- Kategori
- Kitap
İnsan Nasıl İnsan Oldu - 2

Birinci bölüm, genel giriş çerçevesinde kitap tanımıyla başlayıp, sosyal yaşam şekline kavuşmaları seyrinde davam ederek, kadim kültür coğrafyalarında ki ilk akıl ürünlerinin farkındalığını fark ettik.
Peki İnsan yaban bir yaşamdan, toplumsal akıllı yaşama kavuşması serüveninin kronolojisini bugün ilköğretim çağından itibaren öğrenmeye başlıyoruz. Zaten tek rakamlı yaşlarımızda kendimizi farkına varmadan da olsa tanımaya çalışmaktayız. Zaten insan beyninin bilgilenme evrimi de bu ilk 10 yıl içinde %80 gerçekleştiği bilimce söylenmektedir.
O halde daha önceyi nasıl tanımlayıp kabulleneceğiz. aslında kabullenme diye bir zorunluluk da yok da muallak bir bilinçle de yaşanabilir. Ancak yaratılış başlangıcı, ve süreci ile yaratan ve yaratılanı birbirinden soyutlarsanız (ayrıştırırsanız) yaratanı da bir tarafa koyar duruma getirip sınırlarsınız ve o zaman diğer görülenler gibi nesnelleştirirsiniz. Oysa yaratıcı ben her yerde ve her şeyleyim diyor, nerede anarsanız oradayım diyor. Her görülen veya görülmeyen tek vahdet birlikteliğindedir.
Bu nedenledir ki Allah Kitabı'nda realistçe yönlendirmekte akledin demektedir. Onun içindir ki bilim aklın aldığı ilahi yaratılış ve varoluşu gereği varlıkların formülasyonları - denklemleri ve fen çerçevesindeki tüm öğrenilenleri O'ndan soyutlayamayız. Yaratıcımızı başka alem ve mekanlara düşünce yönlendirerek arayamayız.
Pozitivizm gibi bir açılım olabilir bu düşünce ama bu dünya realitesi dışında tahayyüller kurarak insanın başka bir alem kaynaklı yaratılışını düşünürsek, o zaman bu Dünya'nın Allah'ın vahdetinden ayrımı düşüneceğiz. Bu haksızlık olmayacak mı?
Bu açılımdaki düşünceyi fazla dağıtmadan işte bu dünya mahluku olan insan Kur'an-da da defalarca belirtildiği gibi, "Su"dan, "balçık"tan gibi dünyevi maddelere dikkat çekilmektedir.
Ancak evrim aşaması çok karmaşık dönemleri kapsadığı kesindir. Bilim kaynaklarında ilk insan fosilleri veya iskelet kalıntıları yüz bin yıldan başlatanlardan tutunda milyon yıllara kadar uzatanlar var.
İnsan ırklarına bakıldığında, bu farklılaşmanın yüz bin yılları alacağı muhakkak, Evrim illa da maymundan veya şempanzeden olacak diye bir kayıt da yok, şimdiye kadar bir somut bulgu da yok. Ama görüyoruz ki, insan ırkları da bunca farklılıkları evrim sonucu kazanmışlardır. Eğer buna itiraz varsa o takdirde herkesin Adem ve Havva'dan olmasını ret mi edeceğiz.
Kitabı yanı başımızda tutuyoruz ondan okumaya devam edeceğim ama ilk zamanlarımızı da karanlıkta unutmayalım diye düşünüyorum. Ancak ben kendi bilgim ve düşüncemle kesin önerme yapacağım anlamı çıkmaz.
Yine de bir muamma süreci unutmamalı. İnsan ilk mütekamilleşme sürecinden insan olma aşamasına kadar kendi orijinal türünde başlayıp ilerlerken evrimleşebilir. Ama bu süreçte neslinin devamı için yenilenirken yani ürerken hep tekil mi yenilendi. Yani Adem ve Havva, tek erkek ve kadın olduğuna göre ilk canlı hücre başlangıcından itibaren çoğalarak üremedi mi? Yoksa evrimleşirken mi ırklar (eskimo, afrikalı, çekik gözlü asyalı veya avrupalı)oluştu! Ama burada bir mucize gibi rastlantı bütün ırklar eş zamanlı mı akıllı olmuşlardır ? Yoksa tek atadan anneden mi çoğalırken birlikte zaten akıllımıydılar.!
Diğer taraftan ilk vahiy'in Adem'le Havva'ya geldiğini Allah Kur'an da söylüyor. Adem kelime kaynakçası bakımından yokluk hiçlik kökeninden gelmektedir. Acaba ilk insan olarak aklımızı mı muhatap olarak adem diye sembolleştirmiştir. Belki de O dönemdeki cennet tanımlaması insanın akledemediği yaşam dönemiydi. İlk akletmeyi öğrenmesi ve farkındalık özelliğini alması ile sorumluluk dolu yaşama, yani bu günkü algıladımız yaşam tarzına göndermiş olmaktadır. Yaşam ortamı Dünya aynı olsada bilinçli veya bilinçsiz olarak farklı yaşamlardan söz etmemiz gerekir.
Elbette en doğrusunu Allah bilir. Ama bize de akledin çevrenizi ve kendinizi tanıyın demektedir. Bu gelişim süreci öyle devam etmektedir ki, Allah kendi biyolojik yasaları içinde yarattığı ve kendi kapsamından soyutlanmayan insana verdiği akıl ürünü ile insan la ilerlettiği dünya imarını ve kainatı tanımayı kendi verdiği akıl eseri olarak, daha sonraki aşamada robotlar vasıtası ile sürdürecektir.
Bütün bu olan biten vahdet bilinci (Allah) ile birlikte vardır ve düşünülmelidir. Çünkü Allah (c.c.) öyle diyor, "nerede anarsanız oradayım" yanı benden soyutlanmayın "şah damarınızdan daha yakınım" diyor. Burada şu inceliğin farkında olmak lazım, bir nesneyi veya kendimizi (insanı) öne çıkarıp onu yüceltemeyiz o zaman diğer Evren'dekilerlerden soyutlamış oluruz, Putlaştırma başlar. "Yaratılmışı severiz yaratandan ötürü" Sevgi ve saygı canlı cansız her şeyedir.
Bu bölüm uzunca yazıldığı için (kendi düşünce ve yorumum) kitabın serüvenine üçüncü bölümde davam edeceğim.
Yanlış anlaşılma durumunda Allah'tan af, siz okurlardan da özür diliyorum.