- Kategori
- Güncel
Islıklar ve taşlar...

img527.imageshack.us/img527/7200/bayrak4gtza9.jpg
Milli marşımız çalınırken stadyumda 40 bin kişi marşımızı ıslıklıyor. Onların arasında kalan biz 5 kişi buna rağmen marşımızın sözlerini söylüyoruz. Ancak o kadar yoğun bir gürültü var ki kendi sözlerimizi bile duyamıyoruz. Ama onların milli marşı çalınırken biz yine saygımızı göstererek ayakta duruyoruz.
Yıl : 1987 Yer: İngiltere Wembley stadyumu. İngiltere-Türkiye milli maçı.
Orada kaldığım dönemde oynanan milli maçımızı kaçırmak bize yakışmaz düşüncesiyle gittiğimiz o maçta her ne kadar 8-0 yenildiysek de maçın başında İngiliz seyircilerin milli marşımıza yaptığı saygısızlık affedilir gibi değildi.
Tabii bu olay şimdi durup dururken aklıma gelmedi. Kendi ülkemizin bir şehrinde Milli marşımızın ıslıklanması ve hatta bölücü terör örgütünün marşının söylenmesi bizim İngiltere'de gördüklerimizden çok daha fazla acıydı.
Biz ıslığı çocukluğumuzda arkadaşlarımızı çağırmak için çalardık. O zamanki bizden daha ergen kişiler ise gördükleri güzel bir bayanın arkasından beğenilerini ifade etmek için ıslık çalarlardı. Bizim zamanımızdaki taciz o ıslıkla sınırlı kalırdı. Futbol maçlarında ise eğer takımlarımız yabancı bir takımla oynuyorsa top o takımın ayağında olduğu zaman seyirciler ıslık çalarlar. Bazen de hakemi eleştirmek için ıslığı kullanırlar. Eskiden beğeni olarak ifade edilen ıslık şimdilerde protesto olarak kullanılmaktadır. Ancak bu topraklar üzerinde yaşayan kimsenin ulusal marşımız çalarken ıslıkla protesto etme hakkı yoktur. Ben Milli marşımızı ıslıklayan insanları, kusura bakmasınlar ama düşman olarak görürüm.
Gelelim taşlara:
Uzun zamandır maça gitmiyorum. Ancak son gittiğim zamanlarda stadyuma girerken polisler bütün seyircileri teker tekar arıyorlardı. Hatta cebimizdeki bozuk paralara bile el koyuyorlardı. O paralar bildiğim kadarıyla biriktirilip, sonradan yardım kuruluşlarına veriliyordu.Stad civarında bir şey dikkatimi çekmişti. Adamın biri kurduğu tezgahta tanesi 1,5 liraya cep telefonu satıyordu. Ben "Bu fiyata telefon satılır mı" dediğimde. "Ağabey, bu konuşmalık değil, atmalık" demişti.Sahaya bir şey atacaksanız ancak bu şekilde atabiliyordunuz.
Şimdi Diyarbakır gibi şaibeli bir yerde seyircilerin üstü aranmaz mı? Bu adamlar ceplerinde taşlarla mı içeri girdiler? İlgili kişiler sahaya taş atan kişilerin betonları sökerek attıklarını söylüyorlar. Peki bu adamlar içeriye keskilerle mi girdiler? Çakı, bıçak gibi kesici aletlerle girmişlerse neden kontrol edilmediler? Edildilerse neden o aletlerle içeriye girdiler?. Beton tribünlerin elle sökülecek hali yok ya.
Eli taşa alışık bir şehirde yaşayan insanların bu şekilde davranmasına nasıl müsaade edildi? Yorumcular bu konudaki ihmali Büyükşehir Belediye Başkanında buluyorlar. Tabii Belediye başkanı bölücü örgütün en büyük destekleyicisi olursa, Milli marşımız da ıslıklanır, sahaya taşlar da atılır.
Sonuç olarak ülke kötüye gidiyor. İçimizdeki düşman da gittikçe büyüyor.