​ İslam Ülkelerinin Medar-ı İftiharı: Türkiye... / Dünya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '17

 
Kategori
Dünya
 

İslam Ülkelerinin Medar-ı İftiharı: Türkiye...

Dünya üzerinde 7.7 milyar insan 217 farklı ülkede yaşamakta.

Bu insan kütlesinin 2.5 milyarı Hıristiyan, 1.5 milyarı Müslüman, 35 milyonu Musevi, 1.6 milyarı dinsiz, geriye kalanlar ise Budist ve diğerleri...

Düşünebiliyor musunuz: Bu 1.5 milyarlık Müslüman kesim 57 farklı ülkede yaşarken, bu 57 ülkenin üretim kapasitesinin bir İtalya veya bir Almanya kadar olamadığını...

Dünya üzerindeki Müslümanlar dünya nüfusunun yüzde 20’sini oluştururken, dünya ekonomisine yaptıkları katkı ancak ve ancak yüzde 4.

Müslüman ülkelerin tümünün yıllık bilimsel icat/makale/patent sayıları, 7 milyon nüfusa sahip İsrail’den daha az. İsrail’in yıllık ihracatı 165 milyar dolar.

Yükte hafif pahada ağır diyebileceğimiz ileri/yüksek teknoloji isteyen ürünlerin imal edildiği alanlarda esameleri okunmayan Müslüman ülkelerinin, sosyal bilim ve diğer ilim alanlarında da “kayda değer” bir çalışmaları yok.

İşte görüyoruz Ortadoğu coğrafyasında Müslüman ülkelerin nelerle boğuştuğunu! Gerçekten de İslam ülkelerine baktığımızda, yıllardır bir kan deryasının içinde debelendiklerini, varlık içinde yokluk çektiklerini gözlemleyebilmekteyiz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Müslüman ülkelerin yoğunlukta olduğu Ortadoğu coğrafyasında, her türlü kirli tezgâh ve kumpaslara rağmen, diri ve birlik olarak “varlığını” sürdürmekte. Tabii ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti “Müslüman” bir ülke; ama anayasasında belirtildiği gibi de “laik” bir ülke. Ülkemiz, gerçekten de kan gölüne “dönüştürülmüş” Ortadoğu coğrafyasında “biricik” ve “tektir”.

Her şeyden önce, Türkiye, işleyen bir “demokrasiye” sahiptir. Yine, Ortadoğu coğrafyasındaki ülkelerle mukayese götürmeyecek düzeyde bir temel hak ve özgürlüklere de sahiptir.

* * * *

Gerçekten de 21.yy. dünyasında Müslümanlar, ORTAÇAĞ döneminin koşullarında yaşamlarını idame ettirme telaşındalar.

Hemen yanıbaşımızdaki ülkelerin durumlarına bir baktığımızda...

Irak...

Suriye...

Afganistan...

Libya...

Gerçekten de bu ülkelerde ne demokrasiden ne de temel insan haklarından bahsedebiliriz.

Acaba diye düşünüyorum... Müslüman ülkelerin bu yaşadıkları “kader” mi yoksa “akılsızlıkları” mı?

Neden Arap coğrafyasındaki insanlar da müreffeh bir yaşam sürdüremiyorlar? Neden en basit evrensel insan haklarından nasiplenemiyorlar? Bunlar, yani demokrasi olsun, hak ve hukuk olsun, adalet olsun, adil gelir dağılımı olsun, sağlıklı ve dengeli beslenme olsun, bunlar sadece Avrupalılara has şeyler mi? Bunlardan faydalanabilmek için Hıristiyan mı olmak gerek? Neden yıllardır Müslümanlar, bir acı ve gözyaşına gark olmuş durumda?

Demokrasinin değerinden faydalanmak için daha ne kadar daha beklemek zorunda İslam ülkeleri? Yukarıda sorduğum gibi, Müslümanların kaderi mi yoksulluk, yoksunluk, acı çekmek, uygar dünyadan tecrit edilmiş bir biçimde yaşamak?

Öte yandan ülkemize bakıyorum, gerçekten de bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendimi şanslı hissediyorum. Ne olursa olsun, ne denirse densin ülkemiz, siyasal olarak da sosyo-ekonomik olarak da pek çok ülkeden ileri durumda. Bunu görmemek için sanırım sadece “kör” olmak gerekir!

Tabii ki ülkemizde de eksiklikler yok mu? Var...

Yine de her şeye rağmen uygar dünyayla eşanlı yaşamakta, yine çağdaş bir demokrasiden belki nasibimizi almamış olsak da parlamenter rejimle yönetilme ayrıcalığına sahibiz.

Yine de her şeye rağmen ülkem ve mazlum ülkeler adına umudumu korumaktayım. Daha uygar bir ülkede yaşamak babında...

 
Toplam blog
: 706
: 83
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..