​ Iramazan / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '09

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Iramazan

Ramazan Kıvrak ve Yörük Obalarımız

Recai ŞAHİN

-Iramazan…! dedim.

-Eeeey...! dedi.

-Nerediyon bizimoğlan ? dedim.(nereye gidiyorsun)

-Hindilik bordayın, aşamottu gedicen dedi.(Şimdilik buradayım, akşamüstü gideceğim)

-Bigarına çalışıpotma, gel hötte bisel bıdıraşalım dedim. (durmadan çalışıp durma, gel şurada biraz konuşalım)

-Gelivi akan, hora çuvaca oturalım, dedi.( geliver bakayım şuraya şu güneşlice yere oturalım)

Oturduk.

-Nacapsın akan ? dedim.( nasılsın bakalım)

-Eh halıberi dedi.( eh şöyle böyle)

-Annat bakalım dedim.(anlat)

Annattı.

"Yörük nenelerinden öğrendiklerimi yazdım, höşmerimi, deri çökeleğini, kese yoğurdunu, ak buz gibi (Yörükler, bembeyaza, çok beyaza "ak buz gibi" derler.) sütü, köy yumurtasını, köy tavuğunu, keçi, koyun, sığır etini, buğdayı, darıyı ve her türlü sebze ve meyveyi yetiştirip, insanlarımızı doyuran milletin efendileri arasında dolaşırken, ırmağından muarına, çalısından çırpısına, orağından tırpanına ecüğünü cücüğünü beşikteki çocuğunu ne varsa anlatmaya çalıştım."

"Güneş batarken ay doğsun, ay batarken güneş doğsun, üzerinizden aydınlık ve hürriyet sevdası hiç eksik olmasın." diyor Ramazan Kıvrak, "Yörük Obalarımız" adını verdiği kitabında.

Sevgili Ramazan "Fethiye'de Yörükler ve Karaçulha" adını verdiği ilk kitabını on yılda yazmış. Bu son kitabını ise yedi yılda tamamlayabilmiş.

Doğal bir anlatım, sürükleyici bir ifadeyle yazılan bu kitap üç yüz sekiz sayfa. Kitapta, Mersin'den Manisa'ya kadar Toros Dağları doruklarında yaşayan Yörüklerin yaşam biçimleri, efsaneleri, dilleri, örf ve adetleri çoğu yerde yerel dille anlatılmış. Yerel dil o kadar güzel ifade edilmiş ki kitabı okurken sanki sevgili Ramazan'la karşılıklı konuyor gibiydik.

Kitap okumayı çok severim. İlgimi çeken bir kitabı okumaya başladığımda ise ekmekten, yemekten kesilirim. Bu kitabı okuduğum beş gün içinde, yarı aç yarı tok yaşadığımı söyleyebilirim.

Bir kitabı okurken elimde mutlaka yumuşak bir kurşun kalem bulunur. Kitapta ilgimi çeken , yeni bilgileri içeren cümlelerin altını çizerim. Bu güzelim kitap ise karalama defterine döndü elimde. Bir paragraf geçmiyor ki altını çizecek bir cümle olmasın.

Ramazan, bir yörüğün gözünü ve gönlünü okşayan zevklerinden şöyle söz etmiş:

"Kaval sesiyle geçmişe dalmak, cura sesiyle uyanmak, kemençe sesiyle sevdayı hatırlamak, tekenin kayadan kayaya sekmesi, büvelek tutmuş düvenin koşuşturması, kısrakların suya dört nala gitmesini görmek ne zevktir yörük için."

Biliyor musunuz koyunlar yayılırken bir otun tamamını yemezler, bir parçasını alıp geçerlermiş. Böylece sürüdeki diğer hayvanlara da pay bırakırlarmış. Aynı zamanda otun tamamı yenmediği için doğanın dengesi de bozulmazmış.

Kara çadır, yazın sıcak kışın soğuk olur diye bilirdim. Ama bakın nasılmış."Dağlar soğuktur, ama keçe kılından yapılan çadırın yazın gözenekleri açılır serin tutar, kışın da soğuktan, yağmurlu havalardan gözenekleri kapanır bu defa da sıcak tutar."

