​ İnsanlık dersi vermemiz gerekirken... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

İnsanlık dersi vermemiz gerekirken...

Korkumuz, endişemiz, tasamız, kaygımız… Adını her ne koyarsanız koyun, işte anlatmak istediğimiz bu…

İnsanların “İnançları” ile oynamayın, inançlarının üzerinden siyaset yapmayın, inançlarını kullanarak kendinize çıkar sağlamayın ve “Laik” düzeni sallamayın diyorduk…

İşte bunun için diyorduk…

Çok yakın gelecekte ve birbirinin ardı arkasına gelecek şekilde Trabzon’da bir rahip öldürüldü… Arkasından Hrant Dink öldürüldü ve şimdi de Malatya’da üç kişi daha öldürüldü.

Niye, kime ne yaptılar, neden öldürüldüler?

Bu soruların cevabı hemen hemen ortak bir paydada birleşiyor.

Nedeni “Din” ile ilgili…

Oysa İslamiyet dini, hoşgörü dini değil mi? İnsanların inançları ne olursa olsun, sadece “İnsan” sıfatını taşıdıkları için hoşgörüden yana değil mi? Sevgiden, saygıdan yana değil mi?

Peki, bu niye? Bunun din ile ilgili tarafı neresi?

İşte bizim/ benim burayı anlamakta zorladığımızı/ Zorlandığımı ifade etmek istiyorum.

Benim bir inancım var. Bu inancımı ben, Kuran’dan alıyorum. Okuyorum, anlamaya çalışıyorum ve ona göre de gereğini yapmaya çalışıyorum. Kimsenin de neye inandığı beni ilgilendirmiyor, sorgulamıyorum bile…

Diğer taraftan da benim neye inandığımı da kimsenin sorgulamasını istemiyorum.

Oysa insanlar gayri ciddi ve sadece “Çıkar” uğruna temiz, saf ve ılımlı insanları kullanarak çıkar sağlamak istiyorlar.

Bu sadece “İslam” dininde değil, diğer dinlerde de böyle…

Bir kısmı olayın boyutunu “Küçük” ve “Yerel” tutarken, bir bölümü de “Uluslar arası” platformda tutarak dünyayı birbirine karıştırmak ve bunun üzerinden de çıkar sağlamak amacında.

Ne yazık ki biz insanlar da bunları yutma konusunda pek hazırlıklıyız.

Benim, kendi inançlarım açısından baktığımda en çok üzüldüğüm şey, İslamiyet’e karşı olanların kullandığı argümanları, bizim kullanmayışımız ve dinimizi “Barbar” saymalarına ortam sağlamamız.

Oysa…

Dinimize “Sahip çıkma” ve onu “Koruma” içgüdüsü ile hareket ederken, tavrımızın “Saldırı” yerine “Eğitim” olması gerektiğini algılayamayışımız beni üzmektedir.

Ne yapıyordu Malatya’da katledilenler?...

Müslüman mahallesinde “İncil” satmaya çalışmaları idi… Üstelik bunu yapanlar, geçmişte Müslüman olanlar ve dinini değiştirenlerdi. Bir başka anlatımla, arı kovanına çomak sokanlardı.

Oysa apaçık belli ki, Müslümanlar “Tahrik” edilmeye çalışılıyor ve özellikle de “Seçilmiş” bilinçsiz, kullanılmaya müsait kişiler ile de hem İslam dini hem de Türk toplumu karıştırılmaya çalışılmaktadır.

Bu konuda beyanat veren ve Hıristiyanlığı yayma çabasındaki bir takım insanlar, olayların bu yönde de üzerine giderek “evet, bundan sonra da bu çalışmalarımız yoğunlaşarak devam edecek” demek suretiyle kışkırtmaya devam etmektedirler.

Biz Müslüman kişiler olarak bu çalışmaların karşısına kaba kuvvet ve “Öldürme” eylemi ile çıkacağımıza, karışı propaganda ile çıkmamız gerekmez miydi?

Ama öyle olmuyor ki…

Bilinçsiz bir din bilgisi ve yoksul bir toplum ile rüzgâr değirmenine karşı koymaya çalışıyoruz. Oysa İslamiyet de bu değil, insanlık da…

Ve biz Müslüman olarak tüm dünyaya “İnsanlık dersi” vermemiz gerekirken…

21 NİSAN 2007

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..