- Kategori
- Güncel
İnsansan, Hep Yalnızsın

Kendi objektifimden kendim
Bu devirde insan olmak o kadar zorlaştı ki ne kadar çaba sarf etsen de insan olamıyorsun.
Çünkü insansan, hep yalnızsın da ondan.
Niye mi?
Her insanın kendi hür iradesi ile ortaya koyduğu bir yaşam şekli ve kültürü var şüphesiz. Bunlardan bazıları kendi şahsını ilgilendiren konular. Buna kimsenin karışmasını istemez insan. Bireysel bir yaşam tarzını da seçip uygulamak ta zor oluyor. Çünkü eşin, dostun, akraban, evin, ailen derken ortak bir hayatın asgari müştereklerinde bir yol tutturup gidiyorsun.
Bu yaşam tarzının asgari hayat müştereklerinin dışında iş arkadaşlığı, dostluk bazlı arkadaşlıklar, sosyal ortamlarda edinilen arkadaşlıklar derken birçok konuda çoğaltabiliriz.
Devir öyle bir devir olmuş ki selam verdiğin insanlar bile ikinci selamda mutlaka senden bir menfaat ve çıkar ilişkisi için kapı aralamaya başlıyorlar.
İyi niyetle yaklaşırsan hele daha çok suiistimal ediyorlar. Selam verip oturup birkaç bardak çay içtiğin insanlar ikinci karşılaşmada hemen seni ölçüp, biçip tartmaya başlıyorlar.
Hemen peşinden ya bir siyasi akımın, ya da dini içerikli bir sohbetin veyahut ideolojik yönlü bir tartışmanın ilk basamaklarını oluşturmaya başlıyorlar.
Eğer konu dini içerikli ise hemen herhangi bir dini oluşumun reklamını günümüz konjonktürüne uygun bir şekilde inanç sistemine entegre ederek ya namaz konusuna, ya baş örtüsü konusuna, ya da giyim kuşam tarzı konusuna getirerek kendince hafif aparkatlarla yokluyor. Maksat hangi çizgidesin.
Sonra siyasi görüşünü merak ettiği için hemen mevcut düzen ile ilgili mevzular açılıp taraftar mısın ya da muhalif misin onun tespitini yapmak için çapraz sorgular soruyorlar.
Sonra da arkadaşlıkların daha ileri safhalara taşınması için güzel dost görünen eylem ve söylemlerle senin duygu durum hakkında okşamalara başlıyorlar. Bunun peşinden mutlaka bir hamlenin geleceğini beklememek saflık olur zaten.
Akabinde ya borç para isteyen birisi çıkıyor karşına,
Ya seni bir dini sohbet ortamına davet çıkıyor,
Ya seni bir siyasi fraksiyon veya sempatizanlıkla ilgili bir teklif geliyor,
Ya Semerkand kıraathanesine,
Ya Semerşah sohbet evine,
Ya da içkili yemek sofralarına,
Ya camiye namaza davet ediyor.
Hepsine bir itirazın olsa bile Cami ve Namaz davetine itiraz etmeyeceğini düşünerek daha rahat telkin ve davette bulunuyorlar.
Fakaat içlerinden hiç biri seni bir kütüphaneye, kitap okumaya, bilim öğrenmeye, spor yapmaya, yürüyüş parkurlarına, doğa gezilerine, müzelere, tarih kokan mekânlara hiç kimse davet etmiyor.
Bu durumda insanlardan uzaklaşmaktan başka çare kalmıyor. Kimseye zarar vermeden kendi çabanla okuyup bilgi edinip, kimseye zararım dokunmadan yaşayayım dediğin zaman da yalnız kalıyorsun. Oturup sosyal medya vasıtası ile müdahil olduğun geyik muhabbetlerin iç bunaltan paylaşımları, samimiyetten uzak yorum ve taetiler ve dikizlemeler derken farklı bir dünya düzeninde saf tutmaya alıştırıyorlar.
Kimisi daha sabahın erken saatinde uyanır uyanmaz yüzünü dahi yıkamadan hemen sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlara bakıyor. Her on üç dakikada bir telefon ekranına bakıyorlarmış araştırmalara göre. Gecelerin yarılarına kadar ekrana kilitlenip sosyal geyik muhabbetleri yapıyorlar. Sorulan sorulara ha, hı gibi cevaplar veriyorlar. Banka hesaplarını ve tüm mali işlemlerini telefon ve bilgi bankacılığından yönetiyorlar. Mağazalara girip alacakları giyecekleri evirip çevirip incelemeden internet kataloglarından beğenip alışveriş yapıyorlar. Marketlere ihtiyaç listelerini sipariş edip eve hizmet kapsamında getirtiyorlar.
Tencere yemekleri sebze yemekleri yapıp yemiyorlar. Genetiği değiştirilmiş işlenmiş gıdaları tüketmekten basenleri nah bu kadar genişliyor. Selülüitlerinden ıhlaya tıslaya yürüyen robotlara dönüşüyorlar. Eklem yerleri çalışmamaktan kireç bağlıyor. Gözleri pür dikkat ekrana kilitli kalmaktan göz kırpmayı unutuyorlar. Yüz kaslarını kasmaktan botokslu gibi anlamsız ve ruhsuz mimiklerle tren gibi bakıyorlar. Anneler veya Babalar yeni nesil bilgisayarlar veya telefonlarla ilgili bir şey sorduklarında oflayıp pufluyorlar.
Başparmakları ile dijital yazı yazmaktan dolayı kalemle yazı yazmayı unutuyorlar. Her şeyin en iyisini onlar biliyor. Büyükler ne söylerse söylesin hep haksızlar.
Say say bitmez azizim olumsuzluklar.
Eee bu durumda gel de insan ol bakalım.
Hadi insan oldun işte o zamanda yapayalnız kaldın demektir.
Ben de diyorum ki her insanın kendine göre bir inancı, bir yaşam şekli, bir kültürü, bir siyasi görüşü var.
Sizin karışmanıza, müdahalenize, yol göstericiliğine, empoze etmeye çalıştığınız çakma fikirlere ihtiyacı yok kimsenin. Bakın kendi dalganıza dümeninize be kardeşim. Bırakın şu insanları sık boğaz ederek belirlemiş olduğunuz kendi algılarınızla yönetmeye. Her insanın kendi aklı ve fikrine saygı duyun be kardeşim insan olmak isteyene karışmayın.
Ayrıştırmayın be kardeşim o sun, bu sun diye. Birleştirici olun. Yapıcı olun yıkıcı olmayın. Bu hayatı zehir etmeyin. Birlikten kuvvet doğar. Bir olun beraber olun. İri olun, diri olun en önemlisi de VAR OLUN. Sevgi, saygı ve hürmetlerle….
25.01.2018 Adil Bozkurt