- Kategori
- Futbol
İlk haftanın ardından

kaynak:internet
Yaptıkları transferlerle geçen sezonun acısını unutturmaya çalışan takımlarımız lige merhaba dedi. Bu sezona başlamadan şunu belirteyim bence tüm takımlar geçen sene başarısızdı. O puanla kimse şampiyon olmaz artık.
Maçların sırasına göre takımları kısaca değerlendirelim...
Beşiktaş'ta maalesef değişen birşey yok. Geçen sezondan beri herkes kafayı takmıştı: Denizli ne oynatıyor diye, 4-4-2 mi yoksa 4-3-3 mü yoksa 4-2-3-1 mi. Bence bu kadar kafa yormaya gerek yok. Basit gözle bakın anlarsınız. Oynadıkları (hala) 6-4. Yani 6 savunma 4 hücum. 4 defans artı düz savunmacı ortasahalar Fink ve Ernst. İleride de hepsi hücumcu ortasahacılar Tello ve Yusuf bir de birbirinin aynısı Bobo, Nobre, Holosko ve Nihat'tan ikisi. Kanat oyuncuları alacağına inatla santrafor alan Beşiktaş'ın kaçınılmaz sonu. Düşünsenize sol kanatta mesela İbrahim Akın olsaydı...Geçen seneki şampiyonluk onları yanıltmaya devam ediyor. Geçen sene Beşiktaş şampiyon olmadı, önce Fenerbahçe ve Galatasaray sonra Trabzonspor en sonunda da Sivas. Hepsi sırayla hediye ettiler. Açıkçası böyle oynadıkça Beşiktaş'ın işi sonuna kadar götüreceğini pek sanmıyorum. Erken bir teşhis oldu farkındayım ama gördüklerim bu. Bir de Demirören şu "uğur" olayını bırakmalı artık. Fenerbahçe ve İstanbul B.B. maçlarında yaptı da ne oldu. Kızı da uğursuz olmadığına göre, böyle batıl şeylerle vakit harcamamalı ve takıma doğru transferler yaptırmalı. Beşiktaş gibi büyük bir kulübün başkanının böyle şeylere takılması hoş olmuyor.
İstanbul B. B. gelince sanki daha zayıf ve düz bir takım olmuşlar. Hani geçen senelerdeki büyük takımlara karşı mükemmele yakın kontratak futbolu oynayan takım gitmiş. Kaleci ve İbrahim Akın'ın yalnız kalması en büyük dezavantajları. Gerçi Taner gelince işler ne olur bilemem.
Sivas-Trabzonspor maçı Beşiktaş maçına göre daha tempoluydu. Sivas erimeye devam ediyor. Hazırlık maçlarında kuşku duymaya başladığım, Anderlecht maçında ise haklılığımı maalesef gördüğüm Sivas son 2 yıldaki havasından çok uzak. Bülent Uygun atak futbol oynayan bir takım yapmaya çalışıyor. Geçen sene oturmuş kadrosuyla atak futbol oynamaya kalkmasının cezasını şampiyonluğu kaybederek gördü. Ama ders çıkarmamış gibi. Yeni oluşturduğu takımı da aynı düşüncede oynatmaya çalışıyor, üstelik İngilizlerin bile artık bıraktığı uzun top oynayarak. Maç adeta orta sahasız bir futbol maçıydı. Sivas şişiriyor, dönen topu alan Trabzonlular hızla atağa kalkıyor. Sivas bu oyunla büyüklerden fark yer ve sıra takımı olur. Ortanın altı bir takım olur çıkar.
Trabzon'u beğendim, o da orta sahasından dolayı ama bir de orta sahası olan bir takıma karşı seyretmek lazım. Hızlı çıkmaya çalışıyorlar. Şuan zayıf halka (hızlılık açısından) Alanzinho. Biri O'na her topu aldığında enaz bir çalım atması gibi bir zorunluğunun olmadığını söylemeli. Umut da değişen bir şey yok. Üzülecek yan bir gelişme de yok.
