İstanbul'da güzel bir oyun : '' Kendi kendine konuşmaktır aşk...'' / Tiyatro / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '12

 
Kategori
Tiyatro
 

İstanbul'da güzel bir oyun : '' Kendi kendine konuşmaktır aşk...''

İstanbul'da güzel bir oyun : '' Kendi kendine konuşmaktır aşk...''
 

Kendi kendine konuşmaktır AŞK !..

Bu gece öyle ihtiyacım var ki sana sarılmaya...

Abartıyorum seni...

Bu şehir, bu hayat, içimdeki gizli ve yabancı korkular,

Öylesine hırpalıyor ki insanı...

Öylesine korkutuyor ki...

Öylesine kimsesiz bırakıyor ki...

Abartıyorum sana duyduğum aşkı...

...

Hiçbir sevgi,hiçbir aşk lekesi saf değildir değildir ...Değil mi ?..

Bu gece, sen de aşkı abart...

Hem, sen de bilirsin...'' Kendi kendine konuşmaktır aşk !..''  (C. Ersöz )

* * * * *

Cezmi Ersöz'ün bu muhteşem şiiri, aynı ad altında,  tiyatroya uyarlanmıştı.

Geçen yıl izlemiştim İstanbul'da...

Muhteşem bir oyundu...

Sevgililer gününde sevgilisini bekleyen bir gencin yaşam anatomisi sunuluyor...

Hepimiz oyundan bir parça oluyoruz...

Sahneye çıkıyoruz farketmeden...

Geçmişimizi, geleceğimizi yargılıyoruz..

Neden böyle olduk ?..Neden bölündü, kamplaştı insanlar ?..

Sevdalar neden  kirlendi ?..

Tekrar İlkel Dönemlere mi döndü insanlık ?..

Yozlaşmalarımızın ve kirlenmelerimizin nedeni nedir ?..

İnsan neden yalnızlaştı ve korkar oldu ?..

Bir gruba dahil olmayan yok olmaya mahkum mudur ?..

Metnin anlamsal gücü ve Kürşat Alnıaçık'ın mükemmlliği oyunu sarsıcı kılıyor.

Oyunun dans kurgusu da muhteşem...

* * * * * *

Oyuna gitmeden önce, toplumsal sentezlerimizi iyi yaparak ,tiyatro eserinin tadına varabilmemiz için  Sennet'ın,''  Kamusal insanın Çöküşü '' adlı kitap okunmalıdır.

Sennet'ın kitabında neler vurgulanmaktadır ?..

''Cam panolar arkasında labirentimsi ofislerde çalışan insanlar için aslında şeffaflık mı yoksa şizofreniyi anımsatan başka bir sürecin yaşanmasına mı yol verilmektedir?

Kısacası, mekan ile kamusal insanın çöküşü arasında ciddi bağlantılar vardır ve bu bağlantılar sennett tarafından kitabında enine boyuna irdelenmiştir.

Bu bağların neler olduğunu anlamaya çalışırken sennett, sanayi kapitalizminin kentli kamusal kültürle girdiği ikili ilişkideki özelleşme; özendirmelerine, giyim kuşamda da mistifikasyona yol açtığını belirtir.

Aile, özelde de burjuva ailesi toplumun hastalıklı ve korkunç hışmından kaçmak isteyen insan toplulukları için bir güvence oldu ve mahremiyetin istikrarlı bir şekilde aile kavramı dolayımında gerçekten yaşanabileceğini kurguladılar.

Sennett'ın 1977 yılında yayımlanan kitabının can alıcı sorusu şudur :

Mahremiyetin kölesi olmanın yaşamımız üzerindeki etkisi nedir?

İnsanların, bireysel olarak ya da gruplar halinde bir içe kapanışı yaşadığı bir dönemde, aile ve/veya yakın arkadaşlarla sınırlı bir özel alan ya da faklılıkların dışlandığı yıkıcı cemaatler (etnik, dinsel, cinsel ve kendini "devrimci" ya da "radikal" olarak nitelendiren kolektif kimlik anlayışına ve ayrımcılığa dayalı bütün cemaatler) dışında bir araya gelmemeleri sonucunda yitip giden nedir?..''

* * * * * *

Kendi kendine konuşan AŞK da bunu vurguluyor gizlice...

Kürşat Alnıaçık'ın müthiş enerjisiyle...

Genlerinden gelen oyunculuk gücüyle..

Küçük Tiyatro'da...27 -31 Mart arasında yeniden sergileniyor...

Dünya Tiyatrolar Günü Kutlama Haftası içinde...

Çok etkilenirsem bir oyunu  2. kez izlerim...

İstanbul 'a gelmişken, sanatın harmanlandığı bu kentte, yıllarını tiyatro sanatına vermiş bir eğitimci olarak bu güzel oyunu, yine  ve  zevkle izleyeceğim...

 

.............

Yazan: Cezmi Ersöz
Yöneten: Serap Eyüboğlu
Dekor - Giysi Tasarımı: Serpil Tezcan
Işık Tasarımı: Ayhan Güldağları
Müzik: Vedat Sakman
Hareket Düzeni: Kürşat Alnıaçık
Asistanlar: Sena Işıldar - İsmail Kavrakoğlu
Oyuncular:
Kürşat Alnıaçık
İsmail Kavrakoğlu

İst.Dv.Tiy.Proğr .:

http://www.istdt.gov.tr/turkce/aylik_program/default.asp

 

 

 
Toplam blog
: 1521
: 1639
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..