- Kategori
- İnançlar
İnsanların ne konuştuğu değil ne anladığı önemlidir.

İnsan Mühendisliği Fakültesinin, Devamlı Cğrencisi Öner SAMANLI'dan, dostlarına
İNSAN MÜHENDİSİ OLMA YOLUNDA, GÜZEL BİR ÖYKÜ
Birkaç yüzyıl önce Papa bütün Yahudilerin Roma'yı terk etmeleri gerektiğine
karar verir. Doğal olarak Yahudi toplumundan büyük bir tepki
gelir. Bunun üzerine, Papa ile Yahudi toplumundan önde gelen birisiyle karşılıklı dini bir müzakere yapmalarını önerir.
Yahudiler kazanırsa kalacaklar, Papa kazanırsa gidecekler. Yahudiler çaresiz
kabul eder ve temsilci olarak Moiz'i seçerler. Ancak Moiz'in Papa ile aynı
dili konuşamaması nedeniyle müzakere de konuşmak yerine sadece işaret dilinin kullanılmasını teklif ederler.
Papa kabul eder. Müzakere günü geldiğinde iki taraf karşılıklı yerlerini
alırlar ve karşılıklı olarak bir süre bakıştıktan sonra Papa elini kaldırarak üç parmağını gösterir. Buna karşılık Moiz tek parmağını kaldırır. Papa parmaklarını sallayarak başının etrafında çevirir. Moiz ise parmağıyla yeri işaret ederek oturduğu yeri gösterir. Papa yanındaki çantadan bir parça ekmek ve şarap çıkartınca Moiz de bir elma çıkartır. Bunun üzerine Papa ayağa kalkarak:
"Ben pes ediyorum, Yahudiler kalabilirler" der.
Müzakere sonrasında Papa'nın etrafına toplanan kardinaller Papa'ya ne
olduğunu sorduklarında Papa;
- Ben önce 3 parmağımı gösterip Kutsal Üçlüyü işaret ettim.
Buna karşılık o bana tek parmağını gösterip her iki dinin de tek
tanrıyı tanıdığını soyledi. Ben parmaklarımı sallayıp başımın etrafında çevirerek tanrının bizim etrafımızda olduğunu gösterdiğimde o da oturduğu yeri işaret ederek tanrının onların durduğu yerde de olduğunu işaret etti.
Ben kutsal ekmek ve şarap çıkartıp tanrının bizim günahlarımızı
bağışladığını göstermek istediğim zaman da hemen bir elm a çıkartıp bana
ilk günahı hatırlattı. Herifin herşeye bir cevabı var. Ne yapabilirdim ki?
Aynı sırada Yahudi cemaati de Moiz'in etrafını sarmış ona nasıl
başardığını soruyorlardı. Moiz:
- Önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde burayı terk etmemizi
istedi.
Ben de ona bir tekimizin bile ayrılmayacağımızı söyledim. Sonra bütün
şehrin Yahudilerden temizleneceğini söyledi. Ben de, hiç bir yere gitmeyip
olduğumuz yerde kalacağımızı söyledim.
- Sonra ne oldu? diye kalabalık heyecanla sordu.
- Valla, sonrasını ben de pek anlamadım. Adam biraz hiddetlendi ve öğle
yemeğini çıkarttı. Bunun üzerine ben de benimkini çıkarttım.
Hepsi bu!...
İNSANLARIN NE KONUŞTUĞU DEĞİL NE ANLADIĞI ÖNEMLİDİR.
YA SENİ ANLAYAN BİRİ İLE KONUŞ,
YA DA ANLAŞILMIYORSAN SUS Kİ,
KONUŞTUĞUN KİŞİYE BİR DE KENDİNİ ANLATMAK ZORUNDA KALMAYASIN!..
Teşekkürler, Refika KÖPRÜ.