​ İslam hakkında ne biliyorsunuz? (8) / İnançlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '10

 
Kategori
İnançlar
 

İslam hakkında ne biliyorsunuz? (8)

İslam hakkında ne biliyorsunuz? (8)
 

hem insanlar, hem devlet katında saygınlık kazanmış, türünün tek örneği olan bir sanatçı Zeki Müren


*Kadınların bir çeşit seks kölesi olarak kullanılmasının, iki kadının şahitliğinin bir erkeğe eşit olduğu kabulünün, dövülmesinin, kadınları haremlik selamlık olarak ayırarak varlığını toplumda görünmez kılmanın Kur’an’da yeri olduğunu zannediyorsanız.

Yüzyıllarca, Kur’an’da var olan kesin yasaklarda bile gerekirse erkekler yararına çözüm üretilmiş, erkek cinselliği adeta kutsanmış, var olan kadın hakları yok sayılmaya, kadın köle haline getirilmeye çalışılmıştır. Örneğin, Kur’an’da, kadına rahatsızlık veren bir durum olarak nitelenen, regl olan kadınla cinsel ilişki yasaklanmıştır. Ama İslam âlimleri(!) bu yasağı yok edecek fikirler ve çözümler geliştirmişlerdir. Öneriler içinde bir ilaç veya aletle kanı durdurmak da vardır. Hiç birinin aklına kadının ağrısı- sancısı olabileceği, cinsel ilişki istemeyebileceği veya adet gören kadına değil, “şehvetine hakim olamayan erkeğe” ilaç önerme fikri gelmemiştir! Bu yorumcular içinde, kocasından habersiz oruç tutup, kocanın cinsel isteğine cevap vermeyen kadının üç büyük günahtan birini işlemiş olduğunu ileri sürecek kadar sapıtmış olanlar da vardır. Kur’an’a göre Allah’ın affetmeyeceği tek günah şirktir. Cezası sonsuz cehennem olan bir başka günah ise bir masumu öldürmektir. Buna göre kocasından habersiz ibadet eden kadın, şirk veya cinayet kadar büyük bir günah işlemiş olmaktadır!

Kur’an’da, Allah’ın kadınlara, erkeklere verdiğinden daha az akıl, göz ve gönül verdiği yazmamaktadır. Yaratılmış olan her şeyden kadınların erkekler kadar nasibi vardır. Kadınların kendi gözleriyle görmek ve kendi akıllarıyla kavramak, öğrenmek yerine, evde oturup sadece erkeklerinin gördüklerini, anladıklarını dinlemek ve sadece, onların bildiklerinden kendilerine anlattıkları kadarıyla yetinmek zorunluluğu yoktur. Yine de, kadınlar ikinci plana itilmiştir.

Geçmişte olduğu gibi, bugün de dünya genelinde okuma yazma oranı kadınlarda daha düşüktür. Ticaretin içinde yer alan kadınların sayısı daha azdır. Geçtiğimiz yüzyıllarda çok daha da azdı. Kur’an’da uzun süreli ticari borçlanmada tanık olarak, “kadınlardan biri unutursa, öteki hatırlatsın” diye, iki şahit öngörülmüştür. Sonuçta ilk sorulan kadın hatırlarsa şahitliği yeterlidir. İkincisine sormaya gerek yoktur. Unutmuşsa, birincisi zaten şahit olamaz ve ikincinin şahitliğine başvurulur. Sonuçta tek kadının şahitliği erkeğinkine denktir. Burada üzerinde durulması gereken nokta, kadınların şahitliği değil, peşin ticaret dışındaki bütün anlaşmaların ve sözleşmelerin yazılı yapılması, ayrıca şahitlerinin olması, şahitliğin hakkıyla yapılması gereken bir görev olduğu, kişilerin süreç içinde unutma veya kandırılma yoluyla zarara uğramaması için tedbir alınması gerektiğine dikkat çekilmesidir.

