- Kategori
- İnançlar
İslamda Dedikodu ve Kusur Araştırma, İslam Medeniyeti
Nahl Suresi 90. Ayet, Allah, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.
Kuran’da çok yüksek bir edep çitası konulmaktadır. Her imanlı kişi, bu kurallara öğütlere kulak vermeli düşünmeli ve hayatına geçirmelidir. Bu durum, bir mükellefiyettir. Bir kişi, inanıyorum derse elbette gereğini yapmak hususunda da çaba sarf etmelidir, zaten kendisine fayda vereceği için inanıyordur.
İşte, Allah’ın öğütlerinden birisi de dedikodu yasağıdır. Dedikodu yerine çekiştirme sözcüğü de kullanılmaktadır. Şimdi, bu yasağın bir başka yönü de vardır ki, diğer bir ayette başkalarının kusurunu araştırma yasağıdır. Hadisi şerifte, bir kardeşinin kusurunu örtenin, Allah da mahşer günü kusurunu örter ifadesini; Mevlana’nın kusuru örtmede gece gibi ol sözünü burada hatırlatmak isterim.
Kusur araştırmayan insan fark edersiniz ki, dedikodu da yapmaya meyil etmez. Kusur araştıran insanlar ise dedikodu sever. Çünkü, kusur arayan onu başkalarına anlatmak hevesindedir.
Dedikodu, bir insanın hasbel kader gördüğümüz kusurunu başkalarına anlatmamak üzerinedir. Çünkü, mümin zaten kusur araştırmaz ama ola ki gördü, onu gizlemelidir. O kusur, görene verilmiş bir sır gibi düşünülmelidir, sır ise ölene kadar kişide gizli kalmalıdır.
Allah, dedikodu için ölü eti yemeye benzetmektedir. Allah’ın verdiği bu misaller dikkate şayan çok önemli hususlardır. Bir kişi dedikodu yaparken, o kişi orada bulunmadığından sanki orada ölü gibidir, ayrıca o kişi çekiştirildiği için sanki etini yiyordur. Gerçekten, müthiş bir benzetme vardır. Ayrıca, bir kişi çekiştirilirken etinin yenilmesinin manevi bir yönünden de ileri geldiğini düşünmekteyim.
Dedikodu, kul hakkı olup, helalleşilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Şayet helallik alınmadıysa, dedikodu eden Kuran’da belirtildiği üzere kul hakkı yemiş olacağından sevabından, hakkını yediği kişiye verecektir, şayet sevabı yok ise o hakkının yediği kişinin günahından alacaktır.
Nihayet, islam ahlakı ile bezenmiş olursak, büyük bir ahlak üzere olacağız ki, hiçbir inançta millette kavimde böylesine bir erdemden medeniyetten bahsedilemez.