- Kategori
- Dünya
İran laikleşiyor mu?

milliyet.com.tr'den...
Moskova’daki, Rusya-Türkiye-İran ortak bildirisinin ilk maddesi aynen şöyle: “İran, Rusya ve Türkiye, içerisinde pek çok etnik grubu barındıran, çok mezhepli, demokratik ve seküler bir devlet olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğini, bağımsızlığını, birliğini ve toprak bütünlüğünü tamamen destekliyor.”
Metinde geçen “seküler” kavramı, din merkezli olmayan anlamında, yani “laik” bir devlet yapısına işaret ediyor.
“Teokratik” bir devlet olarak bilinen İran, bu metni nasıl imzalamış?
Dünya değişiyor…
Demek İran da yavaş yavaş laikleşiyor veya artık laikliği problem etmiyor. Etkisi altına almak istediği devletin “demokratik ve seküler” yapısını destekleyeceğini söyleyebiliyor.
Tabii bunda Rusya’nın da biraz etkisi ve katkısı olsa gerek!
Ama yine de şaşırtıcı… Tıpkı, Türkiye’nin, “Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğini desteklemek” ifadelerinin altına imza atmasının şaşırtıcı olması gibi! Çünkü bu ifade, 6 senedir gitsin dediğimiz mevcut rejimi desteklemek anlamına gelmiyor mu?
Dünya hızla değişiyor…
Sanki dönüşü bile hızlanmış gibi!
x x x
Kitlesel şehit haberleri normalmiş gibi veriliyor
Önceki gün, El-Bab’dan 16 şehit, 33 yaralı, daha önceki gün Kayseri’den 15 şehit 23 yaralı, geçen hafta İstanbul’dan 45 şehit 155 yaralı haberleri…
Çok seyredilen televizyonların gündemine sıradan, mutat haberlermiş gibi giriyor…
Kısaca verilip diğer haberlere geçiliyor…
Biyerde hata var mı? Nerede hata yapılıyor?
Bu saldırılar önlenemez miydi?
Silahlar, patlayıcılar nasıl, nereden temin ediliyor?
Nasıl saklanıyor, olay yerlerine nasıl bu kadar kolay taşınabiliyor?
İstihbarat ve istihbarara karşı koyma (İKK) zafiyeti var mı?
Alınan tedbirler yeterli mi?
Askerin-polisin eğitimi yeterli ve uygun mu?
Fırat Kalkanı yeteri kadar kuvvetle mi yapılıyor?
ÖSO denilen yapıyla bu iş başarıya ulaştırılabilir mi?
Suriye devletiyle koordine etmeden ilerlenebilir mi, diye ne sorgulama var, ne sual!
Bunları sorgulaması beklenen, asker-polis mevzuunda duyarlı olarak bildiğimiz MHP milletvekilleri ve BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, sadece, Twitter hesaplarından “şehitlere rahmet, yaralılara acil şifa dileklerini” bildirip geçiyorlar…
Böylece millî, siyasî görevlerini, önderlik işlevlerini yerine getirmiş, ruhlarını serinletmiş, vicdanlarını rahatlatmış oluyorlar!
Tamam!
Bitti!
Terörle yaşamaya alışın diyorlardı…
Alışmışız!
x x x
Burada, din âlimlerine bir sorum olacak…
Doğrudan doğruya cennete giden şehitlerin, dünyanın süfli arzularıyla, menfaat beklentileriyle ruhlarını karartmış biz fanilerin “rahmet dilekleri”ne ihtiyaçları var mı?
Ki Arif Nihat Asya, bir şiirinde, şehitlerin ağzından şöyle sesleniyor:
“Fatihalarla İhlasların sana kalsın ey yolcum,
Bize kuşlar hatim indirmede.”
x x x
İnsanın aklına bir mısra daha geliyor, Necip Fazıl Kısakürek’e ait:
“Allah’ım sen acı bu saf millete.”
x x x
Günün çizgisi, Twitter’dan…
