 'artık yeter' diyoruz. Ölüm, kan ve şiddeti görmek istemiyoruz. Gencecik evlatlarımızı toprağa vererek, bu topraklarda kardeşliği, barışı, demokrasiyi yeşertemeyiz. Akan kanın bir an önce durması konusunda DTP olarak bize düşen görevleri sağduyulu yaklaşımlarla yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha belirtirken, bu ölümlerin artık son ölümler olmasını temenni ediyoruz.”
Gördüğünüz gibi yine PKK için “Terör örgütü” diyememişler. Ancak “Çözüm”den yanalarmış. Bunun adı “Riyakarlık”tır, “İkiyüzlülük”tür…
Kendilerine “Çözümünüz nedir” diye sormaya gerek bile duymuyorum. Önce ve olmazsa olmaz çözüm anahtarının, herkes tarafından “PKK Terör örgütüdür” tanımlamasının yapılması ve yürekten de kabul edilmesi gerekir. Bunu DTP’nin de kabul edip “Evet, PKK terör örgütüdür” demesi olmazsa olmazlardadır. Yurt içindeki belli ve bilinen çevre ve kişilerin PKK’ya olan desteğini çekmesi de olmazsa olmalardandır.
Ondan sonra…
Ondan sonra her şey oturulup konuşulur. Bilinen bir gerçek var ki, yıllardan beri Doğu ve Güneydoğu illerimizde PKK tarafından yapılan baskılar ve propagandalar nedeniyle, o yörede yaşayan bir kısım vatandaşımız “KÜRDİSTAN” hayali ile yatıp kalkmaktadır. Yapılan terör faaliyetlerinin sonucunda da “Bıktığımızı” görecekler ve “Alın size Kürdistan” diyeceğiz. Bunu bekliyorlar. Veya terör örgütünü “siyasallaştırma” çabalarını sürdürüyorlar…
Şu çok açık ve net ki, daha nice şehitler de versek, PKK tamamen, amaçları ile birlikte yok olmadıkça bu kan durmayacaktır. Her neye mal olursa olsun, vatan topraklarından “Bir sile” bile hiç bir yere verilmeyecektir.
Üzüntüm o ki, 13 askerimizin “Şehit” haberi aldığımızda, Başbakan’ımız olayı “ABD ile görüşeceğini” söyleyebilmiştir.
Bu güne kadar anlattık da ne oldu? Şimdi ABD Başkanının yanına varıp ne diyecek Başbakan?
“Sayın Başkan, aşağı mahallenin çocukları, bizim mahallenin bebelerini öldürüyorlar” mı diyecek? Siyasi iktidar, daha halen koyduğumuz yerde duruyor. Aradan beş yıl geçti, sadece “Şikayet” ediyor.
İşin en garip yanı neresi biliyor musunuz?
Yıllardan beri Irak’a gider gelirim. Kuzeyde “Kürdistan” fiilen kuruldu. Kurulalı da nerdeyse 10 yıl oldu. Dün, askeri güçleri de yoktu ama bu gün “Hafif silahlı” da olsa eğitimli ordu kurmaya da başladılar. Bunları bizler gidip gelirken görüyoruz da “İktidar/lar” acaba görmüyor mu?
Olacak iş değil, ama oluyor. Göz göre göre, gelecekte ülkemizin Güneyinde elimizle kendimize karşı oluşum yaratıyoruz.
Yazımın bu satırına gelince aklıma bir şarkı geldi.
“Kimseye etmem şikâyet/ağlarım ben halime”
Ama şunu da çok iyi biliyorum ki, bu durumda “Ağlamanın” da bir faydası yok. Harekete geçilmesini bekliyoruz.
Ülke ve millet olarak…
Bir taraftan da görüyor ve ayrıca üzülüyorum ki, sivil toplum olarak bizler, sadece “Haberi duyduğumuzda” üzülüyor, ertesi gün yine aynı tefi çalmayan devam ediyoruz. Ağlanacak halimizse de televizyonlarda eğlence programlarını devam ettirerek ve izleyerek sürdürüyoruz.
Oysa, bu haberin alındığı dakikadan hemen sonra, “Bilinçli Medya” olarak programları kesmeli ve buna yoğunlaşmalıydık.
Yapamadık… Yazık…
08 EKİM 2007