Kitapta Yörüklerin yaşam görüşleri de şöyle dile getirilmiş: "Eğirdiğini yüne değişen yörükler, şükreder, hallerine isyan nedir

bilmezler. Devletine sadıktır…olgundur, kabul etmesini bilir, yiğittir, merttir, mücadele etmesini bilir, uysaldır, kepenek altında yatan aslandır."

Ramazan Kıvrak çok iyi bir gözlemci ve konunun kaynağına inen bir araştırmacıdır. Bu eserinde Yörük folklorunu da ayrıntılı bir şekilde araştırılarak konulara çeşitli yorumlar getirmiştir.

İşte Yörük kültüründen bazı deyimler ve güzel sözler:

-Keçilerle teke

O da ister pıynarlı (pırnal) bir tepe,

-Koyunlarla koç,

O da ister mevsiminde göç.

-Çoban isen yalı dibinde kışla

İleşber (rençper) isen ağustosta tarlayı üçle,

Geçincemeyi bozacaksan karıyı eşle.

-Atın varsa kısrakla yarıştırma, oğlun varsa asılsızla güreştirme. ( Çünkü kısrak çişini koşarken yapıverir. Oysa at durur da yapar.)

-Yörük ve Türkmenlerin eli helal karda, gözü hakiki yardadır.

-Ak koyunun olduğu yerde yokluk olmaz.

-Sürüler ters dönünce uyuz keçi baş olur.

-Erkeği yeşil yaprak eden de gara toprak eden de garıdır.

-Alana gidenin işi ile gabaş (boynuzsuz) geçinin yaşı belli olmaz.

İşte altını çizdiğim bazı tümceler:

"İncir yaprağı deve tabanı kadar olmazsa yaz gelmezmiş."

"Olursan dekiş o evde ne kavga olur ne çekiş." (dekiş: Hangi koşulda olursa olsun, hep karısının sözüne bakan erkek için söylenen bir alay ve kınama sözü")

"Göçte devecibaşı öndeki devenin yanına gelerek ısılık çalar.Yeri bilen develer ıslık sesini duydu mu aynı anda çişlerini yaparlar. "

"Ülkemizde; dokuz binden fazla bitki, yüzotuziki memeli, dört yüzellidört kuş, yüz altı sürüngen, üçyüzkırbeş balık türü, seksen bin canlı türü vardır."

"Dünyanın var oluşundan buyana bütün canlılar birbirlerini avlar."

"Bir tavşanın bir defa kaçma şansı varken sen dokuz defa otomatik silahla ateş edersen doğru olur mu ? "

"İlahi sistemde, kuş yuvadayken o bölgeye yağmur yağmaz, kuş ıslanmasın, üşümesin, ölmesin diye."

"…soğanı bıçakla kesmezsiniz. Elinizi yumruk yapar kıntamına getirir ( yapılabilir vaziyete getirir), bir vurursunuz soğan yarılıverir. İlk eveli (önce) cücüğünü yersiniz, sonra yufkanın içine çökeleği yerleştirirsiniz..."

"…Silahın çıkıp mertliğin bozulduğu gibi patoz ve biçerdöver çıkınca da imeceler bitti, birlik beraberlik ve akrabalık dayanışması ıradı gitti. ""

…Sadakatin kaybolmaya yüz tuttuğu ihanetin doruğa çıktı

günümüzde…"

"…Avrupa ülkelerinde keçi sütü ilaç diye daha pahalıya satılıyor…"

"…Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün söylediklerini bilmeliyiz, büyük sözü tutmalıyız ki çocuklarımız da özgür, devletimiz de özgürce mutlu olarak yaşayabilsinler…"

"…Leylekler isli kirli ise buğday bol olur. Eğer beyaz apappak ise süt bol olur. Bir yere her sene aynı leylek yuva yapar. Ölünce de en büyük yavrusu yerleşir."

"…Zaten altı ay fare yılanı altı ay da yılan fareyi yermiş."

"…Koyun mantarın zehirlisini, zehirsizini bilir. Zaten ben elmanın armudun kurtlusunu alır, kurtsuz yerini yerim. Ufacık kurdu öldürmeyen beni de öldürmez derim. "

"Yörüğe sormuşlar, islamın şartı kaçtır deyi, altıdır demiş.Ve anlatmış, "Beşi inandığımız Kuran'da yazan altıncısı da yayla vaktinde yaylaya göçtür"demiş."