En çok merak ettiğim takım açıkçası herkes gibi Galatasaray'dı. Mükemmel bir hücum hattı, (hatta 2 tane) var. Ama gördüğüm, orta sahadaki 2 kişinin Rejkaard'ın maç içinde değişklik hakkını kullanacağı kişiler olacağı kesin. Bence Galatasaray yönetmi ortasaha futbolcularını hemen Yasemin Dalkılıç'ın yanına göndermeli, ciğerleri iyice açsınlar diye. İşin şakası eğer öndekiler orta sahaya destek vermezse, Galatasaray özellikle hızlı pas yapan ve araya süratli koşular yapan takımlardan çok gol yer. Ama şu bir gerçek Galatasaray'ın maçlarını seyretmek ayrı bir zevkli olacak. Bol gollü ve pozisyonlu. Bu arada "Arda büyüyor". Aman nazar değmesin. Kondisyonunu hep eksik gördüğüm Arda'ya hayran kaldım. Rejkaard yaramış...
Gaziantep geçen sezondaki gibi can yakacak bir takım. Ama kalecilerine takıldım biraz. Bir de satrafor yok gibi. Batuhan burda olsaydı, başka bir takım olurmuş...
Ve gelelim son maça, Denizli-Fenerbahçe... Görünen o ki en iyi kondisyon Fenerbahçe'de. Baksanıza 2 gün top oynadılar yorulmadılar. Geceyarısında sonra biten maçı da gördük ya... Meksika'daki Dünya kupasında gece 1'de maçları seyretmiştim ama Meksika 'da öğlendi. Maça dönersek, hepsi yalan en büyük iki transfer bence Emre ve Guiza. Hatta Alex'i bile koyabiliriz. Emre'nin çabukluğunu uzun aradan sonra görmek beni sevindirdi. Guiza da eskisi gibi ama bu sefer koştuğu yerlere top atan bir takım var gerisinde. Dos Santos konsunda soru işaretlerim giderek büyüyor. Sanki biriki hafta sonra Uğur'u görürüz orada... Defans özellikle Bilica, Lugana'dan beter bir saatli bomba gibi duruyor. "Kazım daha sana ne lazım". Verilen şansları bu kadar mı teper bir futbolcu? Maalesef hiçbir gelişme yok. Maç gösterdi ki Guiza'nın gol vuruşu yüksek yüzdede. Alex de iyi. Fenerbahçe'nin daha da ileri gitmesi tamamen sağ ve sol açıklara bağlı. Yani soru işaretli Dos Santos ve golsüz Kazım'a. Bunlar düzelir ve de hızlı oynarlarsa (hep pas yaptılar, defanstan bile topla çıktılar) güzel maçlar seyredeğimiz kesin. Ama dünkü görüntü bile Fenerbahçe maçlarının Fenerbahçe adına bol pozisyonlu geçeceği sinyalini verdi.
Denizli maalesef bu haliyle yine düşmemeye oynar. Bu hafta içersinde seyrettiğim en kötü takımdı.
Gelelim haftanın en karlısına. Tabii ki Galatasaray. Şampiyonluğa oynayan takımların Antep'te zorlanacaklarını sanıyorum. İkinci karlı Trabzonspor. Eğer Sivas belini doğrultursa, Sivas'tan puan almak zorlaşır. Haftanın kaybedeni ise Beşiktaş. O İstanbul B.B.'yi yenmeliydi. Bir de tabii ki Sivas. Fenerbahçe galibiyeti normal. Görünüşe göre Denizli kimseyi üzmeyecek.
Seyrettiğimiz takımlara göre önümüzdeki haftanın 2 maçını değerlendirirsek Glatasaray Denizli'ye fark atar, Fenerbahçe Sivas'ı rahat geçer. İddia da Galatasaray maçlarına üst oynayın kaybetmezsiniz.
Haftaya görüşmek üzere...