- Kategori
- İnançlar
İslami eğitim sistemi ve bilimi

Eğitim ve öğretim davranışlarımızı belirlemede önemli bir etkendir.
Kuran'ın kendine has bir eğitim metodolojisi var mı? Allah, Vahiyle bireyi ve toplumu nasıl bir eğitim sürecinden geçiriyor? Allah'ın eğitimciliğinide kapsayan RAB adından alınması gereken ders nedir? Kuran, iman sahiplerine nasıl bir misyon yüklemekte?
İslam dünyasının en büyük eğitimcisi şüphesiz ki Hz. Muhammed'dir (SAS). Modern çağda dahi onun eğitmenliğine asla yetişilemediğini görmemiz için aradan geçen 1500 seneye rağmen yer yüzünün en çok tartışılan insanı olmasına bakmamız yeterlidir.
Bir kaç yıl boyunca gelen vahiy ile etrafında öbeklenen sadece bir kaç insanla eğitsel bir komite oluşturmuş bu komite salt anlatan ama kendini anlatılanlardan soyutlamayan ve alınan değerlerin hayata taşınması için çabalayan bir grupçukla karşılaşırız. Sağlam yetişen bu bir kaç kişi tıpkı atomun merkezinde bulunan proton ve nötron gibi bir birine yapışık vaziyette etrafında sonradan beliren ve cazibeye kapılan elektronlarla beraber tevhit atomunu oluşturduklarında bu atomun cezbesine katılan ve kapılan diğer aileler, kabileler, grup atomlarla beraber bir kovalent bağ oluşturarak ilk İslam toplumunun sağlam molekülünü oluşturdu.
Bu birlikteliği canlı tutan neydi, hangi manyetik alan onları bir arada tutmaktaydı?
Samimiyetin temeli olan AHLAK ve ADALET olgusu ortak değer olunca vahiyle gelen doğrulara düzgün bir şekilde wireless bağlantısı sağlanmıştı. Modeminde AHLAK VE ADALET sinyalleri zayıf olanların Allahla wireless bağlantısı asla gerçekleşemedi.
Müslümanların DNS ayarlarını Vahyin kodlarına göre ayarlayan bu konuda örnek teknik destek sağlayan Rasul, örnekliğinin baş koşulu olan ABD olması hasebiyle önce ABD olduğunu zaten EMİN olan görüntüsüne, zaten ahlaklı ve adil olan görüntüsüne göge düşüren Arab kültüründen gelen bazı olumsuz etkilerde ( Hz. Hamza'nın cenazesinin bıçakla doğranmasına gösterdiği adaletsiz tepki, kendisine gelen fakir kör yerine nüfuz sahibi birine tebliği seçmesi gibi ) vahyin yaptığı müdahaleler onun gerçek bir peygamber olduğunu ve vahyin gerçekten Allahtan geldiğini bize kanıtlasada hatanın herkezde olabileceğini ama mühim olanın hatada ve günahta ısrarcı olunmaması gerektiği olgusunu düşünen herbeyne aktarması bazen bilerek bazen doğallıkla hem o zamanki İslam toplumunun hem şimdiki İslam toplumunun terbiyesi bu eğitim süreciyle mümkün oldu.
Neydi Hz. Muhammed'in uyguladığı İslami Eğitim Metodolojisi?
Bunu incelediğimizde şu unsurların öne çıktığını size aktarmak istiyorum.
1- Dinamik Oluşu (Sorgulayıcı Örneklik): İslam Eğitim sistemi Hz. Muhammed'in uyguladığı önce tebliği ettiğini ve nasihatını kendin yap, hareketlendirmediğin pratiğini yapmadığın söylem statiktir. İşe yaramaz. Ayrıca bu dinamizm kesinlikle samimi şekilde başkasına öğütlerken kendisini unutmamaktan geçerki bu Kuran'ın emridir. Eğitim öğretim çağa, şartlara ve duruma göre değişken bir dinamizmi vardır ama asla meşruiyetten ve vahiysel legaliteden ayrılamaz. Yanlışı yanlış ve illegal bir metodla aktaramaz.
2-Etkendir: Kişi inandığı tevhidi değerleri gerçekleştirmede kendini geri tutmaz. Örnekliğin canlı olması görsel olması açısından anlattığı şeyi kişi kendi yaşamalıdır ki hayata müdahil ve ütopik olmayan uygulanabilir bir öğreti olduğu belli olsun (Bu yüzden Hz. Muhammed mağaradan aşağı inerek şehide mücadele verdi). Etken olabilmek ve sözün gücünün artması eğitimcinin samimi ve ahlaklı olmasıyla doğru orantıdadır.