<ı>“Ey iman sahipleri! Belirli bir süre için birbirinize borç verdiğinizde onu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın. Borç altına giren kişi de onu kayda geçirtsin ve Rabbinden sakınsın da borcundan hiçbir şey eksiltmesin. Borç altına giren, aklı ermez yahut zayıf-çaresiz biri ise yahut yazdırmaya gücü yetmiyorsa, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki kişiyi de tanık tutun. Eğer iki erkek yoksa rızanızla kabul edeceğiniz tanıklardan bir erkek ve iki kadın gerekir. Bu, kadınlardan biri şaşırırsa/unutursa ötekisi hatırlatsın diyedir. Tanıklar çağırıldıklarında çekimser davranmasınlar. Küçük veya büyük, borcu süresine kadar yazmaktan üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah katında adalete daha yakın, tanıklık için daha sağlam, kuşkuya düşmemeniz için daha elverişlidir.”(Bakara, 92/2, 282)

Erkeklerin bir derece üstünlüğü, kadınları ve çocukları korudukları ve geçimlerini sağladıkları içindir. Bu nedenle mirastan alacakları pay daha fazla tutulmuştur. Kadınların da kendilerini maddi ve manevi olarak destekleyen ve koruyan eşlerine saygılı davranmaları, nankörlük etmemeleri, eşlerini başka erkekle aldatmamaları ve flört etmemeleri istenmiştir.

<ı>“Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarında üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır; İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar; Allah’ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin! Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür.”(Nisa, 98/4, 34)

Bazı Kur’an çevirilerinde “bulundukları yerden başka yere gönderin” kısmı, “onları dövün” olarak ayrıca, “sadakatsizlik ve iffetsizlik” ise “ itaatsizlik” olarak çevrilmiş olarak yer almaktadır. Böylece, başka erkek ile flört ettiğinden şüphe edilen kadını, erkeğin en fazla bir başka yere gönderip, bulunduğu ortamdan çıkarma hakkı varken, hem kadının, kocanın herhangi bir konudaki isteğini ve emrini kayıtsız şartsız yerine getirme zorunluluğu olduğu, değil başkasıyla flört etmesini, yemeği az veya çok tuzlu yapanı bile kocanın dövebileceği gibi bir yoruma ulaşılmıştır.

Hz. Muhammet’in yaşadığı dönemde Arap toplumu içinde yaşanan ve her toplumda görülen olaylarla ilgili Kur’an ayetleri vardır. Belli olaylar karşısında alınacak tutumla ilgili açıklamalar sadece o olayı değil, aynı olay meydana geldiğinde alınması gereken doğru tavırları gösteren örneklerdir. Örneğin, Hz. Muhammet’in eşinin zina yaptığı dedikodusu yapılmıştır. Ancak, Hz.Peygamber ne diğer eşlerini, ne de hatta zina ile suçlanan eşini dövmemiş veya dövdürmemiş, olaylar netlik kazanıncaya kadar babasının evine göndermişti.

Peygamber eşlerinden de doğal davranmaları istenmiştir. Bundan erkeklerle de konuştukları anlaşılmaktadır. Yasaklanan ve ayıp sayılan sadece seksi tavırlar, işvedir.

Anadolu halkı ve tarım toplumları tarlada, bahçede kadın erkek birlikte çalışırlar. Bizim halk oyunlarımız el ele omuz omuza birlikte oynanır. Haremlik selamlık ayrımı, kadını eve kapatma Arap geleneğidir. Gelenek İslam olmadığı gibi, Araplar da üstün veya İslamı en iyi uygulayan ırk değildir. Peygamber de Araptır, Peygamber ehlibeyti torunlarını ve Hz.Ali’yi katledenler de Araplardır. Yani, ırk üstünlüğü diye bir şey yoktur. Her ırk ve hatta aile içinde iyiler ve kötüler vardır. Günah ve sevap kişiseldir. Araplaşma, daha iyi Müslüman olma anlamına gelmez.

