- Kategori
- Kişisel Gelişim
İsrail'in bizle bağlantısı

Barış
İnsanlardan nefret ederek, beni sevemezsin.
SEVGİ ve NEFRET, yağ ve su gibidir; KARIŞMAZLAR.
Beni gerçekten sevdiğinde insanları da seversin.
Birbirinizi seversiniz.
Birbirinize karşı şefkatiniz ve anlayışınız olur.
Bir başkasını sevdiğinde, beni de sevmiş olursun.
Bu, bu kadar iç içe geçmiştir ki birbirinden ayrılamaz.
Başkaları için sevgin ne kadar büyük, Bir başkası için kendini feda etmeye hazır mısın?
Sevginin kelimelerle ifade edilmesi GEREKMİYOR;
SEVGİ eylem halindeyken görülüp hissedilebilir.
Sevgi senden yayılır. Bir IŞIK gibi herkesi ve etrafı AYDINLATIR.
Sevgi sessizliğin DİLİDİR.
Bir kelime bile konuşulmadan anlaşılıp kabul edilebilir.
SEVGİ akılla değil YÜREKLE anlaşılabilen uluslararası bir DİLDİR.
Hangi ulustan olduğun hiç önemli değildir.
Sevgiyi her zaman ifade edebilir ve tümüyle SESSİZLİK halinde İLETİŞİM kurabilirsin.
GÖZLERİN, YÜREĞİN, SÖZLERİN, HER davranışın. . KISACASI. . varlığın başka bir varlığa karşı ne hissettiğini ifade edebilir
Ne kadar küçük olursa olsun ilk adımı isteyerek at.
İyileşmeyi ve öğrenmeyi tüm içtenliğinle iste, MUCİZELER mutlaka gercekleşecektir.
KENDİNLE BARIŞ, DÜNYA SENİNLE BARIŞMAYA HAZIRDIR. (CAVİT ÇAĞ )
Facebook’ ta dün Cavit ÇAĞ’ın bir yazısını okudum, çok güzeldi. Tam da bu yazı üzerine konuşmak ve bir şeyler paylaşmak istiyordum.
Bu günlerde süre gelen olaylar var, siyaset içinde. İsrail’in yaptığı silahlı saldırı. Herkes çok haklıdır. Bunun insanı açıklaması olamaz. Ölenlerimize sonsuz rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Fakat benim değinmek istediğim nokta çok farklı. Bize yapılan hareketlerin aynısını, biz de karşı tarafa uygularsak bizim onlardan ne farkımız kalacak. Aynı şekilde tepki veriyorsak ayaklanıp, lanet dolu sözlerle ve eylemlerle karşı tarafa cevap veriyorsak bizi karşı taraf nasıl anlayacak ? Hepimiz büyük bir isyan içindeyiz ayaklanıp, bağırıp çağırıp, sloganlar atıyoruz.
Eden kendisine eder. Yapan bulur ve çeker. Unutma! Kazanmak Koca Bir Ömür İster! Kaybetmeye İse Anlık Gaflet Yeter [Hz. Mevlana]
Sadece bu olayda değil, her olayda dişe diş kana kan politikası uygulamaya çalışıyoruz. Normal hayatımızda komşumuzun yaptığına bile aynı şekilde cevap verme uğraşı içindeyiz. Bilinçaltımızda benim canımı yaktın öyle ise seni cezalandıracağım. Sana senin kötülüklerinle cevap vereceğim yada seni herkese rezil edeceğim. Peki bunun başka yolu yok mudur sizce ?
Biliyor musunuz, eğer bir kişi size saldırdığında siz bunu hemen tehtit algılıyorsanız aynı duygular mutlaka sizde de mevcuttur. Şimdi mutlaka şunu diyeceksiniz ama ben yolda gidiyordum, komşum bana durduk yere saldırdı.
Acaba bu saldırının ana nedeni ne idi ? Direk olarak seninle mi ile ilgiliydi ? Yoksa onun sorunu öncelikle kendi ile mi ilgiliydi. Biri seni sevmiyorsa hele hele sen ona hiçbir şey yapmamışsan, bunun altında mutlaka ve mutlaka öncelikle kendini sevmemek vardır. Hiç kendini gerçekten seven kişi sana durduk yere kızgınlık besler mi ?
Peki ya sen kendini gerçekten seviyor musun ? Sonuna kadar hayatı hak ettiğini ve ne kadar değerli olduğunu kabul ediyor musun ? Gerçekten seviyorsan sana diyecek bir şeyim olamaz. Ama o zaman karşındaki sana saldıranın, dediğini niye tehtit algılıyorsun? Ona niye onun gibi saldırgan tavırla cevap veriyorsun ? O kişinin doğru iletişim becerisi yoksa, sen ona sakince derdini anlatamayacak ve tam olarak sana neyin yapılmasını istediğini bilemeyecek kadar aciz misin ?
Hani bir söz vardır, benim çok sevdiğim : “Sen uzattığın eli tutmayan ele mi kızgınsın, yoksa tutulmayacak ele el uzattığın için kendine mi kızgınsın “
Yani kısacası aslında her sorun, karşı tarafa onun verdiği cevap gibi cevap vermemizde saklıdır. Şimdi bazıları, kırk yıldır kayınvalideme susuyorum daha fazla yapıyor bana diyecek. Bu da doğrudur. Ama senin susman da, kayınvalidenin ezmesi de aynı isyandandır. Beni anlamıyorlar, beni sevmiyorlar, bana değer vermiyorlar mantığı ile yapılmış eylemlerdir. Yani biz değişmeden karşı taraf hiçbir zaman değişmeyecektir.
Her zaman yazdığım bir söz var. Evrende üç iş varmış. Yaradanın işi, senin işin, benim işim…
Biz diğer ikisi ile uğraşır dururmuşuz da, kendimin işine hiç odaklanmazmışız.
EEE akıl vermek kolay da, kendini değiştirmek zor zanaat vesselam.
İslamiyet içindeki bir ülkeye, İslam evlatları olarak yardım etmeye çalışan güzel insanlar; Ben bugün size islamın hiçbir yerinde olmayan, savaş ruhundan uzak bir eylem tavsiye ediyorum. Önce kendini sev, sonra sana yapılan ile değil sükunet ve sevgiyle cevabını yansıt. Ama buna tüm hücrelerinle inanarak yap. Çünkü sonuç muhteşem olacaktır. Her şeyin başı koşulsuz sevgidir. Diğer yollar mutlak ve mutlak bir yerlerde tıkanma yapmıştır.
Çünkü hiçbir zaman karşı tarafın yerinde olmadan o eylemi ne için yapmış olduğunu tam olarak kavrayamayız. Belki de boş yere karşı tarafın yaşadıklarını bilmeden yargılamış oluruz. Tam anlayamadığımız şeyi anında yargılarsak mutlaka aynı eylemle bir gün biz de karşılaşırız. Çünkü hayat bir oyun alanıdır. İnsanın büyümesi, her duyguyu yaşaması ve yaşayarak öğrenmesi ile doğru orantılıdır. Bununla ilgili çok güzel bir Kızılderili sözü vardır;
“Birini yargılamak istediğin zaman, önce gökte üç ay değişene dek, Onun ayakkabılarıyla yürümelisin”
Sevgi ve hoşgörüyle...