​ İstanbul hatırası… / Yolculuk / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '07

 
Kategori
Yolculuk
 

İstanbul hatırası…

İstanbul hatırası…
 

Bir arkadaşım tarihimizi yakından görmek adına, merak ettiği Kapalı Çarşıyı, Beyazıt Camiini, Sahaflar Çarşısını ve Hat Sanatları Müzesini gezmeye karar vermiş.

Buralarda yaşadığı, şaşırdığı, üzüldüğü olayları anlattı bana…

Her birinde geçmişimizin, şanlı tarihimizin izleri olan bu yerlerde ilk şaşkınlığı genellikle kullanılmış ve eski kitaplar alınıp satılan Sahaflar Çarşısında yaşamış.

“Orasını da tüketip bitirmişiz.” diyor. “Benim tarih ve sahaf aradığım çarşıda o önemli ve değerli kitaplar yerini ticari kaygılardan dolayı dershane ve üniversite hazırlık kitaplarına bırakmış. Çok yakın bir zamanda sahaflar çarşısı da okulların tarih kitaplarında ki yerini alacak. Ya da önüne “Ah” konulan cümlelerle anılmaya başlanacak…”

İkinci olay ise İstanbul’a gelen turistlerin gezmeden antika, halı, kilim gibi hediyelik eşyalar almadan gitmediği İstanbul’un ve bir anlamda ülkemizin vitrini Kapalı Çarşı’da geçiyor.

“Beni turist zannederek “Wellcome” diyen bir satıcıya rafta beğendiğim küçük ve şirin kemik bir kutunun fiyatını sorduğumda bana “25 YTL “dedi. Kaça olur en son dediğimde ise bana cevabı ilginçti. “5 YTL”. Gerisini ve yurduma gelen turistlerin gördüğü muameleyi siz düşünün...”

Son olarak kıymetini pek de bilemediğimiz Hat Sanatları Müzesini ziyaret ediyor arkadaşım.

Burada yaşadıkları ise tarihi değerlerimizi ne kadar bilip sahiplendiğimizi de gösteriyor bizlere.

Koskoca müzede sadece Amerikalı bir turist, gişede görevli bir memur ve kendisi var.

Turist bir hat levhanın karşısında duruyor ve hattı hayranlıkla incelemeye başlıyor.

Tarihimizi öğrenmeye bizden meraklı bu turiste ise ne yazık ki eser hakkında bilgi verecek görevli yabancı dil bilmiyor.

Turistin şansına, arkadaşım Özkan İngilizce biliyor ve levhanın yanında yazan açıklamayı turiste tercüme ediyor.

“Bana karşıda duran levhanın kenarında neler yazdığını merak ettiğini sordu. 40, 45 yaşlarında ki bu adama ben o çeviriyi yaparken o şöyle fısıldıyordu.“oh my god . It can not be done by two eyes” Yani -bu iki gözle yapılmış olamaz.- Ne dediğini ben de yaklaşınca anladım ve çok şaşırdım…”

Özkan’ın anlattığına göre şaşırmasının nedeni Hat levhayı yazan hattatın 30 cm den bile zor seçilen ama gayet düzgün bir şekilde levhanın ortasında birbirine ters iki mim harfi içine, tüm Kuran’ı sığdırabilmesi. Fakat hattat bu eseri yaparken kör olmaya başlıyor. Saray hekimlerinin tüm ikazlarına rağmen eserini yarım bırakmayarak tamamlıyor ve birkaç gün sonra da ölüyor…

Geçmişimizle geleceğimiz arasında bir köprü olan tarihi ve kültürel mekânlarımız git gide değişime uğruyor.

Sanki başka bir şeyler haline geliyor.

Sanki artık o tarihten gelme değiller.

Peki, bizler gelecek kuşaklara hangi tarihi bırakacağız?

 
Toplam blog
: 31
: 1552
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

1967 Susurluk dogumluyum. Lise mezunuyum. Susurluk Belediyesi'nde görev yapıyorum. Aslında insan bir..