- Kategori
- İş Yaşamı - Kariyer
İş hayatında Türk modeli...

Eksikliklerimiz... Ama her konuda eksikliklerimiz. İşte, evde, toplumda, tek başına, eski, yeni, ...vs. daha aklınıza ne geliyorsa!
İnsanın bulunduğu her yerde karşılaşılabilecek, "beşerdir şaşar" kâbilinden de olsa tüm negatiflikler...
İnsanların ayıplarını araştırmak, ortaya çıkarmak, yüzlerine vurmak yada ilerisi için elde koz olarak tutmak toplumumuzun büyük bir bölümü için yapılması gereken bir şey olarak bilinmese de, uygulamalar bunun tam tersini göstermektedir.
Yeri geldiğinde herkes pozitiflikler üzerine konuşsa da, hayatın içerisinde durumlar da yerler de değişir. Çoğunlukla topluma bilgi değil, istekler hakim olur.
Başkalarının eksiklikleri insanların günlük hayatlarında büyük bir ilgi uyandırır. Herkes kendisinin böyle eksiklikleri yapmayacağına, ama başkalarının yapabildiğine inanır. Yeri geldiğinde örnek davranışları kendisinin gösterebileceğini düşünür. Düşünür ama, yine de ilgisini başkalarının eksikliklerinden koparıp alamaz.
Bu durum, son derece önemli bir durumdur. Çünkü, ya iyi niyetle, ya kötü niyetle, ya yapıcı, ya yıkıcı, ya eleştirel, ya övücü... Ama muhakkak herhangi bir konudaki negatifliklerle hemen her gün iç içe yaşar gideriz.
Radyo ve televizyon programlarının da çok büyük bölümü yine bu konu üzerine yapılandırılır. Çünkü reytingler en fazla bu konu üzerine yapılan programlarda toplanır. Biz de oturup bir güzel izleriz. Kim ne yapmış, nasıl yapmış? Magazin programlarına yakalanmasak, dizilere, olmadı haber programlarına, en olmadı filmlere yakalanıveririz.
Sonunda kişisel hayatımızın hâlet-i rûhiyesi, toplumsal hayatımıza da sirayet eder. Bu da doğal bir neticedir. Negatif bir toplum olur çıkarız.
Ancak sayısal üstünlük, her zaman doğruluğu ve adaleti tek başına temsil etmeye yeterli değildir. Nitekim toplumun büyük bölümünün sevdiği, uyguladığı ve istediği her şey, o şeyin doğruluğunu ispatlayamaz. Herkesin yere tükürmesinin, yere tükürmenin doğruluğunu ispatlayamadığı gibi.
Peki, o halde ne yapılmalıdır?
Çözüm tek ve basittir. Eksik ve yanlış arayan insana kendi eksik ve yanlışları kâfidir.
İnsan, samimiyetle insan olmaya karar verince başkalarının eksikleri ile uğraşmayı bırakmak zorunda kalır. Dışarıda gördüğü eksikliklerin büyük bir bölümünün kendisinde de olabildiğini farkettiği zaman, mesaisini dışarıya değil içeriye vermeyi isteyecektir. Artık gündeminde kendi eksiklikleri vardır. Kendisiyle uğraşmaya başlar. Çünkü zamanı sadece kendi eksikliklerini tamamlamaya, yanlışlarını düzeltmeye yetecektir.
Hadisenin bu şekilde ele alınmasının neticesi ne olur? Aranan eksiklik ve yanlışlıklar kişinin kendisinde kalacağı için, kendisi haricindeki insanlara baktığında pozitiflikleri görmeye başlayacaktır. Bakış açısı değiştiğinde, negatiflikler dışarıda değil kendisinde aranacaktır. Bu durumda dışarıda da sadece pozitiflikler kalır.
Yeniden insanların iyi yönleri görülmeye başlanır. Yeniden diyoruz, çünkü tarihe bakıldığında ileri medeniyetlerin, ileri toplumların bireyden başlayarak en büyük birlikteliklerine kadar pozitif bir dayanışma içerisinde olduklarını görürüz. Yani bu durum tarih içerisinde çok kereler yaşanmıştır.
Bizim bu bakış açısını değiştirme olayını, yani negatiflikleri içeride görüp, pozitif gözlerle dışarıya bakma olayını bağlayacağımız yer ise iş hayatıdır. Çünkü ülkemizin 1980'lerden itibaren, dahili ve harici bütün olumsuzluklara rağmen gündemi iştir, ekonomidir. Çünkü ileri ülkelerin bütün sistemleri sermayenin üzerinde durmaktadır, duracaktır.
Çünkü bilim ve teknoloji sermaye olmadan gelişemez. Çünkü ekonomi altyapısı olan ülkelerin iç ve dış güvenlik sorunları rahatsız edici ve gelişmeyi önleyici boyutlarda olmaz.
Misalleri çoğaltabiliriz, çoğaltabilirsiniz. Bizim savunduğumuz, ihtiyacımız olan Türk modelinin gelişimi için en önemli temel yapı taşının nitelikli, ahlâklı, emir-komuta zinciri içerisinde bulunmaktan gocunmayan, anlayışlı ve aynı zamanda iş hayatına ait bilgileri almış ve alabilecek bireyler olduğudur.
Türk modeli bir piyasa için başlangıç noktası insanın kendisidir. Maya insandır. Bilirsiniz maya iyi ise ürün de iyi olacaktır.
İnsan kendi eksikliklerini görmeyi başardığında onları tamamlamak isteyecektir. İnsanın doğası bu yöndedir. Bu onu gayrete, gayret de sabıra ulaştırır. Sabır da mücadeledir, savaştır. Bu niyetle mücadele eden personeller, aynı zamanda mücadele eden ekipler, müesseseler, piyasalar ve sermayeler demektir.
Güvenebileceğiniz insanlar demektir. Paylaşabileceğiniz takımlar demektir. Küçük dünya menfaatleri karşılığında işinizin geleceğinin satılmaması demektir.
Başlangıç noktası bizim için insandır. İnsan için de kendisidir. Bu da eğitim ihtiyacını gündeme getirir. Öğretim bilgi için, eğitim ise nitelikli insan elde etmek içindir.
Biz de sözlerimizi klasik olarak "Eğitim Şart!" diyerek tamamlıyoruz. Annelere, babalara ve duyarlı olanlara düşen budur. Ülkemizin istikbali için, bu sefer 600 yılın da üzerinde bir hâkimiyet için bu şarttır.