- Kategori
- Aşk - Evlilik
İnsan hisseder
Hisseder insan, birinden elektrik alabilip alamayacağını, hayatını onunla paylaşmayı gerçekten isteyip istemediğini, birliktelik yoluna çıkıp ilk adımı attığı andan itibaren hisseder... Çünkü kendini tanır insan, kendisine kimin uyum sağlayıp sağlamayacağını anlar... Arkadaşlarımızı dahi aynı yöntemle edinmez miyiz? Gelin bunu kanıtlayan bir hikayeye birlikte şahitlik edelim:
Şule; ve Kartal, internetin önemli arkadaşlık sitelerinden birinde tanışır, kısa bir sohbet ederler. Şule'nin adımları temkinlidir; ve ilk sohbetin sonrasında Kartal'la yazışmaktan sıkılır. Fakat Kartal için aynı durum söz konusu değildir. 1 gün sonra aynı sitede yine buluşurlar; ve ilk selam veren Kartal'dır. Sohbete kaldığı yerden devam etmek istemektedir çünkü, ama Şule'nin kanı ısınmamıştır bir kere, yazmış olmak için havadan sudan yazar sadece.
Bir sonraki gün ise, Kartal'a yazmak istemeyen Şule siteyi akşama kadar hiç açmaz. Akşam açtığında Kartal yine karşısındadır, ama, günün yoğun geçtiğini, o anda da misafiri olduğunu söyleyen Şule, Kartal'dan bu şekilde uzaklaşmayı amaçlamaktadır...
Ancak Kartal pes etmeye niyetli değildir. Telefon numarasını yazar; ve Şule'nin aramasını bekler sadece... Bu durum Şule'nin aklını biraz karıştırmıştır. Bir insan nasıl hiç tanımadığı bir kadına bu kadar bağlanmıştır? Ona bir şans vermeye karar verir, ve kendisine verilen numarayı arar. Arar; ama yazıda olduğu gibi, yine Kartal'dan elektrik alamamıştır. Konuşmanın sonrasında mesajla bunu ona ifade eder. Kartal'ın yanıtı ise aynen şu şekilde olacaktır: "Beni ne kadar tanıyorsun ki benden elektrik alamadın? Ama tamam, seni hiç bir şey için zorlayamam..."
Aradan bir kaç gün zaman geçer, Kartal, Şule ile tanıştıkları siteden ona yine bir selam verir; ve Şule de kendisine verilen selamı alır, ama bu durum oldukça arkadaşlığa dayalı bir selam almadan başka bir şey değildir.
Şule'nin bir gün canı sıkılır, ve aklına Kartal'ı aramak gelir; sadece sohbet etmek için... Kartal Şule'nin numarasını bilmediği için telefonu açar. Şule gayet şakacı bir şekilde: "Merhaba, telefon numaranızı verip aramamı istemiştiniz, sitede tanışmıştık, hatırladınız mı?" der; Kartal'ın cevabı ise nettir: "Hatırladım. Dün konuşmuştuk sizinle, bir kızınız vardı..." Elbette bu Şule değil; Kartal başka birinden telefon beklemektedir; ama Şule için önemi yoktur zaten. O sadece sohbet etmek için aramıştır. Kartal'dan aldığı cevap karşısında gülmeye başlar. Kartal duruma şaşırır; ve aralarında dostane bir sohbet başlar:
Daha çok Kartal kendinden bahseder; beklediği telefonun kime ait olduğunu anlatır, daha önce yapmış olduğu evliliğin ailesinin zoru ile olduğundan, ancak devam ettiremediği için uzun zaman önce ayrıldığından söz eder, insanlardan yediği darbeleri, çalıştığı işi ile ilgili bazı olayları paylaşır Şule ile... Şule de sessizce dinler onu. Konuşmanın sonunda bir de, beklediği telefonla ilgili ona şans dileyerek kapatır telefonu. Ancak Kartal Şule'nin telefonunu öğrenirse ona zarar vermeyeceğinden söz eder; güvene dayalı bir sohbet gerçekleştirdikleri için de Şule bundan tereddüt etmez.
Bu konuşma, aslında ikilinin yakınlaşmasına sebep olan konuşma olmuştur. Ama Şule yine de Kartal'ı hiç kıskanmamaktadır. Hatta kendisi ile görüşmesinin, Kartal'ı sınırlamamasını, istediği kişi ile görüşebileceğini, bunun kendisini rahatsız etmediğini, çünkü aralarında bir şey olmadığını söyler sürekli... Kartal ise buna inanamamaktadır. Çünkü onun Şule'ye karşı hisleri vardır. Şule bunu hisseder; ama duyguları kesindir, Kartal ile bir şey paylaşabileceğine inanamıyordur.
Ama devam eden süreçte, Şule de Kartal'a bir şeyler hissetmeye başlar. Artık Kartal'ın kimseyle görüşmesini istememektedir. Kartal da bunun için Şule'ye söz verir. Artık yüzyüze de görüşmeye başlamışlardır... Ama ilginç giden birşeyler vardır. Her görüşmeden sonra Kartal tuhaflaşmaktadır, Bir kaç günlük 'sözde yoğunluk, misafir, iş...' sonrasında yeniden Şule ile eskisi gibi olmaktadır. Ama bunun da dışında, Kartal artık, 21:00 gibi yapılan telefon konuşmalarının sonrasında, "Yarın görüşürüz" demeye başlamıştır... Ve Kartal, aslında geceleri saat 01:00^lara kadar Şule ile görüşen bir adamdır.
Şule bir şeylerden şüphelenmeye başlamıştır. Ama Kartal ona hep, 'biraz rahat..' olmasını söylemektedir. Şule ise yapamaz. Kartal tarafından adı 'Paranoyak' olarak değiştirilmiştir... Tam da bu olaylar cereyan ederken, çift bir kere daha buluşur; ve sonrasında Kartal Şule'ye sürekli yazmaya başlar. Bunun dışında telefonlara cevap vermemektedir. Şule ne olduğunu sorduğunda, beklemesini söylemekte, başka bir yanıt vermemektedir. Şule ise dayanamaz...
Kendisini aramazsa, onu her yerden engelleyeceğini söyler. Bunun üzerine Kartal'ın yanıtı şudur: "Sen benim olacaksın, sadece biraz zaman gerekli, senin yerin benim yanım... Seni aramaya yüzüm yok. Biliyorum, ben seni haketmiyorum. Eşimle tam boşanmadan önce seninle tanıştık; ve ben seni sevdim. Seninle işleri ilerletene kadar onunla her şeyi bitireceğimi düşünmüştüm. Ama işler istediğim gibi gitmedi, beni zorladı. Ben onunla tüm bağlarımı kopartıp hemen seni isteyecektim..."
Tüm bunların üzerine, Şule, hakkını helal etmediğini söyleyerek, ah da ederek Kartal'ı her şekilde engeller. Kartal'ın ona ulaşabileceği tek yer artık sadece SMS'lerdir. Şule bir şekilde onun kendisine ulaşması için SMS'leri de engellemek istemez. Kartal'ın ise Şule'ye, aralıklı olarak sadece iki mesajı olmuştur, ikisindede engelleri kaldırmasını istemiştir. Şule bu talepleri yerine getirmez.
Peki haksız mıdır? Hikayemizin öncesinde belirtmiş olduğumuz gibi, insan hissetmez mi, Şule hissetmemiş mi sizce?