​ İnternet depresyon yapıyor mu? / İnternet / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '10

 
Kategori
İnternet
 

İnternet depresyon yapıyor mu?

“Psikiyatrlar, aşırı internet kullanımıyla depresyon arasındaki bağı inceliyor. Araştırmaya göre internet bağımlısı, bağımlı olmayana göre beş kat daha depresif.”

Uzmanlar hangisinin hangisine neden olduğuna henüz karar verememişler. Yani: İnternet mi depresyon yapıyor; depresyon mu internete bağımlı yapıyor?

Bu açıdan özel bir örneğim:

Genel duygusal durumum, depresyondan çok daha ötede, geniş bir yeis / melankoli momenti (bildim bileli böyleyim). Bu durum, genetik olduğu denli, kültürel de. Kültürel olarak hayalkırıklığından veya beklediğini bulamamaktan yakınmıyorum. Bu ülkede hiçbirşeyden yakınmam, çünkü en kötünün de kötüsünün olabileceğini bilirim, çünkü bizzat öyle yaşadım. Kültürel olarak beni yeise boğan durum, engizisyon ve faşizm yoğunluğu, bunu kaldıramıyorum.

12 yıldır etkin internet kullanıcısıyım. Sözcüğün tam anlamıyla etkin: Müzik, sinema, edebiyat, ansiklopedi, gazete, ticaret, blog, e-grup, vd herşey için internet kullanıyorum. İnternette bir tek sohbet etmiyorum ve oyun oynamıyorum. Bilgisayar oyunlarının demolarına özel bir ilgim olmasına karşın, bugüne dek hiç bilgisayar oyunu oynamadım. (30 küsur yıllık bilgisayar kullanıcısıyım, delgili kartla başladım bu işe.)

İnternet melankolimi arttırıyor ama Türkler değil de (onları zaten ciddiye almıyorum), yabancılar arttırıyor. 11 Eylül 2001 tartışmalarını İngilizce yaptım, adamların beni ihbar etmediği kaldı, korkunç bir zihinsel duvarları vardı. Poliyalektiği icat etmiş biri olarak, kuadralektiği icat edenin, bu kavramı kullandığı kitabını 25 yıl sonra, ancak yeni bastırabildiğini bizzat kendisinden öğrendim, üstelik adam benden de yaşlı. Anlayacağınız G-7 vatandaşları da, bilgi ve zeka eksikliği konusunda, Türkler’i aratmıyorlar. 1970’lerden beridir sözlüklerde olan ‘kültüroloji’ sözcüğünü kullanmama, bir Yanki bu sözcüğün sözlükte olmadığını örnek göstererek karşı çıkmıştı: Gel de çıldırma.

Bilgisel asal yalnızlık, tüm benim gibilere yeis ve melankoli vermiştir, veriyor da, verecek de...

Nasıl ki uzay oradaysa ve sonunda oraya çıktıksa, siberuzay olan internet de oradaydı ve oraya çıkacaktık sonunda, çıktık da... Melankoli yaşayacak olsak da böyledir, yaşamayacak olsak da böyledir. (Uzayda tek başınalık da, melankoli ve depresyon yapıyormuş, astronotlar belirtiyor.)

İnternetin duygularım üzerinde doğrudan depresif etkisi şu: Eskiden de, 24 saatı aşan yoğun çoğul okumalara giriştiğimde, başlayan o ‘duygusal kurtkapanı’ duygusu, arada unutup internette çok fazla kalınca, beni aynen yeniden vuruyor: Maraton şoku gibi bir şey bu, insan takadını aşırı zorlayınca, böyle oluyor elbette. İnternetin 24 saat durmaması bunu yaratıyor. Örneğin, Tayland’dan gecenin bilmem kaçında çok değerli birşeyler bulunca, duygusal balata hafiften sıyırtabiliyor, ekranla konuşmaya başlıyorsun.

Başkaları için konuşayım:

Evet, aşırı içedönükler (ki ben çok aşırı içedönüğümdür, beni aşanları kastediyorum) internet bağımlısı olmaya daha yatkın. Çocuklarda ise oyun bağımlılığı fenomen olmuş durumda. (Oyun için internet gerekmiyor.) Yeni icat olan çocuk psikiyatrisi onların arasından epeyi müşteri topladı şimdiden.

Peki, çözüm var mı?

Soruyu evirtelim:

Ortada bir sorun var mı?

Delirmiş tımarhanede yatıyorken, doktorunun Musevi kıza söylediği gibi: Tımarhaneden çıkarsan, toplama kampını boylarsın, iyileşmesen de olur.

Tarihin frensiz yokuş aşağı indiği bir dönemdeyiz ve henüz ortada 2. Dünya gezegeni yok. Olana kadar, kötülerden kötüleri seçmeyi sürdüreceğiz. Yani: Ha internet, ha depresyon...

 
Toplam blog
: 2216
: 514
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..