<ı>Ey peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer korunup takvaya sarılıyorsanız sözü kırıtarak söylemeyin ki, kalbinde maraz bulunan biri ümide kapılmasın. Örfe uygun söz söyleyin. Evlerinizde de vakarlı oturun. İlk cahiliye teşhirciliği gibi kendinizi teşhir etmeyin. “(Ahzab, 97/33, 32-33)

<ı>“Ben buna karşılık sizden yakın akrabamı/ehlibeytimi sevmeniz dışında bir şey istemiyorum”(Şura, 62/42, 23)

<ı>“Çöl Arapları; küfür, parçalanma/ikiyüzlülük yönünden daha şiddetli; Allah’ın resulüne indirdiği şeylerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Çöl Araplarından öylesi vardır ki, infak ettiğini bir angarya /bir ceza ödeme sayar ve sizin başınıza belaların gelmesini bekler durur. En kötü bela onların başına olsun! Allah, çok iyi işitir, çok iyi bilir. Çöl Araplarından bazıları da Allah’a ve ahiret gününe inanır, harcadığını Allah yanında yakınlıklara ve resulün dualarına vesile edinir.”(Tevbe, 113/9, 97-99)

* Kur’an’da kadın veya erkek ayrımı yapılmaksızın, insan ilişkilerinde maddi ve manevi zarar verme yasaklanmıştır. Evli insanlar tanıklar huzurunda söz vermiş, akit imzalamış insanlardan. Kadın veya erkek, taraflardan birinin diğerini dolandırması, küçük düşürmesi insana karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilmiştir. Onun için de zarar gören tarafından talep edilebilecek bir cezası vardır. Ama cezası ölüm değildir. Siz zinanın kendiniz için bir hak olduğunu düşünüyorsanız. Veya recm diye bir cezanın varlığına, saçma sapan nedenlerle aile meclisi kararıyla verilen töre, ölüm cezalarının İslam’da yeri olduğuna inanıyorsanız.

<ı>“Zina eden kadınla zina eden erkek(...) Yüz vuruş vurun her birinin ciltlerine...”(Nur, 102/24, 2)

<ı>“iffetli kadınlara iftira atıp da dört tanık getirmeyenlere gelince, onlara hemen seksen vuruş vurun. Ve onların tanıklıklarını ebediyen kabul etmeyin.” (Nur, 102/24, 4)

<ı>“Şu bir gerçek ki, ilimsizlik yüzünden öz evlatlarını beyinsizce katledenlerle Allah’a iftira ederek, Allah’ın kendilerine verdiği rızkları haramlaştıranlar hüsrana uğramışlardır. İnan olsun, sapıtmışlardır.” (En’am, 55/6, 140)

* Kur’an’ın eşcinsellik olarak nitelendirdiği, tedavi ile düzelecek hormonsal veya psikolojik bozukluklar değil, çevrelerini genişletmelerine izin verilmeyecek, “cinsel tercih” olarak açıklanan ilişkiler gibi görünmektedir. (Birçok yerde sigara içme yasağı olması sigara içenlerin bir anlamda dışlanması, onlara eziyet etmek olarak yorumlanabilir. Ama diğer insanlara zarar vermeyi önlemede etkili bir yoldur.) Ama siz eşcinselliğin dayak, işkence veya ölümle cezalandırılması gereken bir suç olduğuna, ya da atomdan, hücreden galaksilere kadar her şeyi, bütün canlıların cinselliğini yerli yerince yaratan Allah’ın sadece insanların cinselliği konusunda yanılmış olduğuna inanıyorsanız. <ı>

<ı>“Kadınlarınızdan eşcinsellik/sevicilik yapanlara karşı içinizden dört tanık getirin; eğer tanıklık ederlerse o kadınları, ölüm canlarını alıncaya ya da Allah kendilerine bir yol açıncaya kadar evlerde tutun. Eşcinselliği içinizden iki erkek yaparsa onlara eziyet edin. Bu ikisi tövbe eder, durumlarını düzeltirlerse onlara eziyetten vazgeçin.”(Nisa, 98/4, 15-16)

 
Toplam blog
: 174
: 4451
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

1958  doğumluyum. Arkeologum. Evliyim. Çocuğum yok. Çalışmıyorum. Yıllarca çalıştıktan sonra, zam..