"…Yörüğün çadırında direk beştir, islamın şartı da beştir."

"…abuuu geliven, vara vara vardıydım beni gınayıpuoturular."

Dinlediğimiz Birçok Fatmacık Yusufçuk öyküsü vardır. Ramazan'ın babasından dinlediği öykü ise şöyle:

"…Eskiden, Fatma ve Yusuf adında iki kardeş vardır. Bunlar daha çocukken anneleri vefat eder, üvey anne eline düşerler. Zalim acımasız insafsızlık gibi bütün kötülükleri üzerinde taşıyan üvey anne çocuklara her türlü işi kesen biridir.bir gün iki kardeş koyunların birini ormanda kaybeder.Ararlar ama bir türlü bulamazlar. Akşam eve yorgun argın geldiklerinde üvey anne" koyunu bulmadan gelmeyin" diyerek çocukları karanlıkta tekrar dağa gönderir..Çocuklar gece yarılarında koyunu ne kadar da aradılarsa bulamazlar. Üvey anne korkusundan eve de dönemezler ve Allah'a dua ederler. Duaları kabul olur ve kuş olup uçarlar, dağlarda özgürce yaşamaya başlarlar. Yüzleri gözleri kaşları insana benzer. Fatmacık kuşu öterken "mor koyunu buldun mu ?" diye öter, Yusufçuk kuşu da " yok yok" diye öter."

Kıvrak yaşam öyküsünü anlatırken "…Yokluk içinde zor zahmet okuyabildim. Daha ortaokuldayken gece vardiyasında çalıştım., gündüzleri okudum.Lise çağlarında inşaatlarda tuğla taşıdım. Yemeğimiz, bir gün ak fasulye, öbür gün ala oturak fasulye diğer gün de kara fasulye idi…"

Yaklaşık yirmi yıldır Yörükler üzerine araştırma yapan, haftanın yedi günü ve ortalama on beş saat çalışmayı ilke edinen Ramazan Kıvrak; 1961 yılında Fethiye'nin Karaçulha kasabasında doğmuş. Fethiye'de krom madeninde, Muğla'da Orman müdürlüğünde, Milas'ta linyit işletmelerinde çalışmış.Son olarak Emlak bankası Fethiye şubesinden emekli olmuş. Ramazan Anadolu üniversitesi sosyal bilimler bölümünü bitirmiş.

Yörük yarenlerinin yaren başı olan Kıvrak, halen Toroslar Yörük Türkmen Federasyonu genel başkan yardımcılığı ve Fethiye Yörük Türkmen ve Kültür Derneği başkanlığını yapmaktadır.

Kıvrak bin saati aşkın Yörük Obalarımız programını hazırlayıp sundu. Çektiği belgesel filmler yerel televizyonlarda ve ART televizyonunda yayınlanmaktadır.

Fotoğraf sergileri de açan Kıvrak 1.sınıf yağlı güreş hakemidir.

Yörükler üzerine araştırmalarına devam etmektedir.

O, hep gülen yüzünle daha nice güzel eserler vermen dileğiyle…

-Ula voyn Iramazan , dedim,

-Eeey dedi.

-Bıdıraştığımız yetivsin gari, ellerine yüreğine sağlık dedim,

-Sağol ece, (ağabey) hindenkeri (şimdiden sonra)daha çok çalışcan gari dedi,

-Senin çalışmalarını "alavurt suyu" keser dedim.(Alavurt: su kabağından yapılan su içme ve kullanma kabı)

-Hıyya dedi. (evet)

-Gal salıcakla dedim, (sağlıkla kal)

-Var salıcakla dedi. (sağlıkla var)

Haberleşme:

Ramazan Kıvrak

Cumhuriyet mah. Fatih cad.Karaçulha Fethiye Muğla

0252 6464128-0532422 7015

www.yorukler.com

E-posta adresi: yorukeditor@hotmail.com

 
Toplam blog
: 165
: 646
Kayıt tarihi
: 16.02.09
 
 

Recai Şahin: 1941 yılında Fethiye- İncirköy'de doğdum. İlkokul köyümde, ortaokulu Fethiye'de okud..