- Kategori
- Aşk - Evlilik
İletişim çağı aşkları üzerine söylenmiştir
Zaman geçiyor. Herşey değişiyor aşklar da. Giderek bigisayarın ve telefonların kölesi oluyor sevdalarımız.
Atilla İlhan'ın dediği gibi "Kulağı çabucak telefon zillerinde" olmaya alışıyor insan... Yaşadığın aldanışlar ve aldatmalar bir sisin ardından bakıyor gözünün içine... Biz aslında en çok kendimizi aldatıyoruz. Konuşamayan dillerimiz ,kavuşamayan ellerimizle soğuk bir camın ardından birbirimize yalanlar söylüyoruz. Sonra karşı karşıya geldiğimizde acı bir masala dönüşüyor aşkımız ..Kurbağa prens prensesin öpüşüyle yakışıklı bir prens oluyorken biz birer kurbağaya dönüşüyoruz öpüşlerimizle...
Korkak bir yarına bedelliyoruz yarım yamalak sevdamızı... Bu yarım yamalak sevdalar soğuk bir camın arkasından sanaldan çıkıp gerçeğe dönüşemiyor çoğu zaman. Buna sinirlendikçe biz yaşamı geçmişe erteliyor, yaşayamadıklarımızın hesabını soruyoruz geleceğimize... Ve asla kurtulamayacağız geçmişimiz geleceğimizi boğuyor karanlık sularımızda...
Biz şimdi seslerini geçmişin sokaklarında kaybetmiş iki dilsiz gibiyiz. Birbirimizle konuştukça kurbağa sesleri çıkarıyoruz. Ve bu sesler ardında kaybettiklerimizi göremeyecek kadar körüz artık. Yavaş yavaş sanal bir rüyaya dönüşüyoruz.