- Kategori
- Kültür - Sanat
İstanbul’dan Contemporary Manzaraları

Zerrin Tekindor ressam kimliğiyle fuar katılımcıları arasındaydı.
İstanbul’dan Contemporary Manzaraları
Çağdaş İstanbul Sanat Organizasyon ve Yatırımları A.Ş. tarafından düzenlenen, bu yıl beşincisi gerçekleşen ve Türkiye’nin en büyük çağdaş sanat etkinliği unvanına sahip Contemporary İstanbul, 25–28 Kasım tarihleri arasında, Akbank Private Banking sponsorluğunda, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı Rumeli Salonları’nda gerçekleşti. Resim, heykel, seramik, video, fotoğraf, yerleştirme, gravür / kâğıt üzeri işler ve baskılardan oluşan uluslararası çağdaş sanat dünyasının ve Türk sanatseverlerin katılımı ile gerçekleşen fuarda, yurtdışından 37, Türkiye’den de 43 galeri bir araya gelirken, toplam 420 sanatçının 2 bin eseri yer aldı.
24 Kasım 2010 Çarşamba günü, gerek sanatçı gerekse sanat izleyicisinin oldukça yoğun katılımı ile gerçekleştirilen koleksiyonerlere yönelik ön izleme açılış gecesi yapıldı. Ülkemiz adına bu ve bu gibi fuarların gerçekleştirilmesi hepinizin bildiği üzere çok sevindirici bir faaliyet fakat fuarda gördüğüm bazı eksiklikleri de dile getirmeden edemeyeceğim. Açılış gecesinde elinde kadehleriyle eserleri seyre dalan seçkin konukların arasından, koskocaman tuvalleri sırtlamış görevlilerin geçmesi, böylesi büyük bir sanat organizasyonuna pek yakışan bir durum değildi. Galeri olarak mutlaka ters giden bir şeyler yaşamışlardı fakat mazeret kaldıracak bir organizasyon olmamalıydı kanımca. Gözüme çarpan aslında gözlerimin aradığı, -gözüme çarpamayan- bir başka konu ise sıradanlıktan sıyrılabilmeyi başarmış, hayatla kavgalı, protest duruşlu çalışmaların sayıca azlığıydı. Bedri Baykam, Gül Iraz ve Şükran Moral gibi sanatçıları saymazsak...
Toplumsal duyarlılığını sanatsal yaratıcılığı ile harmanlamayı başarabilmiş bir sanatçı olarak karşımıza çıkan Şükran Moral’ın da dâhil olduğu galeri Case Dell’Arte, çarpıcı işlerle sanat dünyasında adından çokça söz ettiren sanatçıları kendi bünyesinde toplamayı yine başarmıştı. Şükran Moral’ın yanı sıra Ayşegül Sağbaş ve Azade Köker de dikkatimi çeken, çarpıcı işleri olan sanatçılardandı. Fuarda Şükran Moral’ın ‘Üç Erkek İle Evlilik’ isimli video-art performansı bu konuda görülmeye değer işlerdendi. Çalışmada sanatçı, bir köy düğünü ile farklı yaş gruplarından üç erkekle evleniyor. Mardin’de çekimleri yapılan projede sanatçı dövmesi ve dekolte gelinliği ile köyün orta yerinde köylülerle beraber halay çekiyor, kendi duvağını kendi açıyor. Bekâret sembolü olarak bilinen ve gelinin beline bağlanan kırmızı kuşak ise sanatçının evlendiği erkeklerin belinde… Gelinin eşlerine para ve altın takması da ayrı bir konu. Genel itibariyle bakıldığında, herkesin eğleniyor gibi göründüğü sırandan bir köy düğünü izlenimi veriyor belki de ama verdiği mesaj sıradanın çok çok ötesinde bir başkaldırı aslında. Köy halkının da performansı ile katılımının sağlandığı bu işiyle Şükran Moral bu şekilde çarpıcı işlerde istikrarlı olursa adından çokça söz ettireceğe benziyor.
Yine Case Dell’Arte Galeri’nin sanatçılarından Ayşegül Sağbaş’ın –Faduları ile görmeye alışkın olduğumuz - bu fuarda, serinin ilki olarak sergilediği, elinde penis şekeri ile poz veren minik, bir o kadar da çok büyük, pantolonunun fermuarı açık kalmış, şişman ilginç bakışlı figürü de görülmeye değer ilginç çalışmalardandı.
