- Kategori
- Blog
İlham perimi kaybettim; Hükümsüzdür

Şu sıralar yazamıyorum.."Neden?" derseniz, ilham perimi kaybettim...Şöyle , 70-75 cm boyunda ,kırmızı,turuncu,sarı kırpık kırpık bir elbise giymiş,elinde ışıltılı bir değnek, tuhaf,komik bir kız işte.. En son, Kaş’ın bir dağ köyünde görülmüş:)) Bulanların ,insaniyet namına bana haber vermelerini rica ediyorum..
Son zamanlarda bana bir haller oldu..Elim bir türlü yazmaya gitmiyor..Aklıma bir konu geliyor; sonra "Aman boşver , hiç de güzel değil, bunu yazmasan da olur" diyerek kendimi vazgeçiriyorum...Sonra gece yattığımda aklıma başka bir konu geliyor.."Hadi bakalım marş marş" diyerek kendimi dürtüklüyorum. Gene sonuç nafile..Olmuyor bir türlü…Oldurtamıyorum:)
Oturup Milliyet Blog sayfalarında gezinmeye başlıyorum.Belki canım çeker de bir şeyler yazmaya başlarım diye...Birden kendimi , beğendiğim yazılara yorum yazarken buluyorum.."Dur şunu da okuyayım”, “Buna da yorum yazayım" derken bilgisayarın başından kalkma zamanı geliyor.. "Hay Allah;gene yazmaya zamanım kalmadı" diyerek kendimi bir güzel kandırıp, ertesi güne erteliyorum... Ertesi gün gene binbir bahane uyduruyorum..Hiç bir konuyu yazmak cazip gelmiyor bana..Oysa ki daha yazmayı tasarladığım ne çok konu var!!! Bugünün yazısını yarına bıraka bıraka, bir de baktım ki 15 gündür yazı yazmamışım..Elimdeki hazır yazıları bile yayına vermek gelmiyor içimden…
Haa mutlaka yazmak mı lazım? Elbette değil...Yazılanları, okumak da gerekiyor Makineli tüfek modunda,o kadar seri halde yazı üreten blogcular var ki...Bir sürü yazı,peşpeşe yayına giriyor..Hatta bazen onlara kızıyorum…Çünkü,bir çok güzel ve önemli yazı, bazen bu sirkülasyonun içinde gözden kaybolup gidiyor.. Bir de şunu farkettim..Sürekli takip etmeye çalıştığım blog arkadaşlarımın bile, eski yazılarını okumaya zamanım kalmıyor..Fırından yeni çıkan yazıları takip edeyim derken, eski yazılara yetişemiyorum..Bende bir tuhaflık var sanırım."Yavaş mı okuyorum?" desem , öyle de değil..Uzun sözün kısası, yazılanları okumaya yetişemiyorum…
Geçici görevle köye gittiğim zaman 15 gün internete çok kısa aralıklarla girebildim..Ayrı kaldığım süreçte, bir yabancılaşma mı oldu acaba??Bu arada Milliyet Blog’ un sayfa yapısı değişmiş, Ferdi için yardım kampanyası başlatılmış, “blogcu nedir,nasıl olmalıdır?” konusunda , yer yer sertleşen tartışmalar almış yürümüş, blogcuların bir araya gelmesi için organizasyonlar hız kazanmıştı..Bu konuların hepsine uzak olduğum için, yazmaktan çok, okumak düştü bana…Zaten perim de kaçmış;işim ne,okuyayım tabii:)))
Tüm bunlardan yola çıkarak,
-Milliyet Blog un yeni sayfa düzeni hoşuma gitti…Galerilerin eklenmesi özellikle de..
-Ferdi için başlatılan, bazı arkadaşlarımızın önderliğinde,dalga dalga yayılan yardım kampanyasında çok iyi sonuçlar alındığını izliyorum.. Denize atılmış, tek bir denizyıldızı da olsa, Ferdi için çok şey değişmiş oldu. Emeği geçen herkesin yüreğine sağlık…
-Blog yazarları arasında fikir ayrılıkları her zaman olacaktır; hatta olması da burayı daha zenginleştirir…Önemli olan, saygı sınırlarını aşmamaktır..Kendi yazılarımda noktalamalara ve diğer yazım kurallarına elimden geldiği ölçüde dikkat etmeye çalışıyorum…Sadece şekil değil, içerik olarak da daha yaratıcı ve rafine yazıları okumak da , hiç fena olmaz hani…Ama sonuçta, herkes istediğini istediği biçimde yazıyor…Çok da fazla yapılabilecek bir şey yok…
-Blogcuların buluşması konusunda, 3 kişinin toplandığı ama toplananlar açısından büyük keyif duyulan bir Pazar akşamı yaşanmış. Nicelik olarak az, ama kaliteli bir buluşma olmuş…Devamı da gelecektir..Onda da emeği geçen herkesin ellerine sağlık…Umarım bizlerin de katılabildiği nice toplantılar , kazanacağı yeni dostlar olur…
Yazamıyorum, yazamıyorum derken, gene de koca bir sayfayı doldurmuş bulunuyorum..Demek ki, benim ilham perisi tam olarak beni terk etmemiş, yakınlarda bir yerlerde dolaşıyor:)))Gören olursa bana haber uçurmayı unutmasın….Perim dönene kadar , sadece yorumlarda buluşmak üzere, hoşçakalın:)