3-Devrimci: İslami eğitim sistemi eskiyi eski olduğu için devirmez, kötü ise devirmeye çalışır, iyi olan eskiyi ayakta tutar bu anlamda Marksist ideolojinin devrime bakışından farklıdır. Hz. Muhammed, Bilimsel sosyalizme inansaydı sadece Kabe'nin içindeki putu değil Kabe'nin bizzat kendisinide yıkardı ve yerine kendi heykelini diker ona tavaf ettirirdi, her Mekke'nin fethinde şaşalı geçit törenler haccın yerini alır duygusal devrimci marşlar eşliğinde tören tamamlanırdı.
4-Eleştirel: İslami eğitim medodu asla eleştirmekten ve eleştirilmekten, sorgulamaktan ve sorgulanmaktan korkmaz. Vahiy Merkezli İslam ve Kuran kendinden emindir. Kendisini sorgulamaya kalkanlara hodri meydan der, düşünmek ön planda ve ister yapıcı ister olumsuz eleştiri ve şüpheci bilimsel yaklaşımlar olsun Kuran bunları teşvik eder ve asla bunlardan çekinmez ve korkmaz. Kuran, düşünmenin sorgulamanın önemini yüzlerce kez gündeme taşır. Bizler hala üfleme safhasında olduğumuz için bunu göremiyoruz. Buna mukabil HADİS ve Menkıbeci İslam kendinden emin değildir dogmatiktir ve eleştiriden korkar,düşünsel olmadığı için inandığı nasların asla HİKMETLERİNİ sorgulamadığı için bilmez. Geleneksel İslam ve metodolojisi eleştirden ve sorgulamadan kaçar. Herşeyi sorgusuz kabul ettirmek ve beyat ister.
5-Özgürlükçü: İnsan ve zihni özgür olduğu oranda üretken ve verimli olabilir. Elbette, despotizm ve dogmatizm İslamda hoş görülmez çünkü düşünmeyen düşünemeyen akıl Allaha Kul değil en fazla köle olarak yaklaşır. Abid ibadetini Allahın kulu değil kölesi gibi yapar. Köle istemeden hizmet eder, Kul ise severek ÖZGÜRCE hizmetini gerçekleştirir. Cennet OLMASA BİLE. Bu sebeple baskıcı ve dayatmacı eğitim sistemi düşündürmez, düşüneni suçlu sayar, düşünce suçu anayasaya girer, üretemeyen ve üniversiteleri asla evrenselliği yakalayamayan ilk 500 içine giremeyen Lokalsite'ler olur ve yereleşir. Bu bağlamda eğitim veren evrensel değerlerin yanından bile geçmeyen üniversiteler İslam Ülkelerinde yoktur onların hepsi LOKALSİTE'lerdir ve bu yüzden İslam ülkelerinde bilim üretilmez. Bu ülkelerde düşünce hür değildir ve muhalefet ve özgür düşünce hapislerde sürünür.
6-Eşitlikçi: İslam Eğitim sistemi bir kaç zeki çocuğu burslu eğitip onları reklam amaçlı birinci yapıp ortalama başarının yüksekliğini s.ktir eden bir anlayışta değildir. Öğrencisine eşitlikçi yaklaşır, öğrencisi bayansa onu iltifata boğarak enesini yükseltmez, erkekse boyuna posuna vurgu yapmaz, fiziksel görünüşten ziyade öğrencisinin akıl ve duygu dengesinin yerinde olmasını gözetir, ne aklı ne duyguyu geri planda bırakmaz. Asla öğrencilerinin babasının cukkasına göre davranmaz. Torpilci değil eşitlikçidir. Eğitimin eşit ağırlık olduğunu "İnsana hissin merkezi yürek, aklın merkezi beynin tam orta yerinden denge noktasından daha yakın olduğunu söyleyen Allahın bu sözünün ne demek olduğunu bilir". Aklı ve hissi eşit ve dengede tutamayan bireyler ve toplumlar EŞİTLİKÇİ olamazlar.
7-Direnişçi: Bu İslam Eğitim sistemi, boyun eğen pısırık, öz güvensiz adam değil, doğrudan yana olan ve doğrular için çaba harcayan, mücadele eden, samimi ve öz güvenli insanlar yetiştirir, öğrencisine eşitlikçi davrandığı için hoca egosu şişkin değildir, eğitimi veren hata yapıp yapıp "sizi denedim bakalım uyuyormusunuz diye" deme gibi samimi olmayan ve öğrenciyi ta başta kandırmaya çalışan bir sistemin içinde olmaz. Bu saçmalıkları eğitim fakültelerinde metod diye anlatmaz.
Öğrenci şayet direnişçi yetişmezse omurgasız olur. Doğruların savunmasında Bilal gibi direnişçi ve inatçı bireyler azimli olurlar. Herkezin dediğine eyvallah diyen omurgasızlardan değildir hedef eğitilen kesim.
Bu ilkeler sizce okullarımızda var mı?
Asla. Adına müfredat denilen ve öğrencileri tüm derslerden ezberci ve devletin istediği modellemelerle hayatı okutmaya çalışan bakış açısı sözde eğitim verdikçe eğitimli cahiller daha çok çıkmaktadır. Korkak, aşırı tedbirci, bişibilmeyen ama kibri bol, ne yabancı dil bilen nede Gürcistan'ın başkentini bile bilmeyen abuk subuk bir nesil yetişmekte. Neden?
Çünkü eğitim bilimi olarak Batı'nın süprüntüsü ve kırıntılarıyla sürünen kendi özgüveni olmayan, Osmanlıya bile ya küfreden ya ilahlaştıran ve ortayı tarihte bile yakalayamayan anlayış insanımızı kamplaştırmakta ve üretkenliğini mahvetmektedir.
Lise 2. sınıfta bir şiiri müfredatın istediği şekilde değil kendi bildiğim şekilde yorumladım diye not alamamıştım. Öğretmen aslında haklı olabilirsin ama sana öğretildiği şekilde yorum yazman gerek demişti. İşte eğitim bu ülkemizde.
Matematik, fizik kimya bioloji bilimleri asla Allahtan bağımsız değildir. Bu bilimlerin dünya bilimleri olarak lanse edilmeleri, pozitif bilim denmeleri sanki Din ve Ahlak derslerini Negatif gibi algılatmaktadır.
Okullarda üfürme odaklı eğitim ne Kuran ne de Siyer odaklı olmadığı için standart İslam bilgisi verilmeyince bu eğitimden çıkan bilgisiz kitleler ya Ali Kalkancı gibibir Şeyhe ya Badelemeci bir Şeyhe varmaktadır. Bunun suçlusu kim?
Bir öğretim görevlisi kendisini geçecek diye üniversitede yardımcısının önünü tıkıyorsa kendi bilminde yetersizdir ve öz güvensizdir.
Hz. Muhammed yanındaki hiç kimsenin kalbini bilerek kırmamıştır. Bir kez istemeden kırdığı kalp yüzünden Allahtan azar işitince özür dilemiştir (Abese Suresi). Biz onun bu sureyle, Vahyin eğitim metodolojisine harfiyyen uyma gayreti içinde olduğunu çabasını anlıyoruz.
Sizce Türkiye'deki İmam Hatip Okulları Gerçek Anlamda İslami Eğitim Veriyor mu?
Bu sorunun cevabı kesinlikle hayırdır.
İmam hatip lislerinden mezun olanlar düz liselere göre elbette daha dindar ve ahlaklı olsalarda kesinlikle durağan ve sorgulamaktan uzak geleneksel gözle İslama bakan, emekçi olmayan olamayan, statükocu, vatancı, evrensellikten uzak, sağcı, teslimiyetçi, kaderci, sultancı, haksızlığa ve güce daha çok boyun eğen tipte adam yetiştirmektedir. Bu okulların bu tipte müslüman yetiştirmesi Kissenger'ın hoşuna gitmiş ve Evren daha çok imam hatip okulu açmıştır. Bunun en büyük nedeni Allaha değil Devlete Kul köle olan sağcı muhafazakar milliyetçi hatta ırkçı adam tipi ortaya çıkartılmak istenmesidir.
Bu okulların 28 Şubatta kapatılmasının nedenide özellikle Bosna ve Filistin sebebiyle 90'lı yıllarda yukardaki çizgiden sapan uyanan imam hatiplilerin çoğalması sebebiyle olmuştur. Gittikçe SOSYAL DEMOKRASİ'nin ne demek olduğunu anlayan ve SOSYAL DEMOKRASİ Talep eden dindarlar ortaya çıkması AK Parti'nin bile Sosyal Dmokrasi vurgusu yapmasına yol açmış bunun vurgusunu fazlaca yapan Has Partili Numan Kurtulmuş AK Partiye alınmıştır.
Sonuçta, İslami gerçek bir eğitimden geçen bir birey el etek öpmez, liderini putlaştırmaz onun g.tünü kaldırmaz.
Sahabilerin hayatlarının çoğu bize anlatıldığı gibi değil. Onlarda bu sırat yolunda (Biz onu öte dünyada köprü sanırız hale) çok düşmüş ama ayağa kalkmıştır. Kalkabilmelerinin en büyük nedeni DAR'ÜL ERKAM'DA Aldıkları İslami eğitimdir. Kalite çokluktan önemlidir. Çünkü iyi kalite örnek numunedir, sağlam çoğaltma potansiyeli onda vardır.