Bedri Baykam’ın dördüncü boyutu da kullanarak, yeni bir postmodern estetizm açılımıyla ortaya koyduğu zamanın ve mekanın görsel boyutlarını bir illüzyon yaratımı ile bütünleştirdiği işleri de sanat izleyicisinin yoğun ilgi gösterdiği işlerdendi.
Zeynep Tanbay Dans Projesi ile ARAZ isimli grubun dans performansları da bir başka karşı duruş olarak görülebilinir fuarda. Yaşamdaki tedirginlikler üzerine kurulmuş özgün bir koreografiye sahip olan gösterinin yaratıcısı Zeynep Tanbay, bir gün barış ve hoşgörü içinde yaşanan bir dünya olduğunda farklı gösteriler üreteceğini savunuyor. Fakat grubun, Arzu Kaprol tarafından tasarlanan kıyafetlerini giymeyip de günlük kıyafetleri ile performanslarını sergilemeleri de düşündürücüydü.
Çok sayıda ünlü simanın da katıldığı fuarı, sanat takipçilerinin arttığının, ülkemizde sanatın gitgide biraz daha geniş kitlelere yayılmaya başladığının işareti olarak görmek mümkün müdür acaba? Athena Grubu, Nil Karaibrahimgil, Cem Yılmaz, Kıvanç Tatlıtuğ gibi isimlerin de sanat izleyicisi olarak katıldığı gecede Kıvanç Tatlıtuğ, fuara ressam kimliği ile katılan, “Aşk-ı Memnu dizisinden rol arkadaşı Zerrin Tekindor’u yalnız bırakmamıştı. Namı diğer “Matmazel”in birbirinden süslü ve renkli figürleri, sanatçısı gibi tüm zarafetiyle yine bakan gözlere “bravo Tekindor’a” dedirtiyordu. Dizi oyunculuğunda ve tiyatro oyunlarında sergilediği başarılı performansının yanı sıra kendine özgü tarzda yaptığı resimlerle de adından söz ettirmeyi başarıyor Zerrin Tekindor.
Devrim Erbil’in tüm eserlerini satması, Burhan Doğançay, Bedri Baykam ve Ahmet Güneş Tekin gibi ressamların eserlerini rekor denebilecek fiyatlarla satışa sunması sergiye dair basının da ilgisini çekip çokça sayıda haber yapılmasına sebep olan çarpıcı detaylardandı.
Fuarda sadece ulusal sanatçılarımız yoktu. Ülke dışından da sanatçılara ev sahipliği yapılan fuarda bu yıl, Berlin Galericiler Derneği ile yapılan işbirliği sonucu “Art from Berlin” adıyla özel bir bölüme de yer verilmişti. Bu bölümden en çok dikkatimi çeken Volker Marz isimli sanatçının ironiyi estetiğe dahil ederek ortaya koyduğu birbirinden ilginç heykelcikleriydi.
Geçen yıl “Yeni Ufuklar” isimli bir bölüm ile Suriyeli sanatçılara da yer verilen fuarda, bu yıl da yine aynı bölüm adıyla İran ya da İran dışından olup da İran sanatını sergileyen sanatçıların eserlerine yer verildi.
Sınır ötesi sanatçıları bağlamında fuarın bu yıl bir de sürprizi vardı. Bölgesel sanatı desteklemek amacı ile Ermeni sanatçıların da eserlerine yer verilmişti. Ayrıca “Edge of Arabia” isimli gezici sergi de ilk kez Contemporary aracılığı ile İstanbul’a gelmiş oldu.
İyisiyle kötüsüyle bir Contemporary da böyle geçti. Türkiye’nin en büyük çağdaş sanat etkinliği ünvanı ile Contemporary, çağdaş sanata olan ilginin yayılması, sanata karşı farkındalığın ve ülkemizde sanatsever kitlenin ve koleksiyonerliğin artması açısından büyük önem taşıyor. İstanbul’u çağdaş sanatın merkezi haline getirme amacı ile bu denli kapsamlı ve ciddi organizasyonların artması dileğiyle…
(Fuara ilişkin fotoğrafları resim galerimden izleyebilirsiniz)
Sanat ve sevgi ile…
Şöhret Doğruyol