- Kategori
- Ramazan
İnsanın en büyük düşmanı nefsidir.

Bayrak renkleri kırmızı beyaz
İnsan varlığı üç bileşkeden oluşmuştur. Ruhu, nefsi ve bedeni. Bilimsel araştırmalar sadece maddeler üzerinde yapıldığından ruhun var olduğu henüz bilimsel olarak açıklanamamıştır. Peki ruh nedir? Ruh kavramının tarifi dinden dine, kültürden kültüre farklı şekillerde yapılmıştır.
Felsefede ruh insan varlığının maddi olmayan ve bedenin ölümünden sonra kişinin varlığını devam ettiren ölümsüz kısmı olarak tarif edilir. Bir kısım dini ve felsefi akımda ruh, var olması için fiziksel maddeye ihtiyaç duymayan, madde-dışı, algılanamaz, yaşama yeteneğine sahip, değişen ve gelişen bir kaynak olarak tanımlanır. Diğer bir kısım dini ve felsefi akımda da ruh ölümsüz, yetenekler sahibi, insan davranışlarının motoru, günah veya sevap yapma iradesine sahip bir varlık ya da varlığın saklı yüzü olarak kabul edilir. Buna karşılık diğer bazı din ve felsefelerde ise ruhun beden ile kendisi arasında aracılık görevi görecek maddi bir elemanı bulunduğu kabul edilir.
Teolojide ise ruh kişinin ilahi olan kısmı olarak yani Allahın özü olduğu anlatılır. Bu inanışa göre insanın özü beyni veya vücudunun başka bir organı değil özü olduğu kabul edilir. Ölüm olayı ruhun beden üzerindeki etkisinin sona ermesi olarak açıklanır. Ruh kavramı ölümden sonra yaşam konusuyla yakından ilişkili olmakla birlikte, bu konudaki görüşler son derece çeşitlilik göstermektedir. Özellikle bedenin ölümünden sonra ruhun ne olduğu konusu konusundaki görüşler farklılıklar göstermektedir. Bazı felsefelerde ise ruh kişinin kendisi ile bedeni arasında aracılık yapan bir elemanı olduğu görüşü kabul edilir. Psikoloji ekollerinin de ruh konusundaki görüş ve yöntemleri birbirinden farklı olup, çeşitlilik göstermektedir.
Dinsel görüş ve inanışlarda genellikle, insanın bedeninde onu yaşatan bir ruhun bulunduğu kabul edilir. İstisnalar olmakla birlikte, genellikle, insandaki bu ruhun bilinç taşıdığı ve insanın kişiliğiyle ilgili her şeyin bu ruhta bulunduğu kabul edilir. Ruh kişinin içindeki öz varlığını oluşturarak, düşünür, hisseder, sever, nefret eder, karar verir. Bu şekilde, ruh insanın öz kişiliği olup beden yalnızca ruha giydirilmiş bir elbise gibidir.
İlk Müslümanlar peygamberimiz Hz.Muhammed’e çok merak ettikleri ruhu sormuşlar. O bu önemli soruya hemen cevap vermemiş ve kendisine gelecek olan ilgili ayeti beklemiş. Gelen ayet gayet açık ve net olmuş: (17. İSRA suresi, ayet 85) “Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.”
Bu ayete göre ruh konusunda insanlara çok az bilgi verilmiştir. Ruh bedene girmeden önce de, bedende yaşarken de ve neticede bedenden ayrıldıktan sonra da her zaman Allahın emrindedir. Açıkçası insanın ruhu Allahın katından gelmiştir. İnsan bedenine yaşam vermek için girmekte böylece bedenin yaşamasına olanak vermekte ve sonuçta bedenin ve nefsin ölünü sonucu yine ait olduğu yere Allahın katına geri dönmektedir.
Peki nefis nedir? İnsan bedeni ile ruhu arasında bedenin ihtiyacı için gerekli olan iletişimi sağlayan aslında bedenin bir parçası olduğu varsayılan bir olgudur. Yani nefis, hem ruhun hem de bedenin yaşamı için gerekli bir olgudur. Kuranda her nefis ölümü tadacaktır denmektedir. Dikkat ederseniz her ruh ölümü tadacaktır denmiyor. Buradan ruhun ölümsüz ama nefis’in ölümlü olduğu sonucuna varıyoruz.
Bir görüşe göre nefis, “ruhun maddeye bağlanmasıyla ruhta maddeye karşı oluşan bir çekimin tatmini hırsı” veya “maddenin bir araç olduğunun unutularak amaç edinilmesiyle, bencilce duyguları tatmin etmek hırsı” olarak tanımlanır.
Nefsin amacı, ruhun gelişimi sağlamak değil, fiziksel bedenin ne pahasına olursa olsun yaşamdan azami konfor, rahatlık ve zevk almasını sağlamaktır. Nefsin kökü bencilliktir; tüm bencilce duygular nefsaniyetin malıdır. Nefsin en belirgin özelliği üstün olmakla övünmek, yüksek mevkileri insanlığa hizmet için değil de kendini tatmin etrmek için istemek, başkalarını kendi çıkarı için kurnazlık yaparak aldatmak, cimrilik ve ikiyüzlülüktür. "Dünya Okulu"ndaki en büyük savaş insanın nefsine karşı yapması gereken savaştır ki, bu savaştaki en büyük silahı nefis denetlemesi, en büyük yardımcısı da kendi iradesi ve vicdanıdır.
Değerli Okuyucularım ramazan ayı insanların oruç tutarak nefsini terbiye ettiği aydır,