​ İnkalar'ın Güneş Bayramı / Efsaneler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Efsane FB 1907 Baterist Metin

http://blog.milliyet.com.tr/efsanefb1907

07 Ağustos '08

 
Kategori
Efsaneler
 

İnkalar'ın Güneş Bayramı

İnkalar'ın Güneş Bayramı
 


Avrupa kıtası büyüklüğünde geniş topraklara sahip İnka İmparatorluğu'nun başkenti Cuzco'da, yılın en büyük şenliği olan "Güneş Bayramı" kutlanacaktı...


İmparatorluğun ileri gelen şahısları, yüksek dereceli memurlar, vahşi And Sıradağları'nın ortasında kurulmuş başkente zamanında varabilmek için görev yerlerinden çoktan ayrılmışlar, erkenden yola koyulmuşlardı. Dağları, bayırları, dibinde çağlayanların köpüre köpüre uğuldadığı derin uçurumları ancak tahtırevanların üzerinde ya da lamaların sırtında aşabilmişlerdi.


Bu bayramın kutlandığı o eski çağlarda, bugün Peru devletine ait olan topraklarda kurulmuş bulunan İnka ülkesinde ne araba, ne de at vardı. Güney Amerika, Avrupalılar'ın henüz bilmedikleri bir kıtaydı.


Müneccimler kafa kafaya vermişler, bayram gününü saptamışlardı... Bu şenlik devamlı kış dönencesinde, güneş ufukta iyice alçaldıktan sonra, ilkbahar ve yaz aylarına doğru yine yükselmeye başlayacağı sıra kutlanacaktı. Bu tören, aynı zamanda yeniden doğuş ve umut şenliği sayılıyordu. Bayramdan evvel 3 gün süreyle, ülkede küçük büyük herkesin uymak mecburiyetinde olduğu çok sıkı bir oruç devresi vardı.


O sabah, başta imparator, herkes, üzeri altın, gümüş ve değerli taşlarla bezenip süslenmiş en güzel elbiselerini giymiş olarak şehrin ortasındaki büyük meydanda toplanmıştı. Henüz güneş doğmamış, ortalık karanlık... Bu büyük kalabalık, insanı hayli etkileyen derin bir sessizliğe gömülmüştü. Binlerce insandan çıt çıkmıyor; ayakkabılar dahi çıkarılmıştı. Herkes yüzünü doğuya, her yaratığa can veren tanrının, Güneş'in doğacağı yöne dönmüştü.


Aniden dağın ardından yayılan bir ışık huzmesi huşu içerisindeki çehreleri aydınlattı. O esnada hepsi birden aynı anda yere diz çöktüler ve toprağı yalayan güneşin ilk ışınlarını öptüler!


Güneşin oğlu olan imparator doğruldu. İki elinde, içerisi kutsal içkiyle dolu birer altın kupa bulunuyordu. Gözlerini ufukta yükselmeye başlayan ateş parçasına dikti ve sağ elini kaldırarak, babasına, yâni o her şeye kadir tanrı yıldıza, kutsal içkiyi sundu. Diğer kupadaki içki de çevresindekilere bölüştürüldü.


Bundan sonra herkes, altın ve gümüşten yapılma bir saray olan güneş tapınağına gitti. Tapınağın tam ortasında, çapı birkaç metreyi bulan som altından bir güneş, öyle bir yere ve öyle bir şekilde yerleştirilmişti ki, her sabah günün ilk ışıkları mutlak onu aydınlatıyordu.


Bu altın güneşin etrafında, gökyüzündeki belli başlı gökcisimleri, değerli taşlarla gösterilmişti. Bütün "Güneşin çocukları" burada gömülüydü!.. İnka İmparatorluğu'nu o güne dek yönetmiş olan bütün imparatorların mumyalanmış vücutları, duvarlardaki büyük oyuklara yerleştirilmişti.


Halkı kapıda karşılayan başrahip, tanrıya sunulan imparatorluk kupalarını ve ayrıca ileri gelen devlet büyüklerinin ve yardımcılarının, görevlerinin önem sırasına göre sırayla içtikleri kutsal içkinin bulunduğu kupaları kabul etti.


Bunun ardından sıra kurban kesme törenine geldi... İmparatorluğun ilk dönemlerinde, en güzel erkeklerin ya da kadınların arasından seçilen bir kişi güneşe kurban edilirdi. Bundan 5 yüzyıl evvel, İspanyol istilâsından kısa bir süre önce kurban olarak bir lama kesilir, eti pişirildikten sonra herkese dağıtılırdı.


Önce oruç, ardından sessiz bir tören ve duayla başlayan şenlik dokuz gün devam etti. Ziyafetler, danslar, hattâ içki âlemleriyle dolu bu dokuz gün süresince halk, büyük bir coşkunlukla, bu bayram sevincini imparator ve soylularla paylaştı.


Güneş, bu sevinçli kalabalığın üzerine nurlu ışıklarını saçtı. Gündüzleri güneşin gözkamaştırıcı ışınları, bitkisiyle, hayvanıyla, insanıyla varlığını, canını, her şeyini güneşe borçlu olan bütün canlıların birarada bulunduğu Cuzco tapınağının o eşsiz bahçesini aydınlattı. Hepsi oldukları yerde durmuş, tanrının nurunu yansıtıyordu. Onlar sanki altınlaşmıştı!

 
Toplam blog
: 1907
: 3759
Kayıt tarihi
: 28.07.07
 
 

03 Şubat 1967 İstanbul doğumlu, romantik bir müzisyenim işte... Müzik, bateri, spor, Fenerbahçe, ..