​ İstanbul'da vapur sefası / İstanbul / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '08

 
Kategori
İstanbul
 

İstanbul'da vapur sefası

Sonunda gerçek olan bir hayalim var. Çok ufak bir hayal ama ömrüne ömür katıyor insanın. Moda’da oturan biri olarak, Sirkeci’de çalışmaya başladığımdan beri işe vapurla gidip geliyorum. Ben ki ne yalan söyleyeyim, İstanbul’da dolmuş dışında toplu taşıma kullanmayı sevmeyen birisi olarak, vapura her binişimde ister rahat rahat oturup Boğaz’akarşı çayımı yudumlayayım, ister dalgalarda hafif sallanarak ayakta durayım, trafik çilesinde değil de denizin ortasında olduğum için çok mutlu oluyorum.

Vapur’a her binişimde şehrime bir kez daha aşık oluyorum. Sirkeci’den vapura bindirip, Üsküdar’a götürdüğüm bir İngiliz arkadaşım iki kıtanın tam ortasında bulunduğu anın tadını çıkarabilmek için yol boyunca gözlerini manzaradan ayırmamıştı, ben bu şansı her gün yaşıyorum.

Daha önce İstanbul’da toplu taşıma kullanmayı sevmediğimi söylemiştim. Şimdi kendimi savunmaya geçiyorum. Bu benim şımarıklığımdan değil, bu şehirde toplu taşımanın “Halka en fazla eziyeti nasıl çektiririz?” mantığından doğmasından.

Üç yıl Almanya’da oturduğum şehirden başka bir şehirde çalıştım.

Sabahları otobüsleri istasyona gider, oradan trenle çalıştığım şehre ulaşırdım. Otobüs bir kere bile gecikmedi, ayakta kaldığımı da pek hatırlamıyorum, kokudan nefes alamaz olduğumu da… Her sabah işe ve okula gidişin yoğun olduğu saatlerde 15 dakikada bir otobüs, 5 dakikada bir metro ve aşağı yukarı 15 dakikada bir de tramvay olurdu. Yaşadığım şehir Düsseldorf, sadece 600.000 nüfusluydu, yani İstanbul’un 20’de birinden daha az. İstanbul’da da otobüsler en iyi ihtimalle 15 dakikada bir. Ancak 20 katı fazla insana hizmet ettikleri için işe gidiş ve dönüş saatlerinde hınca hınç dolular. Geçenlerde banliyö trenine binmem gerekti, değil oturacak ayakta bile duracak yer yoktu.

Bunları neden anlatıyorum? Ben hep sorunun halkımızda olduğunu düşünürdüm. Yeterince temiz kokmazlar, otobüs koltuklarını bıçaklarlar gibi klişe düşünceler… Son yıllarda fark ettim ki bizdeki toplu taşıma çilesi halktan değil, belediyelerden kaynaklanıyor. Sanki ülkemizde çiçek yetişmiyormuş gibi her yıl yurtdışından tek sezonluk lale ithal eden İstanbul Belediyesi, ne yazık ki daha fazla otobüs ve tren seferi koyacak kaynağı bulamıyor.

Şimdi fark ediyorum ki vapurun şansı sadece deniz yolunu kullanması değil, yolcularına oturacak, oturamasalar bile birbirlerine çarpmadan durabilecek alana sahip olması.

Sonuç itibariyle, benim ömrüme ömürkatan bu hayalimin gerçek olmasına çok ama çok seviniyorum. Darısı diğer İstanbulluların başına.

 
Toplam blog
: 6
: 602
Kayıt tarihi
: 20.10.08
 
 

Yazar ve diplomat olmayı hayal edip, Türkiye'deki birçok insan gibi kendini bambaşka bir meslek yapa..