Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
832
 

İşkence çadırı: "sirk"

İşkence çadırı: "sirk"
 

Genelde yarıyıl tatillerinde turneye çıkıyorlar sanırım. Allahtan hiçbir zaman gitmedim. Gitmemem bilinçli bir seçim değildi geçmişte; o bilinçli olmadığım dönemde onları izliyor olsaydım, gene de fena halde canımı sıkardı.

Şimdilerde ise baya baya nefret ediyorum. Cilalı isimlerle kutsanmaya çalışılıyor sirk dedikleri bu garip mekânlar. Ne acayip bi dünya. Bi yanda hayvan hakları için, bazı insanlar imza toplarken, hayvan hakları derken, diğer yanda başka insanlar da hayvanlara yasal olarak yapılan işkenceyi para ödeyerek izlemeye gidiyorlar. Yapılanlar nelerdir: ayılara etek giydirilir, aslanların ağzına kafa sokulur, doğadan koparılıp, şehir şehir bir kafes içinde gezdirip durulan file tek ayak üzerinde durmak öğretilir. İnsanlar da buna nedense güler! Maymunlar bisikletle tur atar. Daha neler neler. Sanırım sirkler insanın en temel duygularına hitap ediyor. Her insanın içinde az veya çok bulunan psikopatlığı dışa çıkarıyor. Trapezcileri izlerken bazı kişilerin içinden onların düşmesini, düştüğünde alacağı zevki, hazzı ne derseniz işte, gözlerinden okuyabiliyor insan. Tıpkı yaşam gibi. Yaşamda da, bir kişinin standartları düştüğünde daha önce kıskanan bazıları tarafından, “oh oldu, iyi oldu,” sevinç çığlıkları, üzgün bir maske altında kutlanmaz mı? - “Düşenin dostu olmaz” dememiş mi atalarımız?- Kimbilir, elini timsahın ağzına sokacak kadar güçlü bi insanı, “kolunu kopar da gör sen gücü, sen de bizim gibi zaaflar ve zayıflıklardan oluşan sıradan bir insansın,” düşüncesi içimizden geçendir. Ama unuttuğumuz nokta, timsahın ya da aslanın ağzına kafasını sokan kişinin eğitimli ve karşısındaki koskoca hayvanların binbir türlü işkenceden geçtikten sonra güçsüz hale getirilmesidir.

Eğer bir insan bilinçli olarak burada çalışmayı seçmediyse, onlar da benim gözümde aynı esareti yaşar. Hani duyarız sağdan soldan: annem babam sirkte çalışıyordu ve ben de bir çadırda dünyaya geldim. Kendimi bildim bileli bu işi yapıyorum, seçme şansım olmadı.

Buradaki insanların yaşam şartları nedir ne değildir bilmiyorum ama dışarıdan gördüğüm kadarıyla, kocaman hayvanların içinde kıpırdayamadıkları kafeslerde, bir şehirden diğer şehre taşınmaları bile başlı başına bi eziyet, işkence. Belli ki istenilen komutları yapmaları için, yemek, su gibi temel ihtiyaçları bile doğru dürüst verilmiyor, “insan” eğitmenleri tarafından! Daha da etkisiz kılınmaları için “insan” eğitmenleri dişlerini söker, ayak tabanlarını yakarlar.

Daha fazla bu show dedikleri nasıl seyredebilir ki? “İnsan” üstelik de çocuklarını bu zalimliğe ortak edip, çocuklara bunun masum bir gösteri olduğuna inandırarak.

Sokaklarda eskiden sahipli, cins köpeklerin, sahipsiz, yalnız, ufka bakarak telaşlı yürüyen gözlerine bakınca da, içimden neler geçiyor. Çocuklara sanki bir malmış gibi alınan hayvanlar. Öyle ya, mal dükkânda satılır. O da dükkândan alındığı için kimi evlerde o canın bi kıymet-i harbiyesi yoktur. Bakımından, sorumluğundan sıkıldığında sal sokağa gitsin. Bunu neden yaptıkları sorgulanmıyor bile. “Ne yapsın zavallı kadın bakamıyormuş, zor geliyor bakımı, ah bu geçim sıkıntısı yok mu” diyor. Bakar mısınız özrü kabahatinden büyük. Peki bütün bunları aldığında düşünmedin mi? Yoksa düşünme yeteneğini kayıp mı ettin? Yoksa “insanlık mı kayıp”

Kabahatler kanununu yazsam yeniden!

Dün de hayvanseverler Başbakanla görüştüler. Hayvanlara yapılan eziyetlerin kabahatler kanunundan çıkarılıp, TCK ya girmesi için. Kimbilir? Bakalım nasıl olacak? Haberlerde izlediğimiz kadarıyla umutlu olduklatını söylüyorlar. Umarım umutlu oluruz. Sokaklarda kedi köpek v.s. gibi hayvanlara eziyet edilmekten, mal gibi görülmekten vazgeçilir.

Biraz önce millitarih.blogspot göz gezdirdim. 1940 yılında Üsküdar’da kargaları öldürme emri çıkarılmış. Hatta bir ölü karga getirmeyene ceza kesiliyormuş. Vay vay vay! Nasıl iş bu anlamıyorum. Bazen çok acımasız olabildiğimiz gibi, bazen de kuşlar için vakıflar kuran atalarımız var? Peki hangisiyiz biz?

Ne kadar da çok yazdım dağıttım konuyu.

Sirklerden başlamıştım değil mi? Son olarak orası için aklıma geleni söyleyeyim: insanların maymun, maymunların da insan taklidi yaptığı garip bi mekân.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Küçükken dedem götürmüştü beni sirk'e. Ne o zaman ne sonra doğrusu bu konu üzerinde hiç düşünmemiştim. Ancak hani bazen ne olduğunu bilemezsin, tanımlayamazsın ve rahatsızlık, huzursuzluk duyarsın. O zaman da şimdi de sirkle ilgili bu huzursuzluğu hep hissettim. Yazdıklarını okuyunca "Bunlardı evet" dedim. Her zamanki gibi duyarlılıkla yazılmış, farkındalık yaratan yazın için teşekkürler sevgili dostum. Sevgiler...

sufi-su /Emel Yeşilkayalı 
 25.02.2011 21:12
Cevap :
Çocukken gitseydim sanırım ben de senin gibi düşünürdüm. Tuhaf bi durum bu. Küçükken hayvanlara karşı empati yapamıyoruz. Canının acıdığını, duyguları olduğunu düşünemiyor insan çocukken. Sirklerde de olağanüstü güçlü hayvanların insana boyun eğmesi büyülü geliyor sanırım. Ama "modern" dediğimiz dünyada, -orası da tartışılır ya! :)- hala bu işkence çadırlarının ortalıkta dolaşmasına sinir oluyorum. Çok teşekkür ederim dostum katkın ve beğenin için. Sevgilerimle...  26.02.2011 12:56
 

Sirk vardı bizim ?

kuzukulaa 
 25.02.2011 7:06
Cevap :
Anlamadım !  25.02.2011 21:01
 

hayvan kalmış sanki insanların. maç seyreder gibi sirk seyrediyorlar. SİRKet olmuş bunlar hayvanları mahvediyorlar kankam :( hiç sevmedim bu işi. bir de cmhrbaşkanımız seyretmeye gitti sirki. yorumsuz...

Sokrates 
 22.02.2011 14:44
Cevap :
Yaaa sorma! Daha kimler gidiyor izlemeye. Bu da oldukça acı bi durum. Bu dünya birbirini sömürmek üzere kurulmuş. Sirk de ayna tutuyor sanki. Yorumun için teşekkür ederim kankam. Sevgilerimle...  22.02.2011 21:36
 

Hayvanlara acıyorum... bizim gibi "hayvan"ların eline düştükleri için. Hiç sirke gitmedim, gitmem de... Hayvanlar "hayvanlık" yapabilir doğaldır.. Ama insanlar "hayvanlık"yaptığı zaman oturup düşünecen...

sema öztürk 
 22.02.2011 10:27
Cevap :
Sonuçta baktığımızda hepimiz insanız. Ama dünyada ne olumsuzluklar oluyor. Bütün bunları yapan da "insan" Önemli olan kötü yanları, karanlık duyguları törpüleyip "iyi insan" olmaya çalışmak. Tabii bir insanda vicdan olması çok önemli. İstese de kötülük yapamaz. Yorumun için teşekkür ederim arkadaşım. Sevgilerimle...  22.02.2011 21:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 1007
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster