- Kategori
- Güncel
İnsan hayatı pamuk ipliğine bağlıdır

Pamuk ipliğine bağlı bir hayatı dikkatli kullanmak gerek. Zira koptuktan sonra yapılan bütün yamalar ve bağlamalar eski gücü, kuvveti ve sağlamlığı vermiyor.
Çocukluk yıllarımdan kalan bazı anılarım vardır.
Mesela annem boş zamanlarında özellikle akşamları çorap, kazak vs örerdi. Bu örgüleri yapmak içinse pazardan aldığı çile dediğimiz ip yumaklarını ortaya koyar, onları Tekrar yuvarlak top haline gelecek şekilde aktarırdı. Bunu yapmak içinse beni veya kardeşimi karşısına oturtur. Çile denilen İpi kolumuza geçirir bu sayede ipin dolaşmasını önlemeye çalışırdı. Bazen bütün tedbirlere rağmen ip dolanır hatta kör döğün olur, saatlerce onu çözmeye çalıştığımızda olurdu. Bu ip yumağına neden çile dendiğini ip dolanınca anlardık. Adını çile koyan vatandaş bak bu ip yumağını kuralına göre aktar ki sonra çile çekmeyesin demişti.
Hayat bence bu çile yumağına benziyor.
İyi ve güzel yaşamanın kuralları belli. Bu kuralları hem ilahi düzeni yaratan Yüce Yaratıcı hem de yaşadığımız toplumun gelenek, görenek, kültür normları ile yazılı hukuk kuralları çizmiştir. Bu kurallar çerçevesi içinde yaşamak, hayatımızı idame ettirmek bizim elimizdedir. Elbette bir çoğumuz bütün kuralına, kaidesine uymama rağmen insan gibi yaşama imkanı bulamadım diye bilir. Sıkıntıdan, dertten kurtulamadım da diye bilir.
Bu durumda ki herkes bu günkü yaşam düzeyinden, geçmişte geleceği için yaptığı eylemlerin sonucu olan başarı ve başarısızlığın analizi yaparak bu soruya cevap bulacaktır.
Çünkü hayat hiçbir zaman tesadüf değildir.
Başarılarda çalışmanın sonucudur, başarısızlıklarda.
Önemli olan çalışarak elde ettiğiniz edinimleri nasıl harcadığınızdır.
Bir söz vardır çok severim.
“HİÇBİR MAZERET BAŞARININ YERİNİ TUTAMAZ”
Bu sözü yıllar önce tahminen 1986 yıllarında gençliğimin zirve yaptığı yıllarda bir abiden nasihat olarak almıştım. Saygı değer Adnan Yazıcıoğlu yıllardır yüz yüze görüşmesek de sosyal medyadan görüşüyoruz. Sağlığına duacıyım.
Yani hayat mazeret değildir.
Mazeretten hikayeler, romanlar çıkar. Fakat başarı iki kelimeye sığar.
“Çalıştım ve Başardım”
Bunları söylerken, çok başarılı, çok iyi yerlere gelmiş yüksek egosu olan biri olduğumu ima etmek gibi Bir niyetim yok. Zira hayatımdaki başarı ve başarısızlıkların tamamının kendime ait olduğunu çok iyi biliyorum. Her türlü doğal ve çevresel baskılara rağmen ayakta kalmak için, iyi yaşamak için ne gibi çaba ve enerji sağladığım önemlidir. Elime geçen fırsatları nasıl değerlendirdiğim, nereye ve nasıl harcadığım önemlidir.
Kaybettiysem niye kaybettim? Kazandıysam nasıl kazandım? Bütün sorumluluk bana aittir. Bana ait olan bir neticenin nasıl mazereti olabilir?
İnsan hayatının her evresinde bir şeyler kazanır veya kaybeder. Mesele kazanımların değerini bilmektir. Onları iyi muhafaza etmeli ve iyi kullanmalıdır. Bu yönde yine çok beğendiğim bir hadis vardır. “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışmalı” Anlamı büyük bir hadis. Neden hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için? Çünkü bu yaşam kesitinde insana yüklenen görevler vardır. İnsan iyi yaşamalı, düzenli yaşamalı yaşadığı toplumun kural ve kaidelerine uymalı, topluma da faydalı olmalı, katkıda bulunmalı, katma değer yaratmalıdır. Bunları yapmak aynı zamanda ilahi bir emirdir.
Çalmayacaksın, zina yapmayacaksın, haram yemeyeceksin, kul hakkı yemeyeceksin, toplumda nifak yaratmayacaksın, dedikodu etmeyeceksin. Bunlar da ilahi emirlerdir. Kim hangi fikre, hangi düşünceye veya hangi inanca sahip olursa olsun. Bu hepimiz için geçerlidir
Bu kurallar çerçevesin de Gencliğin kıymetini bilip, yaşlılığa hazırlıklı olunmalıdır. Hayatın hep ileriye doğru çalıştığını asla unutulmamalıdır.
Bizde bir laf vardır. “Ne yapacaksın bu kadar malı mezara mı” götüreceksin?
Dünyada mal edinmek edinilen bu malı helali ile kazanmak, kazanımları toplumun refahı için ve katma değer üretmek için doğru kullanmak gerekir. Eğer kazanımlarınızı yastık altına koyup tasarruf etmek gibi bir niyetiniz varsa hiç uğraşmayın. O kazanımın ne size nede kalan mirasçılarınıza hayrı olmaz. Siz yemeden içmeden biriktirip bir kenara yığmış olursunuz. Mirasçılarınız da kolay kazılan bir mal bulma mutluluğu içinde harcarlar.
O zaman ne yapmalıdır?
Edinimler toplumun geneline katkı sağlamalıdır. Hareket halinde olmalıdır. Bu çoğu zaman küçük bir iş yeri, Vakıf, sosyal etkinlik, veya kar elde edilecek ticaret hane olabilir.
“İş risklidir. Riskten tasarruf mu olur?
Evet baştan söyledik?
“Hayat pamuk ipliğine bağlı”
“Mazeret üretmeyeceksin, başaracaksın”
“Yastık altına koyduğun tasarrufun garantisi yok. Yemeden ölürsün, mirasçıların dövüş kavga yer” dedik.
Ama çalıştırdığın ekmek verdiğin bir kişi senin için güzel şeyler söyler, arkandan dua eder,
Vergi verirsin tüğü bitmemiş yetime, topluma, yoksula yardımcı olursun.
Her şeyden önce insan gibi ölme şerefine nail olursun.
Fikret Bayrak