- Kategori
- Yurtdışı Tatil
İspanya gezi notları (1)

Barcelona fuar meydanı. Burada bizim minatürk gibi, önemli İspanyol binalarının küçültülmüş, maketleri var.
Ülkede olduğumuz sürece yaşananları göz ardı edemiyoruz. Bu durum ister istemez psikolojimizi olumsuz etkiliyor. Ülkemizde bir zamanlar yaşanan huzur ortamının benzerlerini görmek ise şu sıralarda ancak yurt dışında mümkün oluyor. Bu yıl ülkemiz turizm açısından en kötü dönemini yaşıyor. Turizm açısından Libya, Irak gibi ülkeler bizim gözümüzde ne ise, şu sıralarda biz de Avrupalının gözünde öyleyiz. Umarım ülkemiz en kısa zamanda bu kötü günleri geride bırakıp, aydınlık yarınlara kavuşur.
Gelelim İspanya gezimize. Daha önceki gezi notlarımda olduğu gibi fotoğraflarla izlenimlerimi burada paylaşmaya çalışacağım. Ancak blog içerisine koyduğumuz fotoğraflar bir süre sonra yok oluyor. Bu bakımdan aynı fotoğrafları galerilere kopyaladığımızda kalıcı oluyor. Burada olmadığım sürece de bloglar yine eski durumuna dönerek, en yeniler ana sayfalarımızda çıkmaya başlamış. Gayet de isabetli olmuş.
İspanya 17 özerk bölgeden oluşuyor. İlk gittiğimiz yer özerk bölge Katalonya’nın başşehri Barcelona’ydı. Barcelona, İspanya’nın ikinci büyük şehri. Birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi şehir merkezi tarihi yapılarla dolu. O kadar çok turist var ki, yollardaki kafelerde bile yer bulmak zor.

Barcelona’da, Romen, Arap ve Hıristiyan kültürlerinin zengin bir karışımı görmek mümkün. Özellikle Gaudi tarafından yapılan ve halk arasında bitmeyen kilise adıyla alınan La Sagrada Familia kilisesinin ilginç bir öyküsü var. Aslında La Sagrada Familia bir bazilika. Bu basilikanın inşaatına 1882 yılında başlanmış 1883 yılında modern mimarinin öncülerinden sayılan Gaudi bu inşaatı devralmış, fakat 1926 yılında ölünce, inşaatı yarım kalmış. İspanya’da kiliseler sadece halkın yardımı ile yapılıyor. O günden bu güne inşaat sembolik olarak devam ediyor. Şimdi devreye Japonları sokmuşlar, onlar inşaatı devam ettiriyorlar. İnşaatın tahmini bitiş süresi ise 2035 yılı olarak belirtiliyor.


Hristiyan dini yayılırken, anlatımdan çok görsel öğeler kullanılarak bu din yayılmış. Bu bakımdan Hristiyanlıkta heykeller ve resimler çok önemli bir yer tutuyor. Bu kilisede de Hz. İsa’nın bütün hayatı heykellerle anlatılıyor.
Gaudi’nin Barcelona’da yaptığı bir çok yapı var. Kendisi bu yapılardan elde ettiği bütün geliri bu bazilikaya yatırmış.
Mont Juic (Museviler Tepesi)’den eski ve ve limandaki Colon meydanı ile Kristof Kolomb heykelini kuş bakışı görmek mümkün. Ayrıca bu tepede 1992 yılında Olimpiyatların yapıldığı bir stat var. Bu stat şu anda Espanyol kulübünün maçlarını oynadığı yer.

Kristof Kolomb İspanya tarihinde önemli bir yer tutar. Aslında kendisi Genovalı bir kaşif. Yeni yerler keşfetmek istiyor. Ancak bunun için paraya ihtiyacı var. Sefere en az 3 gemiyle çıkması gerekiyor. Parasal destek için önce Portekiz’e başvuruyor. Oradan olumsuz cevap alınca, İspanya’da Kastilya kralına başvuruyor. Kral da başvurusunu kabul etmiyor. Ancak Kastilya kraliçesi İsabel, Hıristiyanlığın yayılması şartıyla kendisine parasal destek veriyor. Ancak Kristof Kolomb keşfettiği ada ve toprakların genel valisi olma şartını ileri sürüyor. Alacağı ganimetlerin ise on birini de kendisi alacaktır. İspanya’nın ekonomik durumunun bozuk olduğu bir dönemde Kristof Kolomb seferden altınlarla dönüyor. O altınların bir kısmının halen İspanya’nın Merkez Bankası kasalarında olduğu söyleniyor.

Katalan özerk bölgesinin bayrağı Küba bayrağına benziyor. Bunun da nedeni İspanya’nın son kaybettiği koloninin Küba olmasıymış. Katalanlar da onlara inat bayraklarını Küba bayrağına benzetmişler.

Madrid’de boğa güreşleri serbest iken, Katalan bölgesinde yasak. Bu yüzden Barcelona’da boğa güreşlerinin yapıldığı arenayı Katalanlar alışveriş merkezi yapmışlar.
Bir akşam gittiğimiz Flamenko şov ise gerçekten görülmeye değerdi. Hani yüksek topuklarla ayaklarını yere vurarak yaptıkları dans. Tiratlar eşliğinde güzel İspanyol dansçılar gerçekten bu dansın hakkını iyi veriyorlardı.

Tabi bu arada Barcelona takımını da unutmamak gerek. Bu yıl hem lig hem kupa şampiyonu oldular. Biz orada olduğumuz sırada Barcelona, Sevilla takımını uzatmada yenerek kral kupasının sahibi olmuştu.
Devamı bir sonraki yazıda….