​ İspanya, finale doğru ilerliyor; rakibi, direkler engelini de aşan Portekiz! / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '12

 
Kategori
Futbol
 

İspanya, finale doğru ilerliyor; rakibi, direkler engelini de aşan Portekiz!

İspanya, finale doğru ilerliyor; rakibi, direkler engelini de aşan Portekiz!
 

İspanya, bildik tarzda oynadı.

Topun, İspanya’da daha çok kalacağı belliydi. Pas yüzdesinin de İspanya lehine olacağı da... Bu üstünlüklere karşın, daha çok koşan, İspanya olmuyor; rakipleri oluyor.

Dün gece de öyle oldu.

İspanya, topla oynadı, Fransa’yı koşturdu. Fransa etkisiz olunca, İspanya’nın gol pozisyonlarına rahat gireceği anlaşılıyordu. Ama baskı, rakibi oyalama; daha çok, orta alanda... Böyle olunca da, tribünlere ayağa kaldıracak gol pozisyonları yok.

(Tribünler ayağa kalkmıyor, ama ıslıklarla oyundan memnun olmadığını gösteriyor.)

Yoklar içinde, ilk yarıda tek bir “var”, var; o da 19. dakikada gelen gol.

Maçın sonlarına doğru, canını dişine takarak oynamak gerekir değil mi?

Gel gör ki, son direniş denecek akınlar, yok. Kuşkusuz, “yok”u, Fransızlar için söylüyoruz. Çünkü İspanya, nasıl olsa golü atmış, oyunu da istediği gibi yönlendiriyor. Ayrıca, kalede güvendiği biri var: Casillas.

*****

İspanya, santrforsuz oynuyor diye eleştiriliyor.

Adı santrfora çıkmış futbolcu yoksa, gol olmayacak sanılıyor. Ondan başkasına "gol atma izni" yokmuş gibi bir hava yaratılıyor. Oyunun gidişine göre, o bölgeye kaleci dışında birinin konacağı unutuluyor. İspanya’nın oyun tarzı, orta alanının toplu gidip gelmeleri üzerine kurulu. Gol atmak için ille de bir santrfor aranmıyor.

Öteki maçlarda olduğu gibi, bu maçta, ilk onbiri duyan, sahaya bakan, “Torres niye yok?” demiş olabilir. Fransa’nın oyun tarzında Torres’e yer olmasa gerek. Atak oynayan takımlara karşı etkili olan, sonuca giden Torres, oyunu kendi alanında benimseyen Fransa’ya karşı ne yapacak?

İspanya, orta alanda Fransa'yı oyaladıktan sonra, özellikle sağdan ataklarla Fransa kalesini yokluyor. Buna karşılık Fransa, maça asılmıyor. Asılmaya başlayınca da, “taze kuvvet” olarak Torres'in oyuna girme zamanı geldi.

Fransa’da Nasri olmayınca, oyunu İspanya kalesine yıkacak durumlar olmadı. Ribery’in çabası yeterli değildi.  Kaleye taşıdığı, ama arkadaşlarının yararlanamadığı toplar, geldiği gibi geri döndü.

Benzema, ileride alması gereken topları alamadı.

Oyuncu değişiklikleri, Fransa’yı canlandırmaya yetmiyor. Umutların uzatmalara taşınacağı sırada gelen penaltı, penaltının gole çevrilmesi, Xabi Alonso’yu “maçın adamı” yaptı.

Fransa Teknik Direktörü Laurent Blanc ne yapmak istiyordu?

Kim bilir, belki de, maç penaltılara kalır düşüncesindeydi.

*****

İspanya, yarıfinalde Portekiz’le rakip oldu.

O Portekiz ki, direkler engelini de aşan bir takım. EURO 2012‘de 4 maçta 6 kez direklere takılarak ilginç bir rekor kırdı. Ronaldo, direklere 4 kez takılırken Pepe ve Nani de birer kez takıldı.

Ronaldo, direkler engelini aşarak, takımını yarıfinale taşıyan kaptan konumunda. Böyle bir kaptanın olduğu yerde, İspanya, Fransa karşısındaki gibi rahat olacak mı?

27 Haziran Çarşamba günü ilk finalist belli oluyor.

İspanya mı, Portekiz mi?

Zevksiz İspanya-Fransa maçından sonra zevkle izleyeceğimiz bir maç olsun, yeter!

 

http://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutc@ttmail.com